polis memuru ile cümle
polis memuru kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Franck Brinsolaro, 49, (SDLP) polis memuru, Charb'ın koruması olarak atandı.Uno degli agenti di polizia uccisi, Franck Brinsolaro, era la guardia del corpo di Charb.
Los Angeles Bölge Savcılığı dört polis memuru hakkında darp ve orantısız güç kullanma suçundan dava açar.Окружной прокурор Лос-Анджелеса обвинил четверых полицейских в применении чрезмерного насилия.
4 polis memuru öldü.Погибли 4 полицейских.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.В этом смысле она схожа с канадской Royal Canadian Mounted Police.
Soruşturma kapsamında iki polis memuru gözaltına alındı.Более двух миллионов сотрудников полиции были привлечены к расследованию.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.Милиционера подозреваемый также ударил.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.Врач объявляет, что Кайл погиб.
Memur Barbrady: Kasabanın tek polis memurudur.Офицер Ба́рбреди (англ. Barbrady) — сотрудник полиции.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.И он решается на убийство полицейского.
Hiçbir polis memuru silahını ateşlemedi.لم تطلق الشرطة أي رصاصة.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.وهو لا يعرف بأن مايكل ميت.
Polis memuru, film boyunca gözlerini görmediğimiz tek insandır.زوجة الطبيب هي الشخصية الوحيدة في الرواية بأكملها التي لاتفقد بصرها.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.ثم قام المهاجم بطعن ضابط شرطة.
Kalabalıktan bazı kişiler hastaneye yatırıldılar, ve dört tane polis memuru yaralandı.Alguns na multidão foram hospitalizados e quatro policiais ficaram feridos.
Teğmen Thompson (John Saxon): Nancy’nin babası ve polis memuru.John Saxon como Tenente Donald Thompson: Pai de Nancy e tenente da polícia local.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.O tenente acredita que MacDonald pode ter se matado.
İlk anda 9 polis memuru rehin alındı, kısa sonra ikisi serbest bırakıldı.A PM deteve duas pessoas por desordem, mas elas foram liberadas em seguida.
Faaliyetine bir polis memuru olarak başlamış ve üstteğmen rütbesini almıştır.Durante toda a sua atuação como político, abriu mão de remuneração.
Hiçbir polis memuru silahını ateşlemedi.Os policiais não usaram as armas.
O bölgede üç polis memuru bulunuyordu.Eram três militares na sala.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur.De politie, die hem later ondervraagt, gelooft er niks van.
Bir polis memuru Le Parisien'e, olayların 2005 Fransız ayaklanmalarına benzediğini söyledi.In 2005 deden zich in Parijse banlieues grote rellen voor, zie rellen in Frankrijk 2005.
1933'te, Naumann, SA'ya katıldı ve sonra bir subay ve polis memuru oldu.In 1933 sloot Naumann zich aan bij de SA en werd toen een ambtenaar van de politie.
Matt Parkman (Greg Grunberg): Los Angeles'ta bir polis memuru.Matt Parkman is een politieagent in Los Angeles.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.In Canada hoort de vierdeukenhoed bij het officiële uniform van de Royal Canadian Mounted Police.
Jake Nava tarafından yönetilen video-klipte, Beyonce, New York'ta bir polis memurunu canlandırmaktadır.In de videoclip van If I Were A Boy die werd geregisseerd door Jake Nava is Beyoncé te zien als politieagent.
Dizide bir polis memurunu canlandırmaktadır.Op de binnenplaats is een politiepost gevestigd.
Kendisini takiple görevli çok sayıda polis memurunu öldürmüştü.Zijn afwachtstrategie heeft de politiecommissaris veel werk bespaard.
Ardından bir kavşakta Çavuş Cross (Sergeant Cross) adında bir polis memuru tarafından çevrilirler.Daar wordt hij opgepakt door Sergeant Cross en zijn assistente.
O bölgede üç polis memuru bulunuyordu.W ich miejsce oddelegowano trzech oficerów.
Belki son zamanlarda iki Avusturyalı polis memurunun Ocak 2009'da tutuklanması etkili olmuştu.Wojskowy został uwolniony przez włoską policję w styczniu 1982 roku.
4 polis memuru öldü.Zginęło 14 funkcjonariuszy.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.Oficer policji - Oficer Kanadyjskiej Królewskiej Policji Konnej.
Bir komiser muavini öldü, iki polis memuru yakalandı.Zajęli posterunek policji, zabijając przy tym dwóch funkcjonariuszy.
Ölenlerden 17'si polis memuru, 24'ü isyancı ve 61'i sivildi.Bland de döda fanns 17 poliser, 24 upprorsmakare och 61 civilister.
Babası Royal Canadian Mounted Police görevlisi olan özel polis memurudur.Den fick då namnet Royal Canadian Mounted Police.
Memur Barbrady: Kasabanın tek polis memurudur.Konstapel Barbrady, en polis i staden.
Karakoldaki üç polis memuru kayboldu.Tre poliser från Berkutpolisen har gripits.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.Polisen tror då att Williamson är död.
Sonrasında polis memuru Burak Yıldız'ı öldürdü.Senare låter han Dödsstjärnan attackera basen.
Onu sorgulayan polis memuru ise onun anlattıklarına güvenmiyordur.Sorgligt nog tror inte polisen på honom senare när han försöker berätta detta.
Katil polis memuru ile de karşılaşır.Polisen fick även gärningsmannen namngiven.
4 polis memuru öldü.4 військовослужбовців загинули.
Los Angeles Bölge Savcılığı dört polis memuru hakkında darp ve orantısız güç kullanma suçundan dava açar.Окружний прокурор Лос-Анджелеса звинуватив чотирьох поліцейських в застосуванні надмірної насильства.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.При перестрілці був поранений також один з поліцейських.
Erdem Kısa, polis memuru.Кліщ, поліцейський.
Olayda makam şoförü ile bir polis memuru öldü.Були вбиті на капітанському містку вахтовий начальник і боцман.
40'a yakın polis memuru başka illere nakledildi.Як головний тренер додав ще 40 очок.
Ben bir polis memuruyum.Я поліцейський.
Polis memuru Michael'ın öldüğünü sanır.Byla si jistá, že je Michael mrtvý.
Soruşturma kapsamında iki polis memuru gözaltına alındı.Inspekce obvinila dva policisty.
Daha sonra, 1993 yazında, Atlanta'da iki polis memuruna saldırıldı ve suçlu bulundu.V březnu 2013 byl v Atlantě obviněn z napadení dvou fanoušků.
Babası bir polis memuru, okul öğretmeni ve güzellik salonu sahibiydi.Mama ei a fost un mic întreprinzător, deținând o școală de dans și un magazin de bijuterii.
Polis memuru bir kurşun geçirmez yelek giydi.Ofițerul de poliție a purtat o vestă anti-glonț.
Bir kafeden çıktıktan sonra, dört sivil polis memuru tarafından tutuklandı.Végül mikor kilépett egy élelmiszerboltból, négy civil ruhás rendőr letartóztatta.
Ayrıca bir polis memuru da vurularak şehit edilmiştir.Egy rendőrt lelőttek.
Çatışma sırasında bir polis memuru yaralanarak hayatını kaybetti.Az összecsapásban egy rendőr életét vesztette.
Recep Güleç, polis memuru.Ügynökvadászat, ügynökhajsza.
Ama Michael ölmemiştir ve polis memurunu öldürür.Roth túléli, Michael testőrét pedig lelövik a rendőrök.
Yıllar sonra polis memurumuz bir ıslahevinde bir kolu takma olarak çalışmaktadır."Pár nap múlva apám a minisztertanácsról hivatalába érkezvén erős füstszagot érzett a szőnyeg felől.