Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.De positieve wetten zijn de wetten die door de soeverein tot stand zijn gebracht.
Gram pozitif bakterilerdendir.Dit zijn de grampositieve bacteriën.
Bu kaldırışlarda her takım değişik pozisyonlar kullanabilir.Elke weg geeft unieke mogelijkheden aan het spel.
Yerelnet ^ Pozanlı Kaymakamlığı verileriInedia Verantwoord afvallen
Biri negatif diğeriyse pozitif.Sommige van deze effecten zijn positief en andere negatief.
Üniversitedeki pozisyonu onun için çok iyi bir gelişme oldu.De academie was voor hem een deceptie.
Sonuç % 99.9 pozitif çıktı.Het kreeg een belang van 49,9%.
1960'lardan sonra, Biagini radyo ve televizyonda daha çok çalıştı ve birçok magazin yayınına pozlar verdi.Sinds de jaren 60 kwam ze regelmatig op tv en radio en trad ze op in de revue.
Pozitif ateistin yaklaşımı ise, "Tanrı'nın varolması mümkün değildir" şeklindedir.Een risico hatend persoon zou daarom kunnen kiezen ‘God bestaat niet’.
Çünkü onlar başkalarının pozisyonlarını devralmak için inanılmaz istekli olacaktır.”Maar het is belangrijk dat we ook de rechten verdedigen van mensen om hun persoonlijke opvattingen te uiten".
(Kalın yazılar pol pozisyon belirtir) ^(Mis van Paus Paulus VI).
Şubat 1988 yılına kadar bu pozisyonda kaldı.Die ambtstermijn liep tot februari 1988.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.De waarheid komt steeds dichterbij en voor Jason is er geen weg meer terug...
Yeni başkent Pozsony, yani bugünkü Bratislava yapıldı.De stad Bereste, het huidige Brest, wordt gesticht.
Pozitif bir geri dönüşüm bağlantısı gelişmiş olur.Betere regeneratie remenergie.
Lucky sonunda Pozzo'ya dönüşmüştür.Uiteindelijk vertrok Cecco om bakkenist te worden bij Strub.
Takımlar son turdaki pozisyonlarına göre belirlendi.Coureurs ontvangen punten gebaseerd op hun finishposities.
Pozitif seçilim ise adaptif özelliklerin sıklığını artırır.Verbetering bij het importeren van aangepaste vormen.
Koronalar pozitif ya da negatif olabilir.De kromming kan zowel positief als negatief zijn.
Yani kinetik enerji ne olursa olsun pozitif bir ifadedir.Hiervoor gebruikt men kinetische energie.
Forvet pozisyonunda oynamaktaydı.Hij speelde op de center-positie.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Het is een radicale visie.
Pozitif tanımlı bir simetrik matris, kendi değerlerini tümü pozitiftir.Een symmetrische matrix is dan en slechts dan positief-definiet als al haar eigenwaarden positief zijn.
Enerji sakla, pozitif ol!Bespaar op energie, wees positief!
Tıpkı diğer İspanyol liberalleri gibi Goya da Fransa'nın ülkesini istilası ile güç bir pozisyona düşmüştü.Podobnie jak inni hiszpańscy liberałowie Goya znalazł się w trudnej sytuacji w obliczu francuskiej inwazji.
Diğerleri bu pozisyon hakkında çok emin değillerdir.Inni są mniej pewni jego pozycji.
Her poziyon program boyunca yalnızca bir kere kullanılabilir.Każda pozycja może być wykorzystana w programie tylko raz.
Milanolu ressam Lucio Pozzi ile evlendi, ancak dört yıl sonra eşinden ayrıldı.Poślubiła mediolańskiego malarza Lucio Pozziego, ale po czterech latach rozstali się.
(O zamanlar kadınlar akademik pozisyonlardan dışlanmışlardı).Do tego czasu kobiety były wykluczone z edukacji akademickiej.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Jego pozycja została w późniejszym czasie zagrożona przez wpływy innego potężnego eunucha Aetiosa.
Rus ordusu savunma pozisyonuna geçmişti.Wojska rosyjskie przeszły do obrony.
Koronalar pozitif ya da negatif olabilir.Korony mogą być dodatnie i ujemne.
Poznań şehri.Miasto Poznań. .
Birçok Batı Avrupa firmaları Polonya pazarına girişte Poznan ile giriş yaparlar.Wiele firm produkujących tego typu urządzenia z powodzeniem wchodzi na polski rynek.
