Buna uygun olarak pratikte, şehrin çevresinde hiçbir bitki örtüsü gelişmemiştir.Entsprechend gibt es praktisch keine Vegetation in der Umgebung der Stadt.
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.Herausgeberschaften Public Relations in Theorie und Praxis.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.An der Spitze änderte sich hingegen praktisch nichts.
Pratikte ise muhtemelen kesmiyorlar.Praktisch lässt es sich nicht zerspanen.
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.So wird in der Praxis häufig eine Mischung aus beiden Modellen angewandt.
Telekom alanındaki teorik çalışmaları pratikte test etmek ve uygulamaya dökmek amacıyla yola çıkılmıştır.Die Ergebnisse der Teamarbeit werden im konkreten Arbeitsumfeld dokumentiert und sofort umgesetzt.
Pratikte bu düşüncelerin tehlikeli olduğu kanıtlandı.En pratique, ces concepts se sont avérés dangereux.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.En pratique, Jeune Europe ne disposait pas de l'argent et du soutien populaire pour exister sur le long terme.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.En théorie, c’était une égalité parfaite, et en pratique, elle n’était pas loin de l’être.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.Dans les faits, peu de choses changèrent.
"Quinquennial" in anlamı tam olarak "her beş", ancak pratikte anlamı her dört'tür."Quinquenal" literalmente significa "cada cinco", pero en la práctica significa cada cuatro años.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.En teoría, era una igualdad perfecta, y en la práctica no estaba muy lejos de serlo.
Pratikte bazı yüzyıllar 100 yıldan daha kısa, bazıları daha uzun sürmüştür.Algunas misiones duraron menos de una década, otras duraron hasta un siglo.
ElGamal imza algoritması pratikte nadir kullanılır.El algoritmo de firma ElGamal descrito en su artículo es raramente utilizado en la práctica.
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.Teoría y práctica del derecho internacional público.
Reform girişimi hiçbir zaman resmen kaldırılmadı, ancak pratikte yavaşça etkisizleştirildi.Por supuesto, se comprende que la transición no fue abrupta, sino que se hizo en forma gradual.
Bu üretim pratikte çok öneme sahip değildi.El frente no tuvo demasiado éxito en la práctica.
Kuramda işler iyi gidiyor da bunu pratikte uygulamak kolay değil.Está funcionando bien y no lo vamos a necesitar.
Dikkat edin g'nin büyük olmasına gerek yoktur, ve pratikte genelde 2, 3 veya 5 kullanılır.Si noti come g non debba esser grande, infatti nella pratica è spesso 2 o 5.
Pratikte STARTTLS genellikle kendinden imzalı sertifikalar ile dağıtılır.Eukleidas per lo più firma i propri conii con il nome completo.
Ancak bunun ne kadar pratikte önemli olduğu hakkında bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.Non vi è alcuna evidenza scientifica della reale efficacia di tali dispositivi.
"Quinquennial" in anlamı tam olarak "her beş", ancak pratikte anlamı her dört'tür.Immagini sensoriali: corrispondono a ognuno dei cinque sensi.
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.Теория и практика связей с общественностью.
Bu nedenle şarkı bu ülkede pratikte A yüzünde yer almış oldu.Дошедшая до нас песнь обрывается в этом месте.
Pratikte bu iki modelin karışımları kullanılmaktadır.На практике проявления двух указанных подходов смешиваются.
Pratikte uzay boşluğunda uygulanan yapay yerçekimi, insanoğlu için henüz inşa edilmedi.Величественный ансамбль, спроектированный Земпером, так и не был воплощен в реальность полностью.
Pratikte ise tüm organlardaki yetkililer merkezi olarak belirlenir.В последнем случае все внутренние органы остаются на месте.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.Однако на практике это не всегда соблюдалось.
Tek bir B sınıfı elemanı pratikte nadiren bulunur.Эксклюзивная форма местоимения 1-го лица мн. числа употребляется редко.
1950 yıllarında hidrojen bombası dizaynı ile ilgili pratikte hiçbir veri yoktu.وفي عام 1950 لم يكن هناك تصميم عملي للقنبلة الهيدروجينية.
Pratikte, rs/r oranı neredeyse her zaman çok küçüktür.عملياً فإن النسبة r S r {\displaystyle {r_{S} \over r}} غالباً ما تكون صغيرة جداً.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.نظريا كانت مساواة مثالية، وحتى عمليا لم تكن بعيدة عن هذا.
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.نحو نظرية الفعل للعامة.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.وعادة ما يكون الشخص الذي يدعى هو زعيم أكبر حزب في الانتخابات السابقة.
Dikkat edin g'nin büyük olmasına gerek yoktur, ve pratikte genelde 2, 3 veya 5 kullanılır.Note que g não precisa ser necessariamente grande, e na prática seus valores são usualmente 2 ou 5.
Bu, teoride tam ve mükemmel eşitlikti, pratikte ise gerçek olmaktan çok uzak değildi.Em teoria, ela era uma perfeita igualdade, e, na prática, não estava muito longe de o ser.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.Na prática, eles podem ser vistos como uma abordagem de pensamento e ensino.
Pratikte, Genç Avrupa, maddî sıkıntılar yaşadı ve kısa süreli varlığı süresince geniş çaplı destek görmedi.Na prática, à Jovem Europa faltava-lhe o dinheiro e o apoio popular para uma existência de curta duração.
Pratikte, başbakan genellikle seçimlerdeki en büyük partinin lideri olur.De premier is meestal de leider van de grootste partij.
Pratikte bu metotlardan hiç biri hatasız değildir.Met zijn tactiek is in beginsel niets mis.
Ancak bunun ne kadar pratikte önemli olduğu hakkında bilimsel araştırmalar yapılmamıştır.Er zijn geen wetenschappelijke gegevens over het nut van deze methode.
Pratikte yüksek güvenlikli askeri hapishanelerdi ve herhangi bir suç işlemeyen mahkumlar için tasarlanmıştı.Later werd de doelgroep uitgebreid tot alle gevangenen die zonder aanklacht werden vastgehouden.
Pratikte bazı yüzyıllar 100 yıldan daha kısa, bazıları daha uzun sürmüştür.Sommige disputen zijn meer dan honderd jaar oud, terwijl anderen pas enkele jaren bestaan.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.In feite vond hierdoor te weinig verandering plaats.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.In de praktijk wordt bijna nooit volledig aan deze voorwaarden voldaan.
Dikkat edin g'nin büyük olmasına gerek yoktur, ve pratikte genelde 2, 3 veya 5 kullanılır.Zauważmy g nie musi być duże, i w praktyce wybiera się 2 lub 5.
Pratikte, çok zaman verilerin yaklaşık olarak bir normal dağılım gösteren anakütleden geldiği varsıyılır.W praktyce oznacza to, iż ściśle określony procent populacji uzyskuje dany wynik z z rozkładu normalnego.
Pratikte ise muhtemelen kesmiyorlar.Pod sady w zasadzie nie nadają się.
Pratikte hiç yağmur yağmaz.Deszcze praktycznie się nie zdarzają.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.Można ją traktować jako formę modlitwy lub ćwiczenie umysłu.
Teori ve Pratikte Halkla İlişkiler.Teoria i praktyka stosunków międzynarodowych.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.W praktyce warunek ten nie zawsze jest przestrzegany.
Bu hükümler ancak pratikte devlet tarafından cezai kovuşturmaya karşı fazla koruma sağlamaz.Däremot ger dessa bestämmelser inte något signifikant skydd i praktiken mot åtal av staten.
Sıfır frekansı için verilmişlerdir; pratikte geçirgenlik genel olarak frekansın bir bir fonksiyonudur.De är dessutom angivna för frekvensen noll; i praktiken ges permeabiliteten som en funktion av frekvensen.
Fakat pratikte verim %54 ü geçmez.Då är däremot verkningsgraden endast 50%.
İşin aslı pratikte Kızıl Ordu, tankları tekerlekli durumda çok az kullanıyordu.Röda armén var i verkligheten överlägsen tyskarna, åtminstone i stridsvagnar.
Pratikte bazı yüzyıllar 100 yıldan daha kısa, bazıları daha uzun sürmüştür.Många av ekarna är flera hundra år gamla, andra är yngre.
Fakat pratikte pek fazla bir değişim yaşanmadı.I praktiken innebar detta inte några större förändringar.
Ancak bu garantiler pratikte her zaman uygulanmamıştır.Однак, ці гарантії не завжди дотримувалися на практиці.
ElGamal imza algoritması pratikte nadir kullanılır.Цей алгоритм занадто повільний на практиці.