Ana içeriğe geç
Sözlük

pratik ile cümle

pratik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onun fikirleri nadiren pratiktir.His ideas are rarely practical.
Senin fikirlerin nadiren pratiktir.Your ideas are rarely practical.
Biz çok pratik yapmayız.We don't practice a lot.
Tom pazartesi günü pratik yapmaz.Tom didn't practice on Monday.
Bir dil öğrenmek her gün pratik gerektirir.Learning a language requires practice every day.
Biz çok pratik yaparız.We practice a lot.
Tom bizimle pratik yapıyor.Tom has been practicing with us.
Ustalık çocukluktan itibaren günlük pratikte yıllar gerektirir.Virtuosity requires years of daily practice from childhood.
Teoride, teori ve pratik aynı olmalıdır ama uygulamada değildirler.In theory, theory and practice should be the same, but in practice, they're not.
Tom her gün çok pratik yaptı.Tom practiced hard every day.
Her gün pratik yapman önemli.It's important that you practice every day.
Biraz daha pratik yapmak istiyorum.I want to practice a little more.
Daha çok pratik yapmalıydın.You should've practiced harder.
Bugün pratik yapmayacağım.I won't practice today.
Ben çok pratik yapıyorum.I've been practicing hard.
Esperanto öğrenmesi ve ezberlemesi kolay esnek ve pratik bir dildir.Esperanto is a flexible and practical language, easy to learn and memorize.
Tom her gün pratik yapmaya başladı.Tom started to practice every day.
Biz çok pratik yaptık.We've had a lot of practice.
Tom her gün pratik yapar.Tom practices every single day.
Pratik yapmayı unuttun mu?You forgot to practice?
Çok pratik yapıyoruz.We've been practicing hard.
Fransızcamı pratik yapmam gerkiyor.I need to practice my French.
İtmeli düğmeler, çocuk kıyafetleri için pratik bir bağlayıcıdır.Push buttons are a practical fastener for children's clothes.
Burada pratik olmaya çalışıyorum.I'm trying to be practical here.
Tom günde yaklaşık bir saat piyanoyu pratik yapmak için geçirir.Tom spends about an hour a day practicing the piano.
O en pratik yaklaşımdır.That's the most practical approach.
Bunun pratik sonuçları vardır.This has practical implications.
Pratik yapamayacağım.I won't be able to practice.
Daha pratik olmak istiyorum.I want to be more practical.
Bu pratik gerektirir.It takes practice.
Komünizm pratikte hiç işe yaramadı.Communism has never worked in practice.
Pratik çalışma için iyi bir elin var.You have a good hand for practical work.
Pratik yapmak için başka bir yer bulalım.Let's find somewhere else to practice.
Pratik yapmaya devam edersen o konuda daha iyi olursun.You'll get better at it if you keep practicing.
Tom bol bol pratik yaptı.Tom has had plenty of practice.
Ben araba kullanmayı pratik yapacağım.I'm going to practice driving.
Ben asla çok pratik değildim.I never was very practical.
Pratik yapmaya devam ettim.I kept practicing.
Eğer pratik yapmazsan bunda iyi olamazsın.You can't get good at it if you don't practice.
Eğer bunda iyi olmak istiyorsan pratik yapmak zorundasın.You have to practice if you want to get good at it.
Bu dili öğrenmek için pratik bir sebebim yok.I have no practical reason for learning this language.
İngilizcemi pratik yapmak istiyorum.I want to practise my English.
Fransızcamı pratik yapmak istiyorum.I want to practice my French.
Pratik en iyi öğretmendir.Practice is the best teacher.
Tom'un bunu yaparken çok fazla pratik yaptı.Tom has had a lot of practice doing that.
Tom bana biraz pratik tavsiye verdi.Tom gave me some practical advice.
Tom her zaman pratik yapar.Tom practices all the time.
Fransızca konuşmak için pratik yapabileceğim birini tanımıyorum.I don't know anyone I can practice speaking French with.
Pratik sınav yarından sonraki gün.The practical exam is the day after tomorrow.
Gerçekten pratik değil.It's not really practical.
Tom, anadili Fransızca olanlarla pratik yapmak istiyor.Tom wants to practice French with native speakers.
Pratik yapman gerekiyor, değil mi?You're supposed to be practicing, aren't you?
Bunu yapmakta iyi değilim çünkü asla pratik yapmıyorum.I'm not good at doing that because I never practice.
Piyano çalmakta iyi değilim çünkü asla pratik yapmıyorum.I'm not good at playing the piano because I never practice.
Asla pratik yapmadığım için piyano çalmakta iyi değilim.I'm not good at playing the piano because I never practice.
Tom paralel otoparkını pratik yaptı.Tom practiced his parallel parking.
Pratik yaparsam sadece geliştirebilirim.I can only improve if I practice.
Her gün kemençe çalıp pratik yapar.He practices playing the kemenche every day.
Önerinizin herhangi bir pratik değeri yok.Your proposal doesn't have any practical value.
Ustalığa giden yol pratikten geçer.Practice makes the master.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod