Politikaya girmeye karar verdim.I've decided to get into politics.
Yeni politika üzerine kararlar alıyorlar.They make decisions on new policy.
Sanırım politikamızı değiştirmeliyiz.I think we ought to change our policy.
Onun büyük bir politikacı olma hırsı vardı.He had the ambition to be a great politician.
Politika insanları onları ilgilendiren şeylere karışmalarını önleme sanatıdır.Politics is the art of preventing people from getting involved in what concerns them.
Bu aptalca bir politika.It's a stupid policy.
Eskisi kadar politika ile ilgilenmiyorum.I'm not as interested in politics as I used to be.
Bu politikacı zamanının çoğunu bağış toplayarak harcıyor.This politician spends most of his time raising funds.
Bu politikacı küresel ısınmayla mücadele için yeşil vergi önerdi.This politician proposed a green tax to fight global warming.
Angela Merkel bir Alman politikacıdır.Angela Merkel is a German politician.
O iyi bir politikadır.That is a good policy.
Tom'u bir politikacı olarak hayal edemiyorum.I can't quite picture Tom as a politician.
Ayrıca politikacıların çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musunuz?Don't you also think that out politicians are too old?
Tom politikanın değiştirilmesini istedi.Tom wanted the policy to be changed.
Onun politik dünyada bir sürü düşmanı var.She has many enemies in the political world.
Bu standart politika.It's standard policy.
Bu tartışılabilir bir politika.It's a questionable policy.
Churchill çok tutucu bir politikacı.Churchill is a very conservative politician.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
Futbol kulübünün hakem hatası konusunda sıfır tolerans politikası vardır.The football club has a zero tolerance policy on referee abuse.
Ben bir politikacı değilim.I'm not a politician.
Tom dürüstlüğün gerçekten en iyi politika olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered whether honesty really was the best policy.
Avrupa Birliği'nin dil politikası hakkındaki görüşün nedir?What's your opinion about the linguistic policy of the European Union?
Bu iyi bir politika.It's a good policy.
Ben ofis politikasını sevmiyorum.I don't like office politics.
Politika bir algılama sanatıdır.Politics is the art of perception.
Terörü ekonomi ile sona erdirmek en akıllıca politikaydı.Bringing terrorism to an end via the economy was a most wise policy.
Politikada dostluklar yoktur, sadece iş arkadaşları vardır.In politics there are no friends, only partners.
Şu politikacı Arizonalı.That politician comes from Arizona.
Biri o politikacıyı öldürmekle tehdit etti.Someone threatened to kill that politician.
Onlar politika konuştu.They talked politics.
Yazar, Amerikan dış politikasının ateşli bir eleştirmenidir.The author is a fierce critic of American foreign policy.
Politikacılar genellikle sorulara net yanıt vermeyip gerçeklerin etrafında dolanır.Politicians often skirt around the truth and don't give direct answers to questions.
Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.Company policy precludes fraternization between co-workers.
Bu, kamu politikası hakkında bir kitap.This is a book about public policy.
O sadece bir politikacı.He's just a politician.
Ne zamandan beri politikayı önemsiyorsun?Since when do you care about politics?
Bu politika değişebilir.That policy could change.
O politikaları kim hazırladı?Who made those policies?
Bir politikacıya asla güvenme.Never trust a politician.
Birçok insan ülkemiz politikacılarının yozlaşmış olduğuna inanıyor.Many people believe that our country's politicians are corrupt.
Politikalar oldukça açık.The policies are quite clear.
Politika oldukça açıktır.The policy is pretty clear.
Birçok insan bu politikacının vicdansız bir kariyerist olduğunu düşünüyor.A lot of people think this politician is an unscrupulous careerist.
Bu politikacının organize suçlarla bağlantıları olduğundan şüpheleniliyor.This politician is suspected of having connections to organized crime.
O da sadece bir politikacı.He's also just a politician.
Onlar politik amaçlarına ulaşmak için sömürgeci güçlere yaranmaya çalışmaktadırlar.They are trying to cozy up to imperialist forces in order to achieve their political aims.
Siz politikacılara güvenemezsiniz.You cannot rely on politicians.
Ben bir politikacıdan başka bir şey değilim.I'm nothing more than a politician.
Neden politika hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorsun?Why don't you like talking about politics?
Politika iki yüzlülüktür.Politics is hypocrisy.
Dizi politikası yok.There's no set policy.
Bu okulun bir sıfır tolerans politikası vardırThis school has a zero-tolerance policy.
Tom'un okulunun sıfır tolerans politikası vardır.Tom's school has a zero-tolerance policy.
Bu politikacı kamu fonlarından milyonlarca dolar çalmakla suçlandı.This politician was accused of stealing millions of dollars in public funds.
Politikacı bütün vergilerini ödediğini ve yasadışı hiçbir şey yapmadığını söyledi.The politician said that he had paid all his taxes and done nothing illegal.
Bir politik devrime ihtiyacımız var.We need a political revolution.
Bu alışılmadık bir politika.This is an unusual policy.
Bir politikacı gibi görünüyorsun.You sound like a politician.
Bir politikacı olmak zor.It's hard being a politician.