ve 60 çileğim var. Elmaların; portakalların, çileklere oranına oranı nedir?딸기 60 개가 있다고 합시다
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.Aurora grała i trafiała w cel otrzymując sok pomarańczowy, którego pragnęła.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.Aurora je kar naprej igrala in skušala najti majhno tarčo in za to dobila pomarančni sok, ki si ga je želela.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.Aurora tiếp tục chơi trò này, tiếp tục tìm kiếm những mục tiêu nhỏ và lấy được những giọt nước cam mà nó muốn
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.그리고 오로라는 게임을 계속했고 대상을 계속해서 찾았으며, 그래서 그가 그토록 원하는 오렌지를 계속해서 얻었습니다.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.Und Aurora spielte weiter, fand weiter das kleine Ziel, bekam weiterhin den Orangensaft, den sie wollte.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.Аврора продолжала играть, попадать по маленьким мишеням и получать желанный апельсиновый сок.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.و أورورا كانت تواصل اللّعب، تواصل البحث عن الهدف الصغير و تتحصّل على عصير البرتقال الذي تريده بشدة.
Ve Aurora oyun oynamaya, küçük hedefi bulmaya ve istediği, aşerdiği portakal suyunu almaya devam etti.大好きなオレンジジュースを獲得し続けました 新しい腕を使ってです
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Als ich fünf war schenkten mir meine Eltern ein oranges Schwinn Stingray Fahrrad.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.E quando avevo cinque anni, i miei genitori mi hanno dato una bicicletta arancione Schwinn Stingray.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Kiedy miałem 5 lat, dostałem od rodziców pomarańczowy rower Schwinn Stingray.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.제가 다섯살 때, 부모님께서 오랜지색의 슈윈슈팅레이 자전거를 사주셨습니다.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Pe când eu aveam 5 ani, părinții mi-au dăruit o bicicletă portocalie Schwinn Stingray.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Quand j'ai eu 5 ans, mes parents m'ont offert un vélo orange Schwinn Stingray
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Και όταν ήμουν 5, οι γονείς μου μου δώσανε ένα πορτοκαλί ποδήλατο.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.И когато бях на пет години, родителите ми ми подариха един портокалов Швин Стингрей велосипед.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.Когда мне исполнилось 5, родители подарили мне оранжевый велосипед Швин Стингрей.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.וכשהייתי בן חמש, הורי נתנו לי אופני Schwinn Stingray כתומים.
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.وعندما كنت في الخامسة عمري اشترى لي والدي دراجة هوائية برتقالية اللون
Ve ben beş yaşındayken, ailem bana portakal rengi "Schwinn Stingray" marka bir bisiklet aldı.シュウイン・スティングレイ自転車を 買ってもらいました バナナ型のサドルと 高い変形ハンドルがついていて
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.A ono musí vybrat jeden z nich, protože jen ten znamená odměnu, pomerančový džus, který chtějí získat.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.E ele tem que escolher um porque apenas um trará recompensa, o suco de laranja que eles querem obter.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Egyet ki kell választania, mivel csak az egyikért jár jutalom, a narancslé, amit meg akar szerezni.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.El trebuie să selecteze una dintre ele, una singură este asociată cu recompensa, sucul de portocale dorit.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Het moet er één kiezen omdat slechts één doel het verlangde sinaasappelsap oplevert.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Izbrati mora eno, kajti le za eno se skriva nagrada: pomarančni sok, ki si ga tako želi.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.그 중에 하나를 고를 건데, 단 하나에만 보상이, 즉, 그가 원하는 오렌지 주스가 걸려있습니다.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Musi wybrać jeden bo tylko z jednym wiąże się nagroda: sok pomarańczowy, który chce otrzymać.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Ne deve scegliere uno, perché solo uno gli darà il premio, il succo di arancia desiderato.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Og han skal selektere en, fordi kun en bærer på belønningen, appelsinjuicen som de vil have.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.Und er muss eins auswählen, denn nur eins führt zur Belohnung, den Orangensaft, den sie haben wollen.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.То трябва да избере една цел, защото само в една цел има награда, портокаловия сок, който иска да получи.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.ועליו לבחור אחת משום שרק אחת נושאת את הגמול, את מיץ הפוזים שהם רוצים לקבל.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.و عليه اختيار واحدة منها فقط، لأنّها هي التي تحمل المكافأة، عصير البرتقال الذي يرغب في الحصول عليه.
Ve o sadece birini secmek zorunda çünkü sadece biri istedikleri portakal suyu ödülüne sahip.ご褒美のオレンジジュースがもらえます ただし 実際には存在しない 仮想の手を使わなければなりません
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?처음에는 a 개의 사과와 o 개의 오렌지가 있어요. 그렇다면 a 대 o 의 비율은 무엇일까요?
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?Así que empezamos con manzanas "a" y naranjas "o". ¿Entonces, la proporción de "a" a "o" es igual a que?
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?Quindi stiamo partendo con a mele e o arance. Quindi a quanto è uguale il rapporto tra a e o?
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?Så vi er startet med en æbler og o appelsiner. Så forholdet mellem en til o er lig med hvad?
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?Започваме с а ябълки и о портокали. На какво е равно отношението а към о ?
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?نبدأ من a تفاح و o برتقال اذاً ما هي نسبة a الى o؟
yani a kadar elma o kadar portakalla sorumuza başlıyoruz. a nin o ya oranı kaçtır?だからの比率a: o は何になりますか? 比率は なんでしょう?
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Also nahm ich eine Tüte Orangensaft und goß etwas davon ins Glas für's Foto.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Asa ca am luat o cutie de suc de portocale si am turnat sucul in pahar ca sa fac aceasta poza.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Así que tomé un cartón de jugo de naranja y serví un vaso para tomar la foto.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Dus ik heb een doosje sinaasappelsap gepakt en het in een glas geschonken voor deze foto.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım. (Gülüşmeler)Thế là thành ra tôi lấy một hộp nước cam đổ vào trong cốc để chụp bức ảnh này (Tiếng cười)
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Infatti per fare questa foto ho preso una confezione di succo d'arancia e l'ho versata in un bicchiere.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.그래서, 이 사진을 찍기 위해 그냥 오렌지 주스 한잔을 잔에 채워놓은 겁니다
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Takže abych mohl pořídt tuhle fotku, nalil jsem do sklenice džus koupený.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Tehát valójában egy karton narancslevet vettem és töltöttem pohárba, hogy lefényképezhessem ezt.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Więc żeby zrobić to zdjęcie wziąłem karton soku pomarańczowego i nalałem sok do szklanki.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Έτσι βασικά, πήρα ένα κουτί χυμό και τον έβαλα στο ποτήρι για να βγάλω τη φωτογραφία.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Затова всъщност взех кутия портокалов сок и го налях в чашата, за да направя тази снимка.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Так что, я взял пакет апельсинового сока и налил его в стакан, что бы сделать эту фотографию.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.Тож, насправді, я взяв пакет апельсинового соку і налив у склянку, щоб зробити це фото.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.אז למעשה, לקחתי קרטון של מיץ תפוזים ומזגתי אותו לכוס כדי לצלם את התמונה הזאת.
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.لذلك - حقيقة - أحضرت علبة عصير برتقال وسكبتها في كوب لآخذ تلك الصورة
Yani aslında bu fotografi çekmek için, bir kutu portakal suyu aldım ve buraya boşalttım.グラスに注いで 写真を撮りました (笑)