planlama ile cümle
planlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom asla bu kadar uzun süre kalmayı planlamadığını söyledi.Tom said he had never planned to stay that long.
Tom'a onun partisine gitmeyi planlamadığımızı söyle.Tell Tom we don't plan go to his party.
Tom'a burada olmayı planlamadığımı söyledin mi?Did you tell Tom I wasn't planning to be here?
Tom'un bizimle gitmeyi planlamadığını bana söylemeliydin.You should've told me Tom wasn't planning to go with us.
Tom bana sadece Boston'da kalmayı planlamadığını söyledi.Tom just told me that he doesn't plan to stay in Boston.
Neden bizimle Boston'a gitmeyi planlamadığını bana söyle.Tell me why you aren't planning on going to Boston with us.
Bizimle gitmeyi planlamadığını bana söylemeliydin.You should've told me you weren't planning on going with us.
Tom bana sadece gelecek yıl Fransızca almayı planlamadığını söyledi.Tom just told me that he doesn't plan to take French next year.
Tom sadece bana evimizi boyamamıza yardım etmeyi planlamadığını söyledi.Tom just told me that he doesn't plan to help us paint our house.
Gelecek hafta Boston'da olmayı planlamadığını Tom'a söylemelisin.You should tell Tom that you don't plan to be in Boston next week.
Yeniden planlamak zorunda olacağız.We'll have to reschedule.
Yapacak bir sürü planlamamız var.We have a lot of planning to do.
Gitmeyi planlamadığımı sana düşündüren nedir?What made you think I didn't plan to go?
Tom'un gelmeyi planlamadığını sadece kendimiz öğrendik.We only just found out ourselves that Tom wasn't planning to come.
Tom Mary'i öpmeyi planlamamıştı, ama öptü.Tom hadn't planned on kissing Mary, but he did.
Planlamak için başarısız olma başarısız olmak için planlamadır.Failing to plan is planning to fail.
Bu kadar uzun süre kalmayı planlamamıştım.I hadn't planned on staying so long.
Gelmeyi planlamadığını neden sadece bana söylemedin?Why didn't you just tell me that you weren't planning to come?
Bu şey aceleye gelmez; onun uzun vadeli planlamaya ihtiyacı var.This thing can't be rushed; it needs long-term planning.
Tom'un tek başına buraya gelmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeni istiyorum.I want you to find out if Tom is planning to come here by himself.
Tom herkese toplantıya katılmayı planlamadığını söylüyor.Tom has been telling everyone that he doesn't plan to attend the meeting.
Tom'un Mary'nin partisinde olmayı planlamadığından oldukça eminim.I'm fairly certain Tom isn't planning to be at Mary's party.
Tom'un yarın bize yardım etmeyi planlayıp planlamadığını biliyor musun?Do you know whether or not Tom plans to help us tomorrow?
Tom'a vurmayı planlamadım.I didn't plan to hit Tom.
Ben yakalanmayı planlamadım.I didn't plan on being caught.
Tom gelecek hafta bizimle Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını bilmek istiyor.Tom wants to know if you're planning on going to Boston with us next weekend.
Burada çok uzun kalmayı planlamadım.I didn't plan on staying here so long.
Tom Boston'da çok uzun süre kalmayı planlamadığını söyledi.Tom said that he had never planned on living in Boston for so long.
Tom onlarla Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını John'a sormasını istedi.Tom wanted Mary to ask John if he was planning to go to Boston with them.
Tom Mary'nin onunla Boston'a gitmeyi planlamadığını biliyor.Tom knows Mary isn't planning to go to Boston with him.
Tom Boston'a gitmeyi planlamadığını açıkça belirtti.Tom made it clear that he didn't plan to go to Boston.
Belki biraz daha erken gitmeyi planlamalıyız.Maybe we should plan to leave a bit earlier.
Onu yapmayı planlamadım.I didn't plan on doing that.
Tom'un seninle Boston'a gitmeyi planlamadığını biliyorum.I know Tom isn't planning on going to Boston with you.
Tom Mary'nin gitmeyi planlayıp planlamadığını sormadı.Tom didn't ask whether Mary was planning to go or not.
Tom'a pazartesi günü burada olmayı planlayıp planlamadığını sor.Ask Tom if he plans to be here on Monday.
Tom Boston'a gitmeyi planlamadı.Tom didn't plan to go to Boston.
Tom neden Boston'a gitmeyi planlamadığını bana söylemedi.Tom didn't tell me why he was planning to go to Boston.
Bir randevu planlamak istiyorum.I'd like to schedule an appointment.
Yarın için bir randevu planlamak istiyorum.I'd like to schedule an appointment for tomorrow.
Doktor Jackson'la bir randevu planlamak istiyorum.I'd like to schedule an appointment with Dr. Jackson.
Ona vurmayı planlamadım.I didn't plan to hit him.
Tom ve Mary bir bankanın nasıl soyulacağı üzerine planlama yapıyorlardı.Tom and Mary were planning on how to rob a bank.
Orada olmayı planlamadığımı Tom'a söylemeyi unuttum.I forgot to tell Tom I wasn't planning to be there.
Tom Mary'nin bizimle kampa gitmeyi planlamadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't planning on going camping with us.
Belki Tom bu kadar kısa sürede burada olamayı planlamadı.Maybe Tom didn't plan to be here this soon.
Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.Urban sprawl and chaos create many planning problems.
Tom'a neden bizimle birlikte Boston'a gitmeyi planlamadığını sordum.I asked Tom why he wasn't planning to go to Boston with us.
Asla hiçbir şey planlamam.I never plan anything.
Onların Tom'u cezalandırmak için planlama şekli biraz ciddi görünüyor.The way they plan to punish Tom seems kind of severe.
Planlama önemlidir.Planning is important.
Önceden planlamalısın.You must plan ahead.
Bugün ağlamayı planlamamıştım.I hadn't planned on crying today.
Tom soygunu planlamaya dâhil edildi.Tom was involved in the planning of the robbery.
Planlamayı bana bırakmalısın.You should leave the planning to me.
Her şeyi planlamak zorundayım.I have to plan everything.
Biz planlamaya başlamamız gerekiyor.We need to start planning.
Onun gelmeyi planlayıp planlamadığını ona soracağım.I'll ask him if he plans to come.
Bunun olmasını planlamadım.I didn't plan on this happening.
Planlamayı sana bırakacağım.I'll leave the planning to you.
İlgili Sayfalar