Ana içeriğe geç
Sözlük

plan ile cümle

plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Dünya'nın oksijenin yaklaşık üçte ikisi bitki plankton tarafından üretilir.About two-thirds of the Earth's oxygen is produced by phytoplankton.
Bu planın bir parçası idi.This was part of the plan.
Bizim daha iyi bir plana ihtiyacımız var.We need a better plan.
Bizim özel planlarımız yok.We have no special plans.
Tom'un planı ile ilgili sadece bir sorun vardı.There was just one problem with Tom's plan.
O, plan değil.That isn't the plan.
O kurnaz hayvanı yakalamak için mükemmel bir planı oluşturdum.I have created a perfect plan for capturing that crafty animal.
Burada ne kadar süre kalmayı planlıyorsun?How much longer are you planning to stay here?
Tom planını uyguladı.Tom carried out his plan.
Tom planını gerçekleştirdi.Tom carried out his plan.
Onu yapmak için planlarımız var.We have plans to do that.
Tom gelecek yıl tekrar buraya geri gelmeyi planlıyor.Tom plans to be back here again next year.
O zaman bir planımız yoktu.We didn't have a plan then.
Tom bizimle gitmeyi planlamadığını söyledi.Tom said he didn't plan on going with us.
Tom Mary'nin kimle evlenmeyi planladığını biliyordu.Tom knew who Mary was planning to marry.
Bir kez daha, planlarım önlendi.Once again, my plans have been thwarted.
Tom tam olarak ne yapmayı planlıyor?What exactly is Tom planning to do?
Onu yapmak için bir planımız yok.We have no plans to do that.
Onu ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?When do you plan to do that?
Tom yalnız başına oraya gitmeyi planlıyor.Tom plans to go there by himself.
Tom Mary ile akşam yemeği planları yaptı.Tom made dinner plans with Mary.
Biz başka bir plan düşünmeliyiz.We must think of another plan.
Onu yapmak için planlarımız yok.We've got no plans to do that.
En başından beri planın buydu, değil mi?That was your plan all along, wasn't it?
Elimizden geldiği kadarıyla gitmeyi planlıyoruz.We plan to go as far as we can.
Biz sadece bunu yapmayı planlıyoruz.We're planning to do just that.
Tom evini satmayı planlıyor.Tom plans to sell his house.
Tom oraya tek başına gitmeyi planlıyor.Tom plans to go there alone.
İhtiyaçlarımızı ön planda tutmak zorundayız.We have to prioritize our needs.
Tom kendi başına gitmeyi planlıyor.Tom plans to go by himself.
Biz ikimizde orada olmayı planlıyoruz.We're both planning to be there.
Tom bizim planımıza itiraz etti.Tom objected to our plan.
Hem Tom hem de Mary gelecek hafta sonu bizimle Boston'a gitmeyi planlıyor.Both Tom and Mary plan to go to Boston with us next weekend.
Gelecek yıl Amerika'ya (ABD) gitmeyi planlıyorum.I plan to go to America next year.
Ben yüzmeyi planlamıyorum.I don't plan to swim.
Hangi filmi izlemeyi planlıyorsun?What movie are you planning to watch?
Planlarımızı değiştirmek için hiçbir neden yok.There's no reason to change our plans.
Bütün gece ayakta kalmayı planlamıyorsun, değil mi?You're not planning to stay up all night, are you?
Bütün gece yatmamayı planlamıyorsun, değil mi?You're not planning to stay up all night, are you?
Planlarımızı değiştirmek için hiçbir neden görmüyorum.I see no reason to change our plans.
Bir planla ve hızlı gelmemiz gerekiyor.We need to come up with a plan, and fast.
Bir plan düşünmem gerek ve hızla.I need to think of a plan, and fast.
Tom ile ayrılmayı planlıyorum.I plan to break up with Tom.
Planlarımızı değiştirmek için hiçbir sebebimiz yok.We have no reason to change our plans.
Şu anda onu yapmak için bir planımız yok.We have no plan at this time to do that.
İkimiz de partinizde olmayı planlıyoruz.We're both planning to be at your party.
Tom'a bir mektup yazmayı planlıyorum.I plan to write Tom a letter.
Planımızı tamamlamak için Ekim ayına kadar zamanımız var.We have until October to complete our plan.
Tom iyi bir planla çıkageldi.Tom came up with a good plan.
Bunu değiştirmeyi planlamıyorum.I don't plan to change that.
Tom'un onu yapmak için planları olduğundan eminim.I'm sure Tom has plans to do that.
Planlayacak bir düğünüm var.I've got a wedding to plan.
Tom'un almayı planladığı ev budur.This is the house Tom plans to buy.
Tom'un onu yapmayı planladığından eminim.I'm sure Tom is planning to do that.
Tom'dan bir tablo almayı planlıyorum.I'm planning to buy a painting from Tom.
Yüz yaşına kadar yaşamayı planlıyorum.I plan to live to be a hundred.
Tom, Mary'nin kiminle evlenmeyi planladığını bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was planning to marry.
Bunu yapmayı planlamıyordum.I wasn't planning on doing that.
Biz bu yıl Noeli eşimin ailesiyle geçirmeyi planlıyoruz.We plan to spend Christmas with my wife's family this year.
Eski moda Noel yemeği yemeyi planlıyoruz.We plan to have an old-fashioned Christmas dinner.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod