Neden planı değiştirmedin?Why didn't you change the plan?
Neden planı değiştirdin?Why did you change the plan?
Pekala, işte plan.All right, here's the plan.
Bu, planın bir parçası değil.That's not part of the plan.
Bu, planın bir parçası değildi.That wasn't part of the plan.
Bu gerçekten korkunç bir plan.This is a really terrible plan.
Plan değişikliği vardı.There's been change of plan.
Etkinlik çok iyi planlandı.The event was very well planned.
Her şey tam olarak planlandığı gibi gitti.Everything went exactly as planned.
Planım hakkında ne düşünüyorsunuz?What do you think of my plan?
O tam olarak benim planım değildi.That wasn't exactly my plan.
Planda bir değişiklik vardı.There's been a change in plan.
Bu gerçekten çok iyi bir plan değildi.It wasn't really a very good plan.
O böyle bir plan gibi görünüyordu.It seemed like such a good plan.
İyi bir plan gibi görünüyor.It seems like a good plan.
Bu iyi bir plan gibi geliyor.That sounds like a good plan.
O iyi bir plan gibi görünüyordu.It seemed like a good plan.
Kusursuz bir plan gibi görünüyor.It does seem like an excellent plan.
Başka bir plan buldun mu?Have you come up with another plan?
O gerçekten bir plan değildi.It wasn't really a plan.
Şimdi ihtiyacımız olan bir plandır.Now what we need is a plan.
Şimdi hepimizin ihtiyacı olan bir plandır.Now all we need is a plan.
O çok bir plan değil.It's not much of a plan.
Bir plan yapmamız gerekiyor.We need to make a plan.
Şimdi planlarınız nedir?What are your plans now?
Onlar şimdi ne yapmayı planlıyorlar?What do they plan to do now?
Tom şimdi ne yapmayı planlıyor?What does Tom plan to do now?
Şimdi ne yapmayı planlıyorsun?What are you planning to do now?
Bu iyi bir plan, değil mi?It's a good plan, isn't it?
Peki, onun hakkında ne yapmayı planlıyorsun?Well, what do you plan to do about it?
O konuda ne yapmayı planlıyorsunuz?What do you plan to do about it?
Yakın gelecekte yapmayı planladığın bir şey nedir?What's something you plan to do in the near future?
Bu plan anlaşılması kolay.This plan is fool-proof.
Bu akşamki akşam yemeği için planlar yaptın mı?Have you made plans for dinner this evening?
Tom ve Mary cuma akşamı birlikte bir sinemaya gitmeyi planlıyor.Tom and Mary are planning on going to a movie together on Friday evening.
Tom ne yapmayı planladığını Mary'ye söylemeye çalıştı.Tom tried to tell Mary what he was planning to do.
Ne yapmayı planlıyordun?What were you planning on doing?
Gün için planınız nedir?What's your plan for the day?
Evlenme planlarınız nasıl geliyor?How are your wedding plans coming?
Gelmeyi planlarsan bana bildir.Let me know when you plan to come.
Tom ve ben üç çocuk sahibi olmayı planlıyoruz.Tom and I plan to have three children.
Onlar bir saldırı mı planlıyorlar?Are they planning an attack?
Tom'un planlarının ne olduğunu biliyor musun?Do you know what Tom's plans are?
Wolfgang "Bilimin İlerlemesi için Max Planck Topluluğu" için çalışır.Wolfgang works for the Max Planck Society for the Advancement of Science.
Dan, Linda'nın gelecekle ilgili planlarını ortaya çıkardı.Dan revealed to Linda his plans for the future.
Dan Linda'ya gelecek için planlarının ne olduğunu sordu.Dan asked Linda what her plans for the future were.
Bu planın ana amacı nedir?What's the main purpose of this plan?
Tom 02.30'a kadar burada olmayı planladığını söyledi.Tom said that he was planning to be here by 2:30.
Planı devam ettirmeye karar verdi.He decided to continue the plan.
Cumhuriyet hükümeti, kriz planını değiştirmeyi tartıştı.The government of the republic discussed the exchange crisis plan.
Onu bir öfke nöbetinde öldürdüm. Planlanmış değildi.I killed him in a fit of rage - it wasn't premeditated.
Tom o ve Mary'nin gelecek yaz Boston'a gitmeyi planladıklarını söyledi.Tom said that he and Mary are planning to go to Boston next summer.
Tom, eğitimini gelecek yıl yurt dışında yapmayı planlıyor.Tom is planning to study abroad next year.
Tom ve Mary gelecek yıl gelmeyi planlıyorlar.Tom and Mary are planning to come next year.
Tom planladığından daha uzun uyudu.Tom slept much longer than he had planned to.
Tom ve Mary, Boston'a taşınmayı planlıyor.Tom and Mary are planning to move to Boston.
Gelecek hafta sonu Tom'u Boston'da ziyaret etmeyi planlıyorum.I plan to visit Tom in Boston next weekend.
Bunu başarmak için nasıl plan yapıyorsun?How do you intend to achieve this?
Tom yarın öğleden sonra Mary ile tenis oynamayı planlıyor.Tom intends to play tennis tomorrow afternoon with Mary.
Bu gece erken yatmayı planlıyorum.I plan to go to bed early tonight.