Kaç kişi davet etmeyi planlıyorsun?How many people are you planning on inviting?
Kaç kişi ziyaret etmeyi planlıyorsun?How many people are you planning on visiting?
2.30'da planlanan bir personel toplantımız olduğuna inanıyorum.I believe we have a staff meeting scheduled for 2:30.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığına dair kesinlikle fikrim yoktu.I certainly had no idea Tom was planning to move to Boston.
Boston'a gitmeyi planladığına dair hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you were planning on going to Boston.
Okulu bitirmek için gitmeyi planladığına dair hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you were planning to go to graduate school.
Tom ve Mary'nin evlenmeyi planladıklarını duydum.I heard that Tom and Mary are planning to get married.
Tom'un bizimle gelmeyi planladığını duydum.I heard that Tom is planning to come with us.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığını duydum.I heard that Tom plans to move to Boston.
Mezun olur olmaz yurt dışına gitmeyi planlıyorum.I plan to go abroad as soon as I graduate.
Oraya yalnız gitmeyi planlıyorum.I plan to go there alone.
Nerede yaşamayı planladığını bilmek istiyorum.I want to know where you plan to live.
Tom'un yarın ne yapmayı planladığını merak ediyorum.I wonder what Tom plans to do tomorrow.
Tom'un ne zaman eve gitmeyi planladığını merak ediyorum.I wonder when Tom plans to go home.
Tom'un bu gece nerede uyumayı planladığını merak ediyorum.I wonder where Tom plans to sleep tonight.
Tom'un baloya kimi çağırmayı planladığını merak ediyorum.I wonder who Tom plans to ask to the prom.
Tom'un planının ne olduğundan emin değilim.I'm not sure what Tom's plan is.
Seninle gitmeyi planlayan tek ben değilim.I'm not the only one who plans to go with you.
Sizinle gitmeyi planlayan tek ben değilim.I'm not the only one who plans to go with you.
Gelecek hafta erken bir zamanda bir toplantı planlayalım.Let's schedule a meeting sometime early next week.
Bir toplantı planlayalım.Let's schedule a meeting.
Kim ne derse desin gitmeyi planlıyorum.No matter what anyone says, I plan to go.
Bana ne yapmayı planladığını söyle.Tell me what you're planning on doing.
Planımızı değiştirmeliyiz.We must alter our plan.
Tom buraya gelir gelmez gitmeyi planlıyoruz.We plan to leave as soon as Tom gets here.
Plana göre ilerliyoruz.We're proceeding according to plan.
Yarın gitmeyi planladık.We're scheduled to leave tomorrow.
Tom'un üniversiteye nereye gitmeyi planladığına dair hiçbir fikrin yok, değil mi?You have no idea where Tom plans to go to college, do you?
Ameliyat için planlanmadın.You're not scheduled for surgery.
Tom plandan vazgeçti.Tom abandoned the plan.
Tom ve ben gelecek için planlarımızı tartıştık.Tom and I discussed our plans for the future.
Tom ve Mary gelecek için planlarını tartıştılar.Tom and Mary discussed their plans for the future.
Tom ve Mary planlarını değiştirmek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to change their plans.
Tom ve Mary John'un sürpriz partisini birlikte planladılar.Tom and Mary planned John's surprise party together.
Tom Mary'ye ne zaman gitmeyi planladığını sordu.Tom asked Mary when she was planning to leave.
Tom Mary'ye nereye gitmeyi planladığını sordu.Tom asked Mary where she was planning to go.
Tom Mary'ye Boston'a kiminle gitmeyi planladığını sordu.Tom asked Mary who she was planning to go to Boston with.
Tom bana ne zaman Boston'a geri gitmeyi planladığımı sordu.Tom asked me when I was planning to go back to Boston.
Tom planından vazgeçmedi.Tom didn't give up on his plan.
Tom Mary'nin ne planladığını bilmiyordu.Tom didn't know what Mary was planning.
Tom ne yapmayı planladığını söylemedi.Tom didn't say what he was planning to do.
Tom kimle buluşmayı planladığını söylemedi.Tom didn't say who he was planning to meet.
Tom'un idam edilmesi planlanıyor.Tom is scheduled to be executed.
Tom yaz tatili başladıktan sonra elinden geldiği kadar çabuk Boston'a gitmeyi planlıyor.Tom plans to go to Boston as soon as he can after his summer vacation begins.
Tom ev ödevini bitirir bitirmez yüzmeyi planlıyor.Tom plans to swim as soon as he finishes his homework.
Tom Mary'nin planından etkilendi.Tom was impressed by Mary's plan.
Onlar tüm planlarımızı reddettiler.They rejected all our plans.
Planlarda bir değişiklik oldu.There's been a change of plans.
Onların planları ters gitti.Their plans have gone awry.
Babası onun planını beğendi.Her father approved of his plan.
Tom'a saat kaçta gitmeyi planladığını sordum.I asked Tom what time he was planning on leaving.
Hükümet bazı eski uçakların hurdaya ayırmayı planlıyor.The government plans to scrap some of the older planes.
Tom planlarını değiştirdi.Tom changed his plans.
Tom Boston'da üç hafta kalmayı planlıyor.Tom plans to stay in Boston for three weeks.
Tom'un bize yardım etmeyi planlayıp planlamadığını öğrenmeliyiz.We need to find out if Tom is planning on helping us.
Şimdi herhangi bir planın var mı?Do you have any plans right now?
Tom ve Mary herkese Boston'da yaşamayı planladıklarını söylediler.Tom and Mary told everyone they were planning to live in Boston.
Başka biri bizimle gitmeyi planlıyor mu?Is anybody else planning to go with us?
Tanrı'nın planının farklı olduğunu biliyoruz.We know God's plan was different.
Birinin ilgilenmesi ihtimaline karşın, yarın burada olmayı planlamıyorum.In case anyone's interested, I don't plan to be here tomorrow.