planlama ile cümle

planlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Devrim konseyi strateji planlamak için toplandı.The revolutionary council met to plan strategy.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Pratik olarak, her iki konuk için bir kilo sığır eti planlamalısınız.As a rule of thumb, you should plan on one pound of beef for every two guests.
Akıllı alışveriş dikkatli bir planlama gerektirir.Smart shopping requires careful planning.
Küçük bir planlama ile, sanırım şirketimizi zirveye götürebiliriz.With a little planning, I think we can take our company to the top.
O, planlama bölümünde çalışıyor.He works in the planning section.
O, planlama bölümünde üyedir.He belongs to the planning section.
Yağışlı mevsimde o kadar sık yağmur yağar ki gezintileri planlamak zordur.It rains so often in the wet season that it's hard to plan outings.
O, onunla dövüşmeyi planlamadı.She didn't plan on having a fight with him.
Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.The attack began without enough planning.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısın.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
6:00 ve 7:00 arasında ayrılmayı planlamalısınız.You should plan to leave between 6:00 and 7:00.
Tom gitmeyi planlayıp planlamadığını söylemedi.Tom didn't say whether he was planning to go or not.
Tom biryere gitmeyi planlamadı.Tom didn't plan to go anywhere.
Tom Mary'nin Boston'da yaşamayı planlamadığını daha sonra öğrendi.Tom learned later that Mary wasn't planning to live in Boston.
Tom Mary'ye yüzmeyi planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary whether she planned to swim or not.
Mary'nin onun annesine yardım etmeyi planlamadığını Tom'a söyleme.Don't tell Tom that Mary isn't planning on helping his mother.
Tom kesinlikle yarın orada olmayı planlamadığı izlenimini verdi.Tom certainly gave the impression that he wasn't planning on being there tomorrow.
Tom Mary'yi aradı ve onun gelmeyi planlamadığını anladı.Tom called Mary and found out she wasn't planning on coming.
Ben zaten tatilimi planlamakla meşguldüm.I was already busy planning my vacation.
Evlilik planlamanın nasıl gittiğini duymak istiyorum!I would love to hear about how your wedding planning is going!
Tom yeniden planlama yapmak zorunda kalacağını söyledi.Tom said he'd have to reschedule.
Tom onun partisine gelmeyi planlayıp planlamadığını bilmek istiyor.Tom wants to know whether you plan to come to his party or not.
Bize yardım etmeyi planlayıp planlamadıklarını biz bile bilmiyoruz.We don't even know if they're planning to help us or not.
Tom'un gelmeyi planlamadığını bilmek isteyebileceğini düşünüyordum.I thought you might like to know that Tom isn't planning on coming.
Tom düğünü planlamamı istiyor.Tom wants me to plan the wedding.
Sadece Tom'un partimize gelmeyi planlayıp planlamadığını görmek istiyorum.I just want to see if Tom plans to come to our party.
Tom onun onunla evlenmesini istemeyi planlamadığını Mary'nin bilmesini istiyor.Tom wants Mary to know he's not planning on asking her to marry him.
Tom ve Mary düğünlerini planlamakla meşgul.Tom and Mary are busy planning their wedding.
Daha dikkatli planlamalıydık.We should've planned more carefully.
Bunu planlamadık.We didn't plan this.
Ben kalmayı planlamadım.I didn't plan on staying.
Ben kaybetme üzerine planlamam.I don't plan on losing.
Kesinlikle bunu yapmayı planlamadım.I certainly didn't plan to do that.
Bütün hayatım boyunca garson olmayı planlamam.I don't plan on being a waiter all my life.
Onu yapmayı planlamamıştım fakat gerçekten yapmamı istiyorsan yapabilirim.I hadn't planned to do that, but I can if you really want me to.
Dün gece ne olduğu hakkında sana söylemeyi planlamamıştım.I hadn't planned to tell you about what happened last night.
Sana bunun hakkında bir şey söylemeyi planlamamıştım.I hadn't planned to tell you anything about this.
Sana aşık olmayı planlamadım.I didn't plan to fall in love with you.
Gelmeyi planlamadığını biliyorum.I know you weren't planning to come.
Uzun süre burada kalmayı planlamadığını biliyorum.I know you're not planning on staying here for a long time.
Boston'da kalmayı planlamadığını biliyorum.I know you're not planning on staying in Boston.
Gelmeyi planlayıp planlamadığını bilmem gerekiyor.I need to know if you are planning to come.
Gelmeyi planlayıp planlamadığını bilmeliyim.I need to know if you are planning to come.
Orada olmayı planlamadığımı Tom'a söylemeliydim.I should've told Tom that I wasn't planning to be there.
Tom seninle Boston'a gitmeyi planlamadığını sana söylememi istedi.Tom asked me to tell you he didn't plan on going to Boston with you.
Tom tanıdığı biriyle karşılaşmayı planlamamıştı.Tom didn't plan on running into anyone he knew.
Tom herhangi biriyle konuşmayı planlamadı.Tom didn't plan on talking to anyone.
Tom kimsenin canını acıtmayı planlamadı.Tom didn't plan on hurting anyone.
Tom kampa gitmeyi planlamadı.Tom didn't plan on going camping.
Randevu yeniden planlamak bir sorun olmayacak.It won't be a problem to reschedule the appointment.
Randevuyu yeniden planlamak sorun olmayacak.It'll be no problem to reschedule the appointment.
Tom Mary'nin bugün burada olmayı planlamadığını zaten biliyor.Tom already knows that Mary doesn't plan to be here today.
Bunu planlamazsanız iyi olur.You'd better not plan on it.
Tom'un gelecek hafta sonu Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını biliyor musun?Do you know whether or not Tom plans to go to Boston next weekend?
Tom'un bize yardım etmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeliyiz.We need to find out if Tom is planning on helping us.
Bir sonraki gezimi planlamam gerekiyor.I need to plan my next trip.
Tom Mary'nin doğum günü partisini planlamama yardım ediyor.Tom has been helping me plan Mary's birthday party.
Tom seninle konuşmayı planlamamıştı.Tom hadn't planned to talk to you.
Tom'la en son konuştuğumda, o Boston'a gitmeyi planlamadığını söyledi.The last time I spoke to Tom, he said he wasn't planning to go to Boston.
İlgili Sayfalar