Ana içeriğe geç
Sözlük

potansiyel ile cümle

potansiyel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Potansiyel bariyer, bir anlamda, gerçek bir biyomateryal bariyer şeklinde var olabilir.The potential barrier, in some sense, can come in the form of an actual biomaterial barrier.
Bu kapasitans, potansiyel bariyer olarak bilinen potansiyel enerjiye benzer.The capacitance is akin to potential energy, or what is known as a potential barrier.
Kosova, dağ turizminin gelişimi için büyük bir potansiyele sahiptir.Kosovo has a great potential for development of mountain tourism.
O, sosyal ve politik olarak iyi biliniyor ve gelecekteki potansiyel bir başbakan olarak görülüyor.He is socially and politically well known, and seen as a potential future prime minister.
Ek hipotez, belgesel hipotezin potansiyel bir ardılıdır.The supplementary hypothesis, one potential successor to the documentary hypothesis
Sirkin altındaki kemerler, fahişeler veya potansiyel fahişeler için favori bir yerdi.The arches under the circus were a favorite location for prostitutes or potential prostitutes.
Bir donanım işlevselliği tarama gereksinimi, potansiyel olarak açık kaynaklı donanımı kapatabilir.A hardware functionality scan requirement could potentially shut out open-source hardware.
Potansiyel olarak 2041 ve 2048 yılları arasında değiştirilebilir veya tadil edilebilir.[2][3][4]It could potentially be modified or amended between the years 2041 and 2048.[15][16][17]
Çevrilen metin üzerinde potansiyel ve varsa muhtemelen bilinçsiz bir etki vardır.There is a potential, and, if present, probably an unconscious effect on the translated text.
Bir selülit şeklidir ve potansiyel olarak ciddi seyredebilir. [1] [2] [3]It is a form of cellulitis and is potentially serious.[1][2][3]
Belgede bu tür silahların ABD savaş planlarındaki potansiyel rolü açıklanmaktadır.[1][2]The document describes a potential role for such weapons in U.S. warfighting plans.[8][9]
Foliküldeki oosit, potansiyel döllenmeye hazırlanmak için olgunlaşır.The oocyte in the follicle matures to prepare for potential fertilisation.
Valilik seçimlerinde 41197 potansiyel seçmenden yalnızca 21991'i oy kullandı. [1] [2]Only 21,991 out of 41,197 potential electors voted in the gubernatorial election.[15][16]
Beethoven, evin verandasını parçalayarak onu potansiyel tehlikeden uzaklaştırır.Beethoven destroys the house's patio deck, removing her from potential danger.
Simyacılar, gerçek ve potansiyel olmak üzere iki tür kireçlenmeyi ayırt ettiler.Alchemists distinguished two kinds of calcination, actual and potential.
Potansiyel zararlı cisimPotentially hazardous asteroid
Çok Yüksek Sıcaklık Reaktörü (VHTR) potansiyel olarak yüksek kaliteli proses ısısı sağlayabilir.The Very High Temperature Reactor (VHTR) potentially can provide high quality process heat.
Mevcut nükleer atıkları yakma ve elektrik üretme potansiyeli: kapalı bir yakıt döngüsü.Potential to burn existing nuclear waste and produce electricity: a closed fuel cycle.
Tecrübesiz bir şoför potansiyel bir tehlikedir.Ein unerfahrener Lenker stellt eine potentielle Gefahr dar.
RPZ tek başına potansiyel risklerin değerlendirilmesi için uygun değildir.Die RPZ allein ist zur Beurteilung von Risikopotentialen nicht geeignet.
Tehlike; muhtemel, potansiyel zarar kaynağıdır.Gefährdung: Potenzielle Schadensquelle.
List'e göre dördüncü seviyediki ülkelerin beşinci seviyeye gelişme potansiyelleri vardı.Die Länder der vierten Stufe hatten nach List das Potential, sich zur fünften Stufe weiterzuentwickeln.
Ticari bir potansiyele sahip değildir.Kommerzielle Anbieter haben keine Chance.
İlk terim kinetik enerjiyi, ikinci terim ise potansiyel enerjiyi temsil eder.Der erste Summand ist die kinetische Energie, der zweite die potentielle Energie.
İstanbul'un Tarihi ve Doğal Miras Değerleri - Potansiyeller, Riskler ve Koruma Sorunları.Der kommende Ölschock in Saudi-Arabien – Chancen und Risiken.
Turizm potansiyeline sahiptir.Das Potenzial für Tourismus gilt als groß.
Tehlike etkin olmayan, ortaya çıkmamış ya da içinde tehdit bulunan bir potansiyeldir.Eine Partei kann entweder in Gefahr oder nicht in Gefahr sein.
Potansiyel gelişmelerin keşfine rehberlik eder.Das Geheimnis der Potential-Entfaltung.
Taşıma potansiyeli 7,2 milyon ton/yıl'dır.Die Jahreskapazität beträgt 2,7 Millionen Tonnen.
Türkiye rüzgar enerjisi potansiyeli 48,000 MW olarak belirlenmiştir.Das Wasserkraftpotential in Indien wird auf 148.700 MW geschätzt.
Çünkü çıkıştaki iş, girişte yapılan işin potansiyeli ile karşılaştırılır.Im Standlauf ist der Anstellwinkel gleich dem gegebenen Einstellwinkel.
Bundan böyle ülkelerde zeka potansiyelinin değerlendirilmediği sonucuna ulaşmıştı.Er schloss daraus, dass in solchen Ländern potentielle Intelligenzressourcen ungenutzt blieben.
Keza tek Parça giysi yapmak basitti, potansiyel olarak da uygundu.Seine Kleidung sollte jedoch vor allem eines sein: zweckmäßig.
Bunun sonrasında ise kuramın potansiyel gelişimi için bir araştırma başlar.Danach folgt die Phase der Entwicklung von Lösungsmöglichkeiten.
Yani, senin potansiyellerin bir işe yaramaz.Aber seine Bestechungen bewirken nichts.
Üreme potansiyelleri yüksektir.Es ist eine größere Produktionsgeschwindigkeit möglich.
"Şimdi," der köşede bekleyen potansiyellere.Sie sind „überhaupt nur möglich, wo die Macht auf der Straße liegt“.
Tüm adamlar potansiyel cesettir.Tout homme est un cadavre potentiel.
O zamandan önce güçlü nükleer kuvvet nükleon arası potansiyele işaret ediyordu.Auparavant, la force nucléaire forte désignait la force entre nucléons.
Öğrenciler potansiyellerine ve dünyaya katacakları değerlere göre dünyanın çeşitli yerlerinden seçilir.Les étudiants sont sélectionnés à travers le monde en fonction de leurs mérites et de leur potentiel.
Savaşın sonunda büyük potansiyeli olan yetenekli bir subay olarak ün kazanmıştı.À la fin de la guerre, Model a acquis une réputation d'officier efficace avec un grand potentiel.
Kodein'e benzer fakat daha fazla bağımlılık yapma potansiyeline sahiptir.Elle est semblable à la codéïne, mais plus puissante et avec un potentiel de dépendance plus élevé.
Willow duygusal olarak iyileşmeye başlar ve Kennedy adındaki bir potansiyel avcı ile bir ilişkiye başlar.Willow se lie amoureusement avec une potentielle, Kennedy.
Çünkü onun potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.C'est pourquoi il a un potentiel.
Bu, eksponensiyel sönüm terimi ile çarpılmış bir Coulomb potansiyelidir.Il s'agit d'un potentiel de Coulomb multiplié par une exponentielle d'amortissement.
Diğer keşfedilmemiş yanardağlar potansiyel olarak aktif olabilir.D'autres volcans endormis peuvent être potentiellement actifs.
Gebiz henüz keşfedilmemiş turizm potansiyeline sahip önemli bir yerleşim yeridir.La municipalité possède un certain potentiel touristique encore peu exploité.
Buffy, Faith, Xander, Spike ve hazır olan eski potansiyeller birlikte yola çıkarlar.Buffy, Faith, Spike et les potentielles se rendent au sceau.
Diğer potansiyel kuyu cesitleri elektriksel ve magnetik potansiyel kuyular içerir.D'autres types de puits de potentiel existent comme l'électrique ou le magnétique.
Robin ise ona, potansiyelleri sınamaları gerektiğinden bahseder.Martha le met au défi de prouver ses pouvoirs.
Çeşitli potansiyel çekirdek panik durumları giderir.Des scènes de panique ont lieu,.
Yatırım potansiyeli olarak daha çok gıda üzerine yoğunlaşılmıştır.Plus important peut-être, des fonds sont alloués à la recherche.
Bir kere potansiyel gözlem sonuçları mümkün olduğunda deneysel gözlemlerle karşılaştırılabilir.Même avec ces approximations, la comparaison acceptable avec des résultats expérimentaux est possible.
USPSTF, bu testin potansiyel faydalarının beklenen zararlarına üstün olmadığı kararına varmıştır.La probabilité de succès doit être plus forte que les dommages imposés.
Dolayısıyla potansiyel olarak mutajenik ve kanserojeniktirler.Pour cette raison, il est mutagène et cancérigène.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?N'y a-t-il pas là un risque de voir le conflit reprendre ?
Turizm potansiyeline sahiptir.Le potentiel touristique est considérable.
Bunun için elektrik potansiyelinin birimi volt olarak isimlendirildi.Oui, c'est par lui qu'est remplie l'enveloppe d'énergie vitale.
Bu dört element sadece bu kapasiteyle ve bazı potansiyel işlerle ilgili olmasına göre oluşur.Ces révélations expliquent certaines facettes de son caractère et certaines de ses capacités.
Bir ısırık ayrıca potansiyel olarak ölümcül olan anaflaktik reaksiyonu tetikleyebilir.Une morsure peut également causer une réaction anaphylactique, pouvant être mortelle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod