Bu noktada hiçbir planım yok.I have no plans at this point.
Gelecek hafta sonu kayağa gitmeyi planlıyorum.I'm planning to go skiing next weekend.
Ne zamandan beri çalışmaya devam etmeyi planlıyorsun?How long do you plan to keep working?
Ne satmayı planlıyorsun?What do you plan to sell?
Taşınmayı planlıyorum.I plan to move.
Bugünkü toplantıya katılmayı planlıyor musun?Do you plan to attend today's meeting?
Altmış yaşımdayken emekli olmayı planlıyorum.I plan to retire when I'm sixty years old.
Hâlâ onu yapmayı planlıyorum.I'm still planning to do that.
Bu öğleden sonra alışveriş yapmayı planlamıştım.I had intended to go shopping this afternoon.
Bizim planlarımız değişti.Our plans have changed.
Planı Tom'la tartıştım.I discussed the plan with Tom.
Sen onu yapmayı planlıyor musun?Do you plan to do that?
Benim planım daha iyi.My plan is better.
Bu gece için zaten planlarım var.I already have plans for tonight.
Bu plan işe yaramayacak.This plan won't work.
Tom'un planı oldukça iyidir.Tom's plan is pretty good.
Tom'un planı hiç iyi değildi.Tom's plan wasn't any good.
Tom'un planı çok iyi değil.Tom's plan isn't very good.
Önümüzdeki hafta sonu bizimle Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını bilmek isterim.I want to know if you're planning on going to Boston with us next weekend.
Ben geri dönmeyi planlıyorum.I plan to return.
Dövüşmeyi planlıyorum.I plan to fight.
Planlarım aksadı.I got sidetracked.
Planı değiştirdim.I've changed the plan.
Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yapmayı planlamıştı.He planned to seek a master's degree in international relations.
Fadıl'ın başka planları var.Fadil has other plans.
Fadıl en kötüsünü beklemek ve planlamak zorundaydı.Fadil had to expect and plan for the worst.
Fadil'in Layla için başka bir planı vardı.Fadil had another plan for Layla.
Fadıl'ın daha ölümcül bir planı vardı.Fadil had a more deadly plan.
Fadıl'ın bir planı vardı ve çok sabırlıydı.Fadil had a plan and he was very patient.
Gün için planlarınız nedir?What are your plans for the day?
Tom ve Mary üniversiteden mezun olur olmaz evlenmeyi planlıyorlar.Tom and Mary plan to get married as soon as they both graduate from college.
Tom Pazartesi günü Boston'a ilk uçuşunu yapmayı planlıyor.Tom is planning to take the first flight to Boston on Monday.
Tom Mary'ye John'la Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary if she was planning to go to Boston with John.
Tom, Mary'ye Noel Günü'nde çalışmayı planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary if she was planning to work on Christmas Day.
Yakında emekli olmayı planladığınızı duydum.I've heard that you're planning to retire soon.
Tom, Mary'ye John ile kamp yapmayı planladığını söyledi.Tom told Mary he was planning to go camping with John.
Daha fazla para katkıda bulunmayı planlamıyorum.I don't plan to contribute any more money.
Tom, Mary'ye yeni bir araba almayı planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary if she was planning to buy a new car.
Tom'un Mary'nin bunu yapmayı planladığı hakkında hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary was planning to do that.
Ben hâlâ senin için yapmayı planlıyorum.I'm still planning to do that for you.
Sadece yapmam gereken şeyi yapmayı planlıyorum.I only plan to do what I have to do.
Tom, Mary'e onu yapmayı planladığını söyledi.Tom told Mary that he was planning to do that.
Tom Mary'ye onu yapmayı planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary if she was planning to do that.
Sen hâlâ onu yapmayı planlıyor musun?Are you still planning to do that?
Tom, Mary'ye bir banka soymayı planladığını söyledi.Tom told Mary he was planning to rob a bank.
Tom'un onu yapmayı planlayıp planlamadığını bilmiyorum.I don't know if Tom plans to do that or not.
Sami'nin onu yapmayı planlayıp planlamadığını bilmiyorum.I don't know if Sami plans to do that or not.
Sami liseden mezun olur olmaz evlenmeyi planlıyor.Sami plans to get married as soon as he graduates from high school.
Fadıl, Leyla'ya bir banka soymayı planlıyor olduğunu söyledi.Fadil told Layla he was planning to rob a bank.
Kendimi kesmeyi planladıkları ağaçlardan birine zincirledim.I chained myself to one of the trees they were planning to cut down.
Tom kesinlikle onu yapmayı planlamıyor.Tom is definitely not planning to do that.
Tom, Mary'ye onu yapmayı planladığını söyledi.Tom told Mary he was planning to do that.
Tom muhtemelen yakında emekli olmayı planlıyor.Tom is probably planning to retire soon.
Avustralya'ya taşınmayı planlıyorum.I'm planning to move to Australia.
Tom kesinlikle onu yapmayı planlıyor.Tom is definitely planning to do that.
Tom muhtemelen onu yapmayı planlıyor.Tom is probably planning to do that.
Tom'un planı fena halde yanlış gitti.Tom's plan went horribly wrong.
Ben de onu yapmayı planlıyorum.I also plan to do that.
Sami intikam planlamaya başladı.Sami started planning retribution.
Sami, öldürmeleri dikkatlice planladı.Sami carefully planned the killings.