Ana içeriğe geç
Sözlük

politik ile cümle

politik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Politikacı olaydan sonra herkesin önünde görünmedi.The politician didn't appear in public after the incident.
Politik çevrelerde para çok önemlidir.Money counts for much in political circles.
Onun politikası hakkında soru sorulduğunda, aday sadece belirsiz cevaplar verdi.Questioned about his policies, the candidate gave only vague answers.
Politikacılar para toplamada iyidir.Politicians are good at raising money.
Bir politikacı her zaman aldığı paranın hesabını verebilmeli.A politician must always be able to account for money he receives.
Politik durum değişti.The political situation has changed.
Hükümetin iç politikası açıklandı.The Government's domestic policy was announced.
Hükümetin politikası muhalefet partisi tarafından eleştirildi.The policy of the government was criticized by the opposition party.
Hükümet bunu kabul etmeyi reddetse de, ekonomi politikası harap olmuş durumda.Although the government refuses to admit it, its economic policy is in ruins.
Dürüstlük asla en iyi politika değildir.Honesty is never the best policy.
Dürüstlük en iyi politikadır.Honesty is the best policy.
Dürüstlük, sanırım, en iyi politika.Honesty, I believe, is the best policy.
Dürüstlük her zaman en iyi politika değildir.Honesty is not always the best policy.
Birçok politikacı sözünü tutamaz.Many politicians fail to keep their promises.
Birisi o politikacıyı öldürmekle tehdit etti.Someone made a threat to kill that politician.
Politikamız müşterilerimizi tatmin etmektir.Our policy is to satisfy our customers.
O belli bir politikacının desteğine sahip.He has the backing of a certain politician.
Onun konuşması Hükümetin politikalarıyla ilgili etkili bir özürdü.His speech was an effective apology for the Government's policies.
Onun politik kariyeri sona erdi.His political career has ended.
Onun hırsı büyük bir politikacı olmaktır.His ambition was to be a great politician.
Politikacıya büyük bir rüşvet teklif etti.He offered a big bribe to the politician.
O sonunda bir politikacı olarak kendisi için bir isim yaptı.He finally made a name for himself as a politician.
Onun büyük bir politikacı olması gerekiyor.He is supposed to have been a great statesman.
O, konuşmasında hükümetin politikasına saldırdı.He attacked the government's policy in his speech.
İstifasını şirket politikasına itiraz ederek sundu.He submitted his resignation in protest of the company's policy.
O bir politikacı baskısına asla boyun eğmeyecektir.He will never yield to the pressure of a politician.
O, yeni bir politika izlemeye karar verdi.He had decided on a new policy.
Politik dünyada pek çok düşmanı var.He has many enemies in the political world.
Politikaya kayıtsız görünüyor.He seems to be indifferent to politics.
Politikaya olan ilgisini kaybetti.He has lost interest in politics.
O bir politikacı değil, fakat bir avukat.He is not a politician but a lawyer.
O enerjik bir politikacı.He is an energetic politician.
Onların politikasını destekliyor musun?Are you in favor of their policy?
Onlar yeni bir politika benimsedi.They adopted a new policy.
Politik konular hakkında tartışmayı seviyorlardı.They liked to argue about political issues.
Onun yeni politikasını istekle desteklediler.They eagerly supported his new policy.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Birçok politikacı sözlerini tutmaz.Many politicians fail to keep their word.
Yemekten sonraki konuşmalarında, onlar politikadan bahsettiler.In their discourse after dinner, they talked about politics.
Birçok ülkeden politikacılar Beyaz Saray'a hac yaptılar.Politicians from many countries made pilgrimages to the White House.
Bu olaya bazı politikacıların neden oldukları kabul edilmektedir.Some politicians are considered to have caused that incident.
Bu tür bir politikacıya katlanamam.I can't stand that kind of politician.
İsviçre göç politikasını sertleştirdi.Switzerland hardened its immigration policy.
Dayanışma ve eşit haklar kamu politikasının temel taşını oluştururMake solidarity and equal rights the cornerstone of public policy.
Bu politikacı, tipik bir şampanya sosyalistidir.This politician is a typical champagne socialist.
Hükümet, dış politikasında değişiklikler yapmak zorunda kaldı.The government was obliged to make changes in its foreign policy.
Onun politikaya ilgisi yok.He has no interest in politics.
Politikacılar arasındaki tüm küçük çekişmelerden bıktım.I'm sick and tired of all the petty squabbling among politicians.
Senin güçlü olduğunu biliyorum ama politik baskı daha güçlüdür.I know that you're strong, but political pressure is even stronger.
Cumhurbaşkanının yeni bir enerji politikası öne sürmesi bekleniyor.The president is expected to put forward a new energy policy.
Birçok politikacı sözlerini tutmuyor.Many politicians don't keep their promises.
Sözlerini tutmayan birçok politikacı var.There are many politicians who don't keep their promises.
Eğer politikacıların söylediğine inanırsan, bu gerçekten senin kendi hatan.If you believe what politicians say, it's really your own fault.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
Yerel politikacılarıyla temas ettiler.They contacted their local politicians.
Politikacı Kongreye reformlar önerdi.The politician proposed reforms to Congress.
Devlet ilaç politikalarında reform yapacak.The state is going to reform its drug policies.
Politikacı görevden alındı.The politician was removed from office.
"Dürüst politikacı" ifadesi bir çelişkidir.The phrase 'honest politician' is an oxymoron.
Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.Adopting the new policy was the best thing this company ever did.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod