Ana içeriğe geç
Sözlük

plan ile cümle

plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'nin bizimle kampa gitmeyi planlamadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't planning on going camping with us.
Belki Tom bu kadar kısa sürede burada olamayı planlamadı.Maybe Tom didn't plan to be here this soon.
Lütfen Tom'a planımızdan bahsetme.Please don't tell Tom about our plan.
Sanırım orijinal plana sadık kalmalıyız.I think we should stick to the original plan.
Tom odadaki herkese planını açıkladı.Tom explained his plan to everyone in the room.
Tom Mary'ye gelecek için planlarının ne olduğunu sordu.Tom asked Mary what her plans for the future were.
Tom Mary'nin planının iyi olmadığını düşündü.Tom thought Mary's plan wasn't any good.
Yeni bir işe başlayacaksan, bir iş planına ihtiyacın var.If you're going to start a new business, you need a business plan.
Bu sana göndermeyi planladığım son mesaj.This is the last message I ever plan to send to you.
Senin deli saçması planına hiç bulaşmamam gerektiğini biliyordum.I knew I should never have gotten involved with your harebrained scheme.
O harika bir plan gibi görünüyor.That sounds like a great plan.
Bu yaz ne yapmayı planlıyorsun?What do you plan to do this summer?
Bu hafta sonu için planların nedir?What are your plans for this weekend?
Mary bir düğün planlayıcısı.Mary is a wedding planner.
Bu hafta sonu için zaten planlarım var.I already have plans for this weekend.
Bu hafta sonu için planların var mı?Do you have plans for this weekend?
Bu hafta sonu ne yapmayı planlıyorsun?What are you planning to do this weekend?
Plan yapmak için başarısız oluyorsan, başarısız olmak için planlıyorsun.If you fail to plan, you plan to fail.
Onun planı nedir?What's her plan?
Tom bir plan önerdi.Tom came up with a plan.
Egzersiz planım üzerinde bir karara vardım.I came to a decision on my exercise plan.
Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.Urban sprawl and chaos create many planning problems.
Bir gece planladığımdan daha erken gideceğim.I'm going to leave one night earlier than I had planned to.
Planımız çarpık gitti.Our plan has gone askew.
Arka planda çocukların gürültüsünü duyuyorum.I hear the hubbub of the children in the background.
Planımı uygulayabileceğimi umuyorum.I hope that I can carry out my plan.
Ben gelecek yaz Boston'da olmayı planlıyorum.I plan to be in Boston next summer.
Onun için plan yapmayı unuttuk.We forgot to plan for that.
Nasıl telafi etmeyi planlıyorsun?How do you plan to make amends?
Akşam yemeği için planların var mı?Do you have plans for dinner?
Akşam yemeği planların var mı?Do you have dinner plans?
Akşam yemeği planlarınız var mı?Do you have dinner plans?
Sanırım planımızı yeniden düşünmek zorunda kalabiliriz.I think we may have to rethink our plan.
Tom ve Mary önümüzdeki ay gelincikler diyarına seyahat etmeyi planlıyorlar.Tom and Mary are planning to travel to the land of stoats next month.
Bugün için başka bir planım yok.I don't have anything else planned for today.
Yarın onun yerinde kalmayı planlıyorum.I'm planning on staying at his place tomorrow.
Sana söylemeyi planlıyordum.I was planning on telling you.
Sana bugün söylemeyi planlıyordum.I was planning on telling you today.
Bunu benden ne kadar bir süre bir sır olarak saklamayı planlıyordun?How long were you planning on keeping this a secret from me?
Plan son dakikaya kadar gizlendi.The plan was kept under wraps until the last minute.
Bu aptalca planı kim düşündüyse kovulması gerek.Whoever thought of this stupid plan should be fired.
Bu plan kabul edilmez.That plan is unacceptable.
Tom'un 20 ekimde mahkemede olması planlanmıştı.Tom is scheduled to appear in court October 20th.
Kaptan bu planı kabul etti mi?Did the captain approve this plan?
Tom'a neden bizimle birlikte Boston'a gitmeyi planlamadığını sordum.I asked Tom why he wasn't planning to go to Boston with us.
Tom bana bir planım olup olmadığını sordu.Tom asked me if I had a plan.
Tom, Noel için Boston'a geri dönmeyi planladığını söylüyor.Tom says he's planning to go back to Boston for Christmas.
Hamlelerinizi dikkatlice planlayın.Plan your moves carefully.
Planlar bazen çabuk değişir.Plans sometimes change quickly.
Tom, Boston'a geldiğinde bizimle kalmayı planlıyor.Tom plans to stay with us when he comes to Boston.
Tom bizimle gelmeyi planlıyor mu?Is Tom planning to come with us?
Bir pazarlama planı geliştirmemiz gerek.We need to develop a marketing plan.
Tom'un önümüzdeki hafta sonu için planları olmadığına eminim.I'm pretty sure that Tom doesn't have plans for next weekend.
Bu plan işe yaramazsa, başka bir şey denememiz gerekecek.If this plan doesn't work, we'll have to try something else.
Herkes farklı bir şey yapmayı planlıyor.Everybody is planning to do something different.
Daha önce de söylediğim gibi, herhangi bir şey söylemeyi planlamıyorum.As I said earlier, I don't plan to say anything.
Bu planın gerçekçi olmadığını düşünüyor musun?Do you think this plan is unrealistic?
Biz zaten onu yapmayı planlıyoruz.We're already planning to do that.
Bizim bir acil durum planımız var mı?Do we have a contingency plan?
Bunu yapmayı planlıyorduk.We were planning to do that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod