Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.그리고 뉴욕에서 오렌지는 평범한 과일이 되었습니다.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Las naranjas se volvieron comunes en Nueva York.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Le arance diventarono comuni a New York.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Les oranges sont devenues choses communes à New York.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Pomaranče sa stali v New Yorku bežné.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Pomarańcze stały się powszechne w Nowym Jorku.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Pomeranče už byly běžné v New Yorku.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Portocalele au inceput sa fie obisnuite la New York.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Sinaasappelen werden gemeengoed in New York.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Τα πορτοκάλια έγιναν συνηθισμένα στη Νέα Υόρκη.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Апельсины стали обычным фруктов в Нью Йорке.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.Портокалите станаха нещо нормално в Ню Йорк.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.תפוזים הפכו להיות נפוצים בניו-יורק.
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.أصبح البرتقال شائعاً في نيويورك
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.アメリカの南部と西部が農業の中心になった
Portakallara New York' ta sıkça rastanır oldu.橙響紐約變得唾手可得
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.5:8 に等しいとしましょう。
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.A laranja, as cores são muito semelhantes.
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.오렌지의 비는- 아, 글자의 색이 비슷하군요...
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.Til appelsiner, er de farver meget ens.
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.За портокалите тези цветове са много сходни.
Portakallar için renk bayaa bir tanıdık.الى البرتقال --هذان اللونان متشابهان
Portakal piyasasında monopol var, pazarın talep eğrisi de bu şekilde, karımızı nasıl maksimize edebiliriz?Mamy więc monopol na pomarańcze. A to jest krzywa popytu na te owoce. Jak zmaksymalizować zysk?
Portakal suyu işine gireceğim.Budu se zabývat obchodem s pomerančovým džusem.
Portakal suyu işine gireceğim.Wchodzimy w branżę soku pomarańczowego.
Portakal suyunun litre fiyatının 50 kuruş olduğunu varsayalım. . -Załóżmy więc, że obecna cena rynkowa... cena rynkowa soku z pomarańczy wynosi 50 centów za galon.
Portakal suyunun litre fiyatının 50 kuruş olduğunu varsayalım. . -Да кажем, че пазарната цена в момента е 50 цента на галон.
Portakal suyu veya limon aynı şey.A mesma coisa que tem em sucos de laranja e limões.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Dat zit ook in sinaasappelsap of in citroenen.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Die gleiche Säure, die auch in Orangensaft oder Zitronen ist.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Hal yang sama yang ada di jus jeruk atau lemon.
Portakal suyu veya limon aynı şey.오렌지 주스나 레몬이 그렇게 불리는 것과 같은 이유죠.
Portakal suyu veya limon aynı şey.La même chose que dans le jus d'orange ou les citrons.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Lo mismo que hay en el zumo de naranja o de limones.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Stejná látka, která je v pomerančovém džusu nebo citrónech.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Ten sam, który występuje w soku pomarańczowym czy w cytrynie.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Το ίδιο πράγμα που είναι στη πορτοκαλάδα ή στα λεμόνια.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Тя се съдържа в портокаловия сок или лимоните.
Portakal suyu veya limon aynı şey.Це кислота з помаранчевого соку і лимонів.
Portakal suyu veya limon aynı şey.למדנו בסרטון הראשון של
Portakal suyu veya limon aynı şey.نفس الشيء الذي في عصير البرتقال أو الليمون.
Portakal üstündeki bir noktaya bakarsak, bu noktadan çıkan ışık gözümüze gelecektir.Jeśli popatrzę na konkretny punkt na pomarańczy
Portakal üstündeki bir noktaya bakarsak, bu noktadan çıkan ışık gözümüze gelecektir.만일 이 사람이 오렌지의 특정 부분을 보고 있다고 하면
Portakal üstündeki bir noktaya bakarsak, bu noktadan çıkan ışık gözümüze gelecektir.Prostě si dovodí tyto čáry za zrcadlo.
Portakal üstündeki bir noktaya bakarsak, bu noktadan çıkan ışık gözümüze gelecektir.אם הייתי מסתכל על התפוז, קרני אור מהנקודה הזאת היו יוצאות ממנה
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Beh, non si possono confrontare arance con parabrezza.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Bueno, uno no puede comparar naranjas con parabrisas.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Dat gaat niet.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız. Karıştırılamazlar.Eh bien, vous ne pouvez pas comparer des oranges avec des pare-brise, ils ne sont pas miscibles.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız. Karıştırılamazlar.Nos, ezt nem tudjuk megtenni.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.아마도, 여러분은 오렌지와 바람막이를 비교할 수 없을 것입니다.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Não podemos comparar laranjas com para-brisas.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Nie da się.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Nun, man kann sie nicht miteinander vergleichen.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Nu poți compara portocale cu parbrize.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Správne, nedajú sa porovnať.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Vâng, bạn không thể so sánh được.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Λοιπόν, δεν μπορείτε να συγκρίνετε πορτοκάλια με παρμπρίζ.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Не можете да сравните органи с дъждобрани.
Portakal ve araba ön camını karşılaştıramazsınız.Ну... нельзя сравнивать апельсины с ветровыми стёклами.