Onun planları var.He has plans.
Tom planları var.Tom has plans.
Mary'nin planları var.Mary has plans.
Onların planları var.They have plans.
Onun planını onaylıyorum.I approve of her plan.
Onların planını onaylıyorum.I approve their plan.
Sen planlar yaptın, değil mi?You made plans, didn't you?
O, planlar yaptı.He made plans.
Tom planlar yaptı.Tom made plans.
O planlar yaptı.She made plans.
Mary planlar yaptı.Mary made plans.
Plan yaptık.We made plans.
Onlar planlar yaptı.They made plans.
O bize yardım etmeyi planlıyor mu?Is he planning on helping us?
Tom bize yardım etmeyi planlıyor mu?Does Tom plan to help us?
Toplantı yeniden planlanmayacak.The meeting isn't going to be rescheduled.
Bunun hepsi planlandı.It was all planned.
Planı seviyor musun?Do you like the plan?
Tom'un ne zaman buraya gelmeyi planladığını tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when Tom plans to get here.
Bu, senin planına karşı temel argümanlardan biridir.This is one of the principal arguments against your plan.
Tom'a kabul ettirmek için basit bir planım var.I have a simple plan for getting Tom to agree.
Yazı nerede geçirmeyi planlıyorsun?Where do you plan to spend the summer?
Ben her şeyi kendim planladım.I planned the whole thing myself.
Bunu planlamazsanız iyi olur.You'd better not plan on it.
Karışmