Bu arada yer pozitif yükle yüklenir.Cette plaque est chargée positivement.
Bu pozisyonların birçoğu A. A. Troitzky tarafından çözümlenmiştir.Ces séries précoces ont été étudiées par A. Deroc.
Geçidi az kişi ile kontrol edecek bir pozisyona sahiptir........””Où nous avons le sentiment d'avoir un certain contrôle. ».
(Anahtar) (koyu renk pol pozisyonunu; italik en hızlı turu gösterir.(Les courses en gras indiquent la pole position ; les courses en italique indiquent le tour le plus rapide.
Sporlu, gram pozitif boyama gösterir.Le germe lui-même est gram positif.
Bu sonuç ise radikal pozisyondur.Les conséquences sont radicales.
Josu Sarriegi Zumarraga (doğum 19 Ocak 1979) stoper pozisyonunda oynayan İspanyol futbolcudur.Josu Sarriegi Zumarraga est un joueur de football espagnol, né le 19 janvier 1979 à Lazkao.
Ona göre pozisyon alıyor.Il parvient à prendre la place.
Bu pozisyon artistik patinajı temsil eder hale gelmiştir.Cette dernière est une vedette de patinage artistique.
Başvurduğunuz poziyondan ve kurumdan beklentileriniz nelerdir?Quels sont les besoins et les attentes collectives ?
Bunun da pozitif ve negatif şekilleri vardır.La honte a des aspects positifs et négatifs.
Rok pozisyonunda bulunan piyonlar, mümkün olduğunca hareket etmemiş olmalıdır.En une semaine les fans ont rendu l'impossible possible.
Herhangi bir pozitif n tamsayısı.VP positif caractère clé.
Bu albümün ismiyle kendi pozisyonumu tanımlıyorum.C'est de ce personnage que provient le nom de l'album.
Ancak pozitif çıkan DNA testi sonrasında iddiayı kabul etti.Un test ADN vient plus tard confirmer ses dires.
Bu sırada Fuchida emrindeki uçaklara "Tenkai" (saldırı pozisyonu al) emrini vermişti.Mais le commandant Fuchida, qui dirigeait l'attaque aérienne, se l'était fixé comme objectif.
James, Melina'ya ringde fotoğraf çektirirken saldırdı ve bacağını onun yerde yatan vücuduna koyarak poz verdi.Melina qui le modifie en plaquant l'adversaire au sol avec sa jambe.
İhtiyaç duyulduğu zamanlarda şutör gard pozisyonunda da görev yapabilmektedir.Il peut également occuper le poste de latéral gauche si nécessaire.
White, kendisi HIV pozitif olduğunu itiraf etmiştir.Marco se rend compte qu'il a le sida.
Kamyona pozisyon tahminini birkaç metre ile sağlayabilen bir GPS birimi takılabilir.Un récepteur GPS permet de déterminer la position du satellite à quelques mètres près.
Burada destek aldılar ve etkili bir savunma pozisyonu oluşturdular.Elles remplaceraient des comités consultatifs existants, en leur donnant un vrai pouvoir décisionnel.
Gravitasyonel alan negatif enerjiye madde is pozitif enerjiye sahiptir.Dans ce cas-là, l'énergie potentielle gravitationnelle est négative.
Oturarak dönüş pozisyonunda da yapılması mümkündür fakat çok tercih edilmemektedir.Elle a l'occasion de réellement se redresser à son niveau, mais ne part pas favorite.
Anlık bir pozisyonda denk geldi.Elle est arrivée au bon moment.
Aynı zamanda ilk tam-zamanlı pozisyona getirilmesi için çalıştı.Un premier documentaire avait également été tourné pour l'établissement de la travée levante provisoire.
Daha eğimli pozisyonlar, kütlenin daha yüksek olduğuna işaret eder.Mais qui dit sol plus dur, dit également rebond plus haut.
Pozitif Yaşam Derneği.The Art of Good Living.
Mor renkli bakteriler Gram pozitif, pembe-kırmızı renkli bakteriler ise Gram negatif olarak değerlendirilir.Les bactéries à Gram positif apparaîtront mauves alors que celles à Gram négatif apparaîtront roses.
Pozisyonum gereği, vokalist olmamam lazım diye düşünüyordum."Ils disaient que je ne pouvais être photographe de mode ».
Bu analizin temel amacı, başlangıç ve hedef pozisyonları arasındaki farkı azaltmaktır.L’évaluation quant à elle, mesure l’écart entre le début et la fin d’une séquence pédagogique.
Mükemmel sayı, sayılar teorisinde, kendisi hariç pozitif tam bölenlerinin toplamı kendisine eşit olan sayı.Les nombres parfaits, qui sont égaux à la somme de leurs diviseurs entiers naturels sauf lui-même.
1997 yılında Série A'da pozisyonunun en iyi futbolcusu seçildi.Élu Meilleur joueur de l'année de Serie A en 2003.
Pozitif kutup kontaklı iki röle (K1, K2) emniyetli şalter kontakları sağlar.Deux relais (K1, K2) avec des contacts à guidage forcé fournissent les contacts de commutation de sécurité.
Defans pozisyonunda görev almakta olup, Primera División ekiplerinden Sud América'da oynamaktadır.Fondé à Old Road, il joue en Premier Division.
Pozitif, destekleyici arkadaşları, yakınları davet etmek gereklidir.Leur objectif est, à l’image de supporters, d’encourager les personnes ayant besoin de soutien.
Spears daha sonra bir paparaziye poz verir, daha sonra sinirlenerek kamerayı kırar.Eminem pousse alors la caméra qui tombe elle aussi en arrière.
Takıma pivot alınmaması üzerine Don Nelson çareyi Nowitzki'yi pivot pozisyonuna kaydırmakta buldu.Il n'y a aucun compte rendu connu de la manière dont Sir Hyde Parker reçut Nelson après la bataille.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.Les milices républicaines durent, après le siège, se replier sur leurs anciennes positions.
Gece boyunca Minnesota'yı savunmak için zırhlı monitör geldi ve savaş pozisyonu aldı.Le Monitor, cherchant à protéger le Minnesota, engage le combat.
Son frizde, en sağda, erkek ve kadının erotik pozda tasvir edildiği bir sahne göze çarpmaktadır.En contrebas, à gauche, les trois Marie contemplent la scène avec effroi.
Elle ve Vogue için poz vermiştir.Pour les articles homonymes, voir Ezra et Vogel.
Bilinci kapalı ise koma pozisyonu verilerek yardım çağrılır.Si la personne est inconsciente il faut appeler les secours.
Sağ tarafta duran adamın pozu, iki erkeğin diyalog içinde olduğunu gösteriyordu.Derrière lui, à gauche, se trouvent deux autres garçons qui se moquent de lui.
İşte böylesi durumlarda pozitif ayrımcılık devreye girmektedir.Créer en quelque sorte de la discrimination positive.
Bu sisteme klasik pozlama sistemi denmektedir.Il reprend le système classique du contre-la-montre.
Üniversitede bir asistanlık pozisyonu bulmak istiyordu, böylece doktorası için araştırma yapabilecekti.Il y sera tuteur privé afin de pouvoir financer ses études.
Sağdaki şema, olası bir başlangıç pozisyonunu gösterir.Le frappeur droitier se trouve carrément dans la trajectoire d'un éventuel lancer.
Libusza Poznań'da yaşıyor.Libusza vive en Poznań.
Her pozisyon için doğru kişiyi bulmak zorundayız.Tenemos que encontrar a la persona adecuada para cada puesto.
Pozitif kalın.Sigue positivo.
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Monte que cierra la Valldigna por su vertiente sur.
Dmitry Pozharsky'nin mezarı, katedral duvarının altındadır.La tumba de Dmitri Pozharski queda junto al muro de la catedral.
The Singles 1992–2003, müzik eleştirmenleri tarafından genellikle pozitif yorumlar aldı.The Singles 1992-2003, en general fue bien recibida por los críticos de música.
Ardından, parti içinde yerel liderlik pozisyonlarına yükseldi.Posteriormente, se elevó a posiciones de liderazgo local en el partido.
Sonra güçtü pozisyonu, bir diğer güçlü hadım Aetios tarafından tehdit edilmiştir.Su propia posición quedó luego amenazada por el ascenso de otro poderoso eunuco, Aecio.
Pozitron Carl Anderson tarafından 1932'de gözlemlendi.El positrón fue observado por primera vez por Carl Anderson en 1932.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.Las poses y expresiones de sus figuras son más estiradas y formales que las de Canova.
Ordunun bu atak için görevlendirilen güçlerinden sadece %10'u başlama pozisyonuna geri çekilmeyi başardı.Sólo el 10 % de dicho Ejército consiguió retirarse a las posiciones iniciales.
Buna benzer pozisyonlar sadece 2 km güneydeki plajlara da konuşlandırılmıştı.Posiciones similares fueron hechas a lo largo de 3 km del tramo de playas.
Pozitif ve Negatif olmak üzere iki tür elektriksel yük vardır.Existen dos tipos de carga eléctrica, que se han denominado cargas positivas y negativas.