Ana içeriğe geç
Sözlük

pratik ile cümle

pratik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben Tom'la Fransızca konuşmayı pratik yaptım.I practiced speaking French with Tom.
Tom pratik bir adam.Tom is a practical man.
Pratik yapmaya çalışıyorum.I'm trying to practice.
Pratik için geç kaldım.I'm late for practice.
Tek ihtiyacımız olan biraz daha pratik.All we need is a little more practice.
Pratik bir şeye ihtiyacın var.You need something practical.
Tom çok pratik değildi.Tom never was very practical.
Pratik yapıyor musun?Have you been practicing?
Sanırım okumamı pratik yapmalıyım.I think I should practice my reading.
Tom onu çok pratik yapmış olmalı.Tom must've practiced that a lot.
Tom klarnetini pratik yapıyor.Tom is practicing his clarinet.
Onu pratik yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to practice it.
Biraz daha pratik yapmalısın.You ought to practice more.
Pratik yapıyor olman gerekiyor.You're supposed to be practicing.
Folyo ile pratik yapalım.Let's practice with the foil.
Bu pratik olmaz.That wouldn't be practical.
Bu pratik yapmak için harika bir yol.This is a great way to practice.
Tom Mary'nin pratik yaptığı yeni şarkıyı söylemesini önerdi.Tom suggested that Mary sing the new song she'd been practicing.
Tom takıma katılmak için çok pratik yaptı.Tom practiced hard to make the team.
Pratik misin?Are you practical?
Tom'un sadece pratik olmaya çalıştığını düşünüyorum.I think Tom is just trying to be practical.
Sen pratik yapıyorsun, değil mi?You've been practicing, haven't you?
Tom çok pratik.Tom is very practical.
Tom sadece pratik oluyor, değil mi?Tom is just being practical, isn't he?
Tom çok pratik, değil mi?Tom is very practical, isn't he?
Tom pratik, değil mi?Tom is practical, isn't he?
Tom çok pratik, gerçekçi bir kişidir.Tom's a very practical, down-to-earth person.
Tom insanlara pratik şakalar yapmaktan hoşlanır.Tom likes playing practical jokes on people.
Tom şimdi üst katta saksafonunu pratik yapıyor.Tom is upstairs practicing his saxophone now.
Tom her gün evde pratik yaptı.Tom practiced every day at home.
Tom dün pratik yapmak için geç geldi.Tom showed up late to practice yesterday.
Türkçe konuşmayı pratik etmeye ihtiyacım var.I need to practice speaking Turkish.
Türkçe konuşarak pratik yapmaya ihtiyacım var.I need to practice speaking Turkish.
Türkçe konuşarak pratik yapmalıyım.I need to practice speaking Turkish.
Tom çok pratik bir kişi.Tom is a very practical person.
Fransızca konuşmayı daha sık pratik yapmalıyım.I need to practice speaking French more often.
Tom Jackson bu kasabayı pratik olarak inşa etti.Tom Jackson practically built this town.
Ben pratik olarak yetişkinim.I'm practically an adult.
Sanırım yeterince pratik yaptın.I think you've practiced enough.
Tom her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.Tom practices playing the violin at least thirty minutes every day.
Judoyu daha çok pratik yapmam gerekiyor.I need to practice judo more.
Her gün pratik yaptım.I practiced every day.
Daha pratik seçenekler var.There are more practical choices.
Tom'un hiçbir pratik deneyimi yoktur.Tom has no practical experience.
Bu sana pratik görünüyor mu?Does that seem practical to you?
Tom çok faza pratik yapmış olmalı.Tom must've practiced very hard.
İyi bir yazar olmak istiyorsan, yazmayı pratik yapman gerekir.If you want to become a good writer, you need to practice writing.
İyi bir seviyede olmadığımın farkındayım; bu yüzden, daha fazla pratik yapmam gerekiyor.I'm aware I'm not at a good level; therefore, I need to practice more.
Tom, konuşmasını aynanın karşısında pratik yaptı.Tom practised his speech in front of the mirror.
Sıkıldığım zaman piyanoyu pratik yaparım.I practice the piano when I'm bored.
Yapmam gerektiği kadar sık piyanoyu pratik yapmıyorum.I don't practice the piano as often as I should.
Telaffuzumu pratik yapmama yardım eder misin?Will you help me practice my pronunciation?
Ben Tom'la pratik ettim.I practiced with Tom.
Tom yetenek gösterisi için bütün hafta pratik yaptı.Tom practiced all week for the talent show.
Önerdiğin şey sadece pratik değil.What you're suggesting is just not practical.
Tom eğer isterse benim evime uğrayabilir ve benim piyanomda pratik yapabilir.Tom can come over to my house and practice on my piano if he wants to.
Tom'un pratik zekası var.Tom has a very quick mind.
O piyano sınavı için pratik yapıyor.She's practising for her piano exam.
O genellikle İngilizcesini benim üzerimde pratik yapmak istiyorHe usually wants to practise his English on me.
Tom çoğu baş zamanını gitar pratik ederek harcar.Tom spends most of his spare time practising the guitar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod