Geriye kalan kadın şüpheli ise polise teslim oldu.Τοπικά ΜΜΕ μεταδίδουν ότι ο δράστης παραδόθηκε στην αστυνομία.
Leprikon polise saldırır.Η Ντελόρες πηγαίνει αμέσως στην αστυνομία.
Turing bu hırsızlığı polise bildirdi.Ο Τούρινγκ πήγε στην αστυνομία να καταγγείλει το έγκλημα.
Ama polise yakalanırlar.Καλείται η αστυνομία.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.Βγήκε στην παρανομία για να μη συλληφθεί.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.På det tidspunkt havde politiet evakueret langt de fleste naboer til fabrikken.
Polise yolu sor.Spørg politimanden om vej.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.Dette førte til at nabostammene massakrerte de skytiske mennene.
Ayrıca yayalar tanık olduğu suç olaylarını cep telefonlarıyla polise bildirebilmektedir.Nødmeldinger kan også innrapporteres til politiet på telefon.
Polise, çözemediği vakalarda (çoğunlukla cinayet vakaları) yardım eder.Etterlyst er et program der seerne kan hjelpe politiet med å løse uløste kriminalsaker.
Polise kendisinin cinayeti işlediğini söyler.Kritikere hevder at han arrangerte drapsforsøket selv.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Dette ble de senere politianmeldt for.
Dokuz buçuk saat sonra barışçıl bir şekilde polise teslim oldu.I løpet av 10-15 minutter var kirken fullstendig overtent.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.Han vil unnslippe politiet.
Bobby’nin kardeşi polise haber verir.Bobby går med på å hjelpe politiet.
Cesedi daha sonra polise ve basına kanıt olarak sunuldu.Mayatnya kemudian disampaikan ke polisi dan pers sebagai bukti dari serangan.
Örneğin, insanlar panseksüel veya poliseksüel, veya hiçbirinden olmak gibi diğer etiketleri de kullanabilir.Misalnya, orang dapat menggunakan label lain, seperti pansexual atau polysexual, atau tidak sama sekali.
Jeffrey ertesi gün uyanıp evine gider ve polise başvurmaya karar verir.Keesokan harinya, Hachi kembali ke pergi ke stasiun dan menunggu tuannya.
Geriye kalan kadın şüpheli ise polise teslim oldu.Suami istri itu akhirnya menyerahkan diri ke polisi.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Ia melaporkan kejadian ini ke polisi.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.Akhirnya para pengunjuk rasa bentrok dengan polisi huru hara.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Người này sau đó đã báo cho cảnh sát.
Turing bu hırsızlığı polise bildirdi.Turing báo cáo sự vụ này đến đồn cảnh sát.
Burada gruptan bazıları polise taş attı.Một số được trông thấy là ném đá vào cảnh sát viên.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.Tiêu-Quân đã đến sống chung với Tiêu-Hồng từ đó.
Nancy’nin arkadaşı Bet cesedi bulup polise haber verir.Cô bạn gái của Mal thoát được ra ngoài và báo cảnh sát.
Ancak aile Nicholas'ı aramak için girişimlerde bulunur ve kayıp ilanı polise verilir.Eddie giải cứu thành công những cô gái mất tích và gọi cảnh sát đến.
Bundan şüphelenen yetimhane görevlisi polise haber verir.不審に思った近所の住民が警察に通報。
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.警察に捕まり脱走を企てる。
Polise, çözemediği vakalarda (çoğunlukla cinayet vakaları) yardım eder.一般警察が手を出せない巨大な事件に対応する。
Ama polise yakalanırlar.警察に逮捕される。
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.その後、犯人は警察に出頭。
Sabah saat 04.00'te cinayeti fark edip polise bildirdi.1時20分頃に専務が発見し通報した。
Polis bürosu ana yoldaki polise haber gönderir.県警は大内警察署に捜索を指示。
Kadın suçun işlenmesinin hemen ardından saldırganın eşgalini polise bildirmiştir.犯人が去ったあと妻が警察に通報し事件が発覚した。
Burada gruptan bazıları polise taş attı.一些人甚至向警察投掷石头。
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.邻里闻之,为之罢社。
İç İşleri Bakanı Bernard Cazeneuve suçluları etkisiz kılmak için polise operasyon yetkisi verdi.内政部长伯纳德·卡泽纳夫呼吁警方采取行动消灭凶手。
Cesedi daha sonra polise ve basına kanıt olarak sunuldu.他的屍體後來被作為攻擊的證據,進而交給了警方與記者。
Mısır hükûmeti Kahire,İskenderiye ve Süveyş'te polise yardım etmeleri için askeri güçleri de görevlendirdi.埃及政府在開羅、亞歷山大和蘇伊士協助警方佈署軍隊。
Sabah saat 04.00'te cinayeti fark edip polise bildirdi.医生早上11点回来,发现了尸体。
Ama polise yakalanırlar.그리고 경찰에 체포되어 간다.
Bununla birlikte devamlı polis baskınlarını önlemek için polise para öderlerdi.하지만 그들 또한 잦은 급습을 예방하기 위해 경찰관들에게 뇌물을 주었다.
Mısır hükûmeti Kahire,İskenderiye ve Süveyş'te polise yardım etmeleri için askeri güçleri de görevlendirdi.이집트 정부는 카이로, 알렉산드리아, 수에즈에 경찰을 보조하기 위한 군대를 배치했다.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.이는 경찰의 잔인한 행위를 기록하기 위해 지역에 있는 경찰들을 따라다니는 것으로 이어졌다.
Haziran 2009'da saklandığı yerden çıktı ve kendini polise teslim etti.ביוני 2009, הוא יצא ממחבואו והסגיר את עצמו למשטרה.
Hatta polise bazı cesetleri bulma konusunda yardım ettiğinden dolayı cezası hafifletilerek 22 yıla düşürüldü.בנוסף, מאחר שסייע לרשויות במציאת הגופות, קוצר עונשו ל-22 שנות מאסר בפועל בלבד.
Adam hayatta kaldı, polise Ramirez'i ve onun portakal rengi Toyota arabasını tarif etti.היא נתנה תיאור של רמירז ושל מכונית הטויוטה סטיישן הכתומה שלו.
Polise göre ise yapılan soruşturmada bu olay bir intihar değil talihsizlikti.הערכת השב"כ והמשטרה הייתה שמדובר בניסיון התאבדות ולא בפיגוע.
Geriye kalan kadın şüpheli ise polise teslim oldu.אחרי התקיפה הסגיר עצמו לידי המשטרה.
İstekleri kabul edilmeyen saldırganlar 15 saat sonra polise teslim olmuşlardır.אולם תומכי הכסף החופשי סירבו להיכנע, והחוק עבר בבית הנבחרים רק לאחר חמישה עשר שבועות.
Ama polise yakalanırlar.אבל נלכדו על ידי המשטרה.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.הוריו הודיעו על כך מיידית למשטרה.
Tommy 11 adamın hepsini öldürür ancak polise yakalanır ve 15 yıl boyunca hapis yatar.טומי נאלץ להרוג את כולם, וכתוצאה מכך נשלח לכלא ל-15 שנה על רצח.
Komşular pis koku sebebiyle polise gittiler.הדבר היה בעיני בני החבורה לאות רע.
Nancy’nin arkadaşı Bet cesedi bulup polise haber verir.אולם חברה של מולי מנסה להסגירו למשטרה.
Daha sonra bu delilleri polise götürdü.Впоследствие е изведен от полицаи.
Örneğin, insanlar panseksüel veya poliseksüel, veya hiçbirinden olmak gibi diğer etiketleri de kullanabilir.Ето защо те не могат да усетят например молив или други подобни инструменти.
Ama polise yakalanırlar.Арестуван е от полицията.
Ancak aile Nicholas'ı aramak için girişimlerde bulunur ve kayıp ilanı polise verilir.Майката на Мишо обаче подава сигнал в полицията за изчезването на детето.