Onların yedek bir planı var mıydı?Did they have a backup plan?
Bir yedek planın var mı?Do you have a backup plan?
Tom ay sonundan önce Boston'a taşınmayı planlıyor.Tom plans to move to Boston before the end of the month.
O plan başarısız oldu.That plan failed.
Tom mücadele etmeyi planlıyor.Tom plans to fight.
Birkaç kişi, bizimle birlikte Boston'a gitmeyi planlıyor.Several people plan to go to Boston with us.
Boston'a gitmeyi planlıyorum ama bu yaz değil.I plan to go to Boston, but not this summer.
Önümüzdeki yılın başlarında Avustralya'ya gitmeyi planlıyoruz.We plan to go to Australia early next year.
Tom tek başına Boston'a gitmeyi planlıyor.Tom plans to go to Boston by himself.
Bir ön duruşma 20 Ekim'de planlanıyor.A preliminary hearing is scheduled for October 20th.
Bu bahar, pazartesi günleri işten izin almaya başlamayı planlıyorum.This spring, I plan to start taking Mondays off.
Yarın gece Tom'un evinde kalmayı planlıyorum.I'm planning on staying at Tom's tomorrow night.
Avustralya'ya göç etmeyi planlıyorum.I plan to emigrate to Australia.
Benim planlanacak bir düğünüm var.I have a wedding to plan.
Asla hiçbir şey planlamam.I never plan anything.
Ben bunun için plan yaptım.I planned for it.
O planı seviyorum.I love that plan.
Tom taşınmayı planlıyor.Tom plans to move.
Tom'un 20 Ekim'de cezalandırılması planlanıyor.Tom is scheduled to be sentenced on October 20th.
Tom, o ve Mary'nin önümüzdeki yıl Avustralya'yı ziyaret etmeyi planladıklarını söyledi.Tom said that he and Mary were planning to visit Australia next year.
Tom, Mary'yle önümüzdeki yıl Avustralya'yı ziyaret etmeyi planladıklarını söyledi.Tom said that he and Mary were planning to visit Australia next year.
Onların Tom'u cezalandırmak için planlama şekli biraz ciddi görünüyor.The way they plan to punish Tom seems kind of severe.
Tom otobüsle Boston'a dönmeyi planlıyor.Tom plans to return to Boston by bus.
Ne yazık ki plan ters tepti.Unfortunately, the plan backfired.
Tom üç hafta boyunca kalmayı planlıyor.Tom plans to stay for three weeks.
Tom bu gece burada kalmayı planlıyor.Tom plans to stay here tonight.
Tom'un planı parlak bir şekilde çalıştı.Tom's plan worked brilliantly.
Tom'un planı aslında çalıştı.Tom's plan actually worked.
Özel bir şey planlanmadı.Nothing special is planned.
Her iki plan da reddedildi.Both plans were rejected.
Tom'un farklı planları var.Tom has different plans.
Planlar hâlâ muallakta oluyor.Plans are still pending.
Şansımıza bir planımız var.Luckily, we have a plan.
Bir planın var, değil mi?You have a plan, right?
Bizim bir planımız olmak zorunda.We have to have a plan.
Tom bu planı reddetti.Tom rejected this plan.
Onların başka bir planı var.They have another plan.
Henüz hiçbir şey planlanmıyor.Nothing is planned yet.
Planlama önemlidir.Planning is important.
Bu plan uygulanabilir mi?Is this plan feasible?
Biz iyi planladık.We have planned well.
Tom'un bir planı olacak.Tom will have a plan.
Bu plan işe yarıyor.This plan is working.
Önceden planlamalısın.You must plan ahead.
Tom dönmeyi planlıyor.Tom plans to return.
Plan işe yarayacak mı?Will the plan work?
Hiçbir şey planlı değil.Nothing is planned.
Plan yapmak zorundasın.You have to plan.
Plan budur.This is the plan.
Planımız yok.We have no plan.
Tom'un 20 Ekimde mahkum edilmesi planlanıyor.Tom is scheduled to be sentenced October 20th.
Kocasını öldürmek için bir plan yaptı.She hatched a plan to kill her husband.
Her zaman en kötü senaryo için plan yapmalısınız.You should always plan for the worst-case scenario.
O, okulu asmak ve partiye gitmek için çabucak bir plan geliştirdi.She quickly devised a plan to skip school and go to the party.
Bu gece için ne planladın?What do you have planned for tonight?
Tom'un planı kabul edeceğine dair bir ihtimal var mı?Is there any chance that Tom will agree to the plan?
Tom'un önümüzdeki pazartesiye kadar bizimle kalması planlanıyor.Tom is scheduled to stay with us until next Monday.
Tom önümüzdeki Pazartesiye kadar bizimle kalmayı planlıyor.Tom is planning to stay with us until next Monday.
Tom önümüzdeki pazartesiye kadar burada kalmayı planlıyor.Tom is planning to stay here until next Monday.
Önümüzdeki pazartesi Tom için bir parti vermeyi planlıyoruz.We plan to have a party for Tom next Monday.