1 saniyenin üzerinde pozlamalar için, 2, 4, 8, 15, 30 saniye mevcuttur.Zasilanie wyłącza się po 1, 2, 4, 8, 15 lub 30 min.
Tek sayıların tüm pozitif tam kuvvetleri yine bir tek sayıdır.Pozostałe ulepszalne jednostki zwiększają swoje zdolności tylko raz.
Başka bir deyişle, Güneş rüzgârları hem negatif elektronlar, hem de pozitif iyonlar içerir.Innymi słowy, wiatr słoneczny składa się zarówno z ujemnie naładowanych elektronów, jak i kationów.
Pozitif değerli bir NPS (sıfırdan yüksek) iyi iken 50’den yüksek olan bir NPS ise mükemmel değerdedir.Wartości dodatnie NPS uznawane są za wynik dobry a wartości powyżej 50 za doskonały.
Bir kişinin vajinaya, diğer kişinin de anüse girmesi; bu pozisyonun genel uygulanma şeklidir.Czy wkraczając w czyjeś życie, wiążąc się z kimś, bierzemy za tę osobę odpowiedzialność na zawsze?
Bunun için baş, geriye yatırılıp çene yukarı kaldırılır (baş-çene pozisyonu).W dolnej części są wzniesione, potem odginające się w dół.
Dekia adlı büyük bir şirket, üst düzey bir yönetici pozisyonu için yedi aday ile görüşmeler yapmaktadır.Międzynarodowa korporacja prowadzi rekrutację na stanowisko kierownicze spośród siedmiorga kandydatów.
Şiîler ise kollarını rahat pozisyonunda yanlara sarkıtırlar.Ręce gorączkowo wyrzucane przed twarzami w ich migowej kłótni.
Ona göre pozisyon alıyor.Chce w ten sposób zająć jego miejsce.
Forvet pozisyonunda görev almaktadır.Swoim zasięgiem obejmuje państwo Seszele.
Diğer 6 ve 7. pozisyonlarda da kusurlar vardır.Tak samo jest z punktami 5 oraz 6.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Stanowisko to jest radykalnym nominalizmem.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.Podczas wykonywania tych zadań wykazał duże zdolności organizacyjne i szkoleniowe.
(Bazı durumlarda birden çok pozitif ve negatif yük var olabilir.)(Próba określenia pozytywnych i negatywnych następstw).
2011 erken genel seçimlerde, Pozitif Slovenya partinin listesine seçildi.W 2011 powrócił do Zgromadzenia Narodowego z listy Pozytywnej Słowenii.
Aralık 1988'de PZPR Merkez Komitesi Sekreteri pozisyonuna yükselmesi nedeniyle Varşova'ya döndü.W grudniu 1988 wrócił do Warszawy w związku z awansem na sekretarza Komitetu Centralnego PZPR.
Biellmann pozisyonu spiral pozisyonu olarak ve buz dansı kaldırışlarında kullanılabilir.Spirala Biellmann może być wykonywana na dowolnej krawędzi łyżwy.
Gözlemlemesi sonucunda onun pozitif yönde ilerleyerek kendisini geliştirdiğini söyledi.To tylko utwierdziło ją w przekonaniu, że idzie w dobrym kierunku.
Her objektif kendine ait filmi pozluyor.Każdy z epizodów odpowiada konkretnemu filmowi.
Film hakkında genelde pozitif görüş bildirilmiştir.Odbiór filmu był na ogół pozytywny.
Ölümüne kadar, sekiz yıl boyunca bu pozisyonda görev yaptı.Urząd ten sprawował przez osiem lat, do śmierci.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.W tej sytuacji por. „Starża” był zmuszony wycofać swoją kompanię na pozycje wyjściowe.
Defans ve ön libero pozisyonlarında oynamıştır.Gra na pozycji przyjmującego lub libero.
Ayrıca bir kez pol pozisyonu kazandı.Poza tym sześciokrotnie zdobył pole position.
Uyarana yaklaşıyorsa pozitif taksi, uyarandan uzaklaşıyorsa, negatif taksidir.Ruch w kierunku bodźca to taksja dodatnia, w kierunku przeciwnym – taksja ujemna.
En ünlüsü fotoğrafcılara poz vermeyen Picasso'dur.Najbardziej znana tapeta świata to nie efekt Photoshopa.