Ana içeriğe geç
Sözlük

pratik ile cümle

pratik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Teoride, teori ve pratik arasında hiçbir fark yoktur. Fakat pratikte, var.In theory, there is no difference between theory and practice. But, in practice, there is.
Bu bir dizüstü bilgisayara sahip olmak pratiktir.It's practical to have a laptop.
Yabancı bir lisan öğrenmek çok fazla pratik gerektirir.It takes a great deal of practice to master a foreign language.
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
İyi İngilizce yazma, çok fazla pratik gerektirir.To write good English requires a lot of practice.
Piyanoyu iyi çalmak için, yıllarca pratik yapmak gerekir.It takes years of practice to play the piano well.
Keman çalmak çok pratik ister.Playing the violin requires much practice.
Pratik olarak, her iki konuk için bir kilo sığır eti planlamalısınız.As a rule of thumb, you should plan on one pound of beef for every two guests.
Andy çok sıkı pratik yapmış olmalı.Andy must have practiced very hard.
Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.Your ideas are hardly practical.
Senin planının pratik olma üstünlüğü var.Your plan has the virtue of being practical.
Planın birçok pratik zorlukları var.The plan has many practical difficulties.
Birisi dünya standartlarında bir atlet olmak için her gün pratik yapmalı.One must practice every day in order to become a world-class athlete.
Planımız pratikte işe yaramadı.Our plan didn't work in practice.
Başkan pratik olmadığı için fikirden vazgeçti.The president gave up the idea because it was not practical.
Onun planı pratik değil görünüyor.His plan sounds impracticable.
Onun fikirleri her zaman çok pratiktir.His ideas are always very practical.
Onun fikirleri her zaman pratiktir.His ideas are always practical.
Onun fikri pratiktir.His idea is practical.
İngilizceyi pratik yapmak için her fırsatı kullandı.He used every chance to practice English.
O daha iyi bir iş bulabilmek için İngilizceyi pratik yapıyor.She's practicing English so she can get a better job.
O, çatıdaki kemanla sık sık pratik yapardı.She would often practice the violin on the roof.
Bana biraz pratik tavsiyeler verdi.She gave me some practical advice.
Teori ve pratik el ele gitmeli.Theory and practice should go hand in hand.
Pratik değil.It's not practical.
Benimle Japonca pratik yapar mısın?Can you practice Japanese with me?
Gelecek benim düşündüğümden çok daha pratik.The future is far more practical than I imagined.
Pratik şakacı bir osuruk yastığı olmadan olmamalı.No practical joker should be without a whoopee cushion.
Ben benim Alman konuşmamı pratik etmeme yardım etmesi için özel öğretmen tuttum.I've hired a private tutor to help me practice my German conversation.
Benim biraz daha pratik yapmam gerekir.I need to practice a little more.
Kemanı her gün pratik yapmalısın.You would have to practice the violin every day.
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
Herhangi bir sporu pratik yapıyor musun?Do you practice any sport?
Tom her gün fagot çalarak pratik yapar.Tom practices playing the bassoon every day.
Tom Mary'ye bazı pratik öneriler verdi.Tom gave Mary some practical advice.
Tom Mary'ye tubasını başka bir yerde pratik yapmasını söyledi.Tom told Mary to practice her tuba somewhere else.
Teoride her şey çok güzel ama pratikte işe yarayacak mı?It´s all very well in theory, but will it work in practice?
Ders iki bölümden oluşuyor; biri teorik, diğeri pratik.The lecture is composed by two parts, one theoretical, the other practical.
O, İnterlingua'nın pratik bir dil olacağını söyledi.He said that Interlingua would be a practical language.
O, pratik yapmak için geç saatlerde geldi.He showed up late to practice.
O, pratik için erken geldi.She showed up early for practice.
Seninle pratik yapmak istiyorum.I want to practice with you.
Sizinle pratik yapmak istiyorum.I want to practice with you.
Pratik yapalım.Let's practice.
Pratik yapmaya devam edin.Keep practicing.
Tom pratik.Tom is practical.
Sen pratiksin.You're practical.
Siz pratikte ailesiniz.You're practically family.
Tom pratik yapmaya devam etti.Tom kept practicing.
Biz sadece pratik yapıyoruz.We're just practicing.
Pratik yapıyorum.I've been practicing.
Bu pratik değil.That's not practical.
Artık pratik yapmıyorum.I don't practice anymore.
Biz pratik yapacağız.We're going to practice.
Gitarımla pratik yapıyorum.I've been practicing my guitar.
Çok pratik yaptım.I've had a lot of practice.
Pratik yapacak çok zamanım oldu.I've had a lot of time to practice.
Pratik yapacak zamanım vardı.I've had time to practice.
Pratik yaptığını anlıyorum.I see you have been practicing.
Tom yakaladığı her fırsatta Fransızca konuşmayı pratik yapar.Tom practices speaking French every chance he gets.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod