O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Cô tìm thấy mình trong một gallery dài có bức tường được bao phủ bởi những bức chân dung.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Dia menemukan dirinya di salah satu galeri panjang yang dindingnya ditutupi dengan potret.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ea se află în una galerie lung ale caror pereti erau acoperite cu aceste portrete.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ela se viu em uma longa galeria, cujas paredes foram cobertas com estes retratos.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Elle s'est retrouvée dans une longue galerie dont les murs étaient couverts de ces portraits.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hän löysi itsensä yhdessä pitkässä Galleria, jonka seinät oli peitetty näillä muotokuvia.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hon fann sig i en lång galleriet vars väggar var täckta med dessa porträtt.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hun befandt sig i et langt galleri, hvis vægge var beklædt med disse portrætter.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.그녀는 그의 성벽이 초상화로 쓰여져있었습니다 이번 한 갤러리에서 자신을 발견했습니다.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ocitla sa v jednom dlhom galérii, ktorého steny boli pokryté tieto portréty.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ocitla se v jednom dlouhém galerii, jehož stěny byly pokryty tyto portréty.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ona je znašla v eni dolgi galeriji, katerih stene so bile prekrite s temi portreti.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ő találta magát egy hosszú galéria, amelynek falai borította ezeket a portrékat.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Se encontró en una larga galería, cuyas paredes estaban cubiertas de estos retratos.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Sie fand sich in einer langen Galerie, deren Wände waren mit diesen Porträts abgedeckt.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Si ritrovò in una galleria lungo le cui pareti erano coperte di questi ritratti.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ze vond zich in een lange galerij waarvan de wanden waren bedekt met deze portretten.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Znalazła się w jednej długiej galerii, której ściany pokryte były te portrety.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Η ίδια βρίσκεται σε ένα μακρύ γκαλερί οι τοίχοι ήταν καλυμμένοι με αυτά τα πορτρέτα.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Вона опинилася в одній довгій галереї, стіни якої були вкриті ці портрети.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Она оказалась в одной длинной галерее, стены которой были покрыты эти портреты.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Тя се намира в един дълъг галерия, чиито стени са покрити с тези портрети.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.היא מצאה את עצמה בגלריה ארוך שקירותיו מכוסים דיוקנאות אלה.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.وجدت نفسها في أحد جدرانها معرض طويلة كانت مغطاة مع هذه اللوحات.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.彼女は、どの家の中で非常に多くがあるかもしれないと思ったことはなかった。
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Avant j'y pensais comme à un portrait d'une fille.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Azelőtt mindig azt gondoltam, hogy ez egy lány arcképe.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Dantes, eu pensava sempre nesta pintura enquanto retrato de uma rapariga.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Întotdeauna îl vedeam ca pe portretul unei fete.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Jag hade alltid innan tänkt på det som ett porträtt av en flicka.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Jeg havde altid tænkt på det som et portræt af en pige.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Kdykoli předtím, jsem se na obraz dívala jako na portrét dívky.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.전에는 늘 소녀의 초상화라고만 생각했었는데,
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Prima l'avevo sempre visto come il ritratto di una ragazza.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Przedtem zawsze myślałam, że to portret dziewczyny.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Sebelumnya, saya selalu berpikir itu adalah potret seorang gadis.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Trước đó tôi luôn mặc định rằng đây là bức chân dung một cô gái.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Voordien dacht ik erover als een meisjesportret.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Vorher hatte ich es immer als Portrait eines Mädchens gesehen.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Πάντα πριν, το σκεφτόμουν ως ένα πορτραίτο ενός κοριτσιού.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Преди това мислих за плаката като портрет на момиче.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Прежде это полотно было для меня лишь портретом девушки.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.Раніше це полотно було для мене просто звичайним портретом юної дівчини.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.לפני-כן תמיד ראיתי בו דיוקן של נערה.
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.كنت دائماً أنظر إليها كمجرد صورة لفتاة
Önceden bunun sadece bir kızın portresi olduğunu düşündürdüm.でも これはある人間関係を描いたものだと 思うようになりました
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım. Bu Jigme ve kız kardeşi, Sonam.Takže, jsem přišel, udělal s těmi lidmi rozhovor a udělal jim portrét.
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım.저는 계속해서 인터뷰와 사진 촬영을 해나가고 있었습니다.
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım.Tôi lân la phỏng vấn người ở đây và chụp ảnh họ
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım.נכנסתי פנימה כדי לראיין את האנשים האלו ולצלם אותם.
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım.كنت أجول هناك وأحاور الناس وأصورهم
Oraya gittim, insanlarla söyleşiler yaptım ve portrelerini çıkardım.ジグミーと妹のソナムは
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.Così ho tirato fuori l'idea della serie di autoritratti viventi.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.En zo bedacht ik het idee van een serie levende zelfportretten.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.Ich kam dann auf die Idee der lebenden Selbstporträt-Serie.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.J'ai donc sorti l'idée de la série des autoportraits vivants.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.그래서 저는 살아있는 자화상 시리즈를 기획했습니다.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.Napadlo mě vytvářet živoucí autoportréty.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.Şi mi-a venit idea seriilor de autoportrete vii.
Ortaya yaşayan oto-portreler fikrini attım.Và tôi đã nảy ra ý tưởng về một loạt tranh tự họa sống động.