Nell tarım süreciyle ilgilenir... ...ve onun işi bu pratiklere dayanır.Nell is interested in agricultural processes, and her work is based in these practices.
Bu adamlar, pratik kullanımda teknolojiyi ölçeklemede başarılılar.So these guys are right on target for a practical use of scaling technology.
Daha çok enerji gibiler. Ama bazen madde olarak görmek daha pratik olabilir.They're almost like energy, but sometimes it's useful to view them as objects.
İşte bunlar bilimde kötü pratik adını vereceğim şeylere örnekler, bir çeşit eğitim merkezleri.These are examples of what I would say is bad practice in science teaching centers.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.That strange idealist had found a practical use for it at once--unerringly, as it were.
Hatırlatayım türev konusunda çok pratik yapmak gerekir. " "And I think derivatives is all about exposure, it's all about practice.
Mümkün olduğu kadar çok pratik yapmaya çalışın.So I just encourage you to do as much practice as possible.
Hiçbir pratik becerim yoktu.I had no practical skills.
Pratik yapabilirsin.You can practice.
Pratik yapabilirsin.Sadece bunu yeniden dene.You can practice. Just try it again.
Bu pratik.This is practice.
Pratik mi?Practice?
Hey.ben meşgulüm.Git ve öğrencilerle pratik yapHey, I'm busy. Go and let the students practice.
Teoride ve (keşke) pratikte seks ve kültür üzerine çevrimiçi bir dergiydi.It was in theory, and hopefully in practice, a smart online magazine about sex and culture.
Düşünüyor olmalısınız, bu pratik mi?And you wonder, is it practical?
Çok pratik yapmanın kimseye bir zararı olmaz.It never hurts to get a lot of practice.
Pratik beceri kısmını çalışalım mı?Shall we practice the practical skill portion?
Pratik beceriö suni teneffüs yapmak.The practical skill is giving CPR.
Manken üzerinde pratik yapmaktan gerçekten çok farklı.It's really different from practicing on a mannequin.
Eyvah, eyvah, kendim gibi çok yumuşak bir konu üzerine bu cennet taktik pratik!Alack, alack, that heaven should practise stratagems Upon so soft a subject as myself!--
Senin için hiçbir sadhana, hiçbir ruhsal pratik yok.No sadhana, no spiritual practice for you.
Bayes Kuralı budur, ve pratikte, baktığımızda buradaki terimi hesaplamak daha kolaydır.Here is Bayes Rule, and in practice, what we find is this term here is relatively easy to compute.
Sonuç olarak, işlere başlamak için pratik bir yoldur.So, it's a sort of a practical approach to starting on things.
Buna benzer araçlar yapmak gerçekten pratik mi?Is it really practical to make things of this sort?
Ve kimdir pratik yapan (uygulayan)?And who is the practicer also?
Gerçek zaten ne ise o, peki pratik yapan kim?If truth already is, then who is the practicer?
Gerçek kendi kendisini pratik yapıyor olamaz ki.It cannot be truth practicing.
Kim pratik (uygulama) yapıyor?Who is practicing?
Her şeyde olduğu gibi, deneyim pratik yaptıkça kazanılır.And experience comes with practice, as with anything else.
Pratik yapmak ister misin?Do you want to practice?
Hadi pratik yapalımLet's practice.
Ve yine, biraz pratik ile bunu kafanızdan yapabilirdinizAnd once again, you could probably do that in your head with a little practice.
Pratik uygulamalarda ansiklopedi kendi maliyetini çıkaracaktır.The encyclopedia will quickly pay for itself in practical applications.
İdeal yazı boyutu, bilginiz için, belki bir pratik yöntem olarak-The ideal font-size, just for you to know, maybe a rule of thumb --
Sadece pratik yapmaya devam etmelisin.You've just got to keep practicing.
Ailem pratik yapmam konusunda bana karşı katıydı.My parents were strict with me when I was practicing.
Hergün,diğer çocuklar oyun oynarken ben günde 4 saat pratik yaptım.I practiced 4 hours each day, while the other children were playing.
İngilizce'yi hergün pratik yapın ve kendinize güvenin.Make it a rule to tell yourself I can do it!
Ama pratikte bunu nasıl yaparsınız?But in practice, how do you do it?
Öyleyse size pratikte bir yetki aktarma örneği vereyim, tamam mı ?So, let me give you an example of delegation in practice, right.
Zamanla ve pratikle, git gide daha fazla özümden yaşar hale geldim.And over time and with practice, I've tried to live more and more from my essence.
Böyle pratik bir soruya cevap olarak, cesur olmak zorundayız.So in response to such a pragmatic question, we need to be bold.
Kabaca bir hesaplayayım diyorum. Bu yöntem hala daha çabuktur ve daha pratiktir.It's still quicker to do that and more practical.
Yani pratik olmak elle hesap yapmayı işe yarar kılan durumlardan biridir.So I think practicality is one case where it's worth teaching people by hand.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.And what's worse, what they're learning there isn't even practically useful anymore.
Onlar için bütün ses sınavları pratikThey practice for auditions after all.
Bunun için pratik yapmak gerekiyor.And that really just takes a lot of practice.
Metafordan, her gün kullanabileceğimiz daha pratik bir şeye nasıl geçeriz?How do we go from the metaphor to something more practical that we can really use every day?
Bunlar daha çok pratik uygulamalar.And these are more practical applications.
Kar pratik ---- "Profit practically----"
Ve pratikte de bununla karşılaşıyoruz. Gazeteciliğin tarihi de bundan ibarettir.And that's what we've found in practice, and that's what the history of journalism is.
Böylece, bizim tasarladığımız cihaz, daha az çekici Ama çok daha insani ve pratik.So, the thing that we designed, much less sexy but much more human and practical, was this.
Bu araba acemi bir şoför için... ...iyi bir pratik olabilir.This can be a good practice car... ...for novice drivers.
Saunada pratik yapmak işe yarar.Practicing at the sauna will help.
Ekipmanınızı test etmeyi ve ekipmanınızla pratik yapmayı unutmayın.Remember: Practice with and test your equipment
Fakat benim kendi pratik tecrübemden yola çıkarak söylediğim şudur:But what I'm saying from my very practical experience:
Onlar başarılı bir eğitim ve pratik aracıdır.They're glorified drill and practice.
Devamlı pratik yaparak öğreniyorsunuz.You do practice, practice, practice.
Teoride imkansız, ama pratikte mümkün.It's impossible in theory, but possible in practice.
Logaritmik özelliklerle ilgili olan bu sunuma hoşgeldiniz. Bu sunum pratik kazanmak üzerine olacak.Welcome to this presentation on logarithm properties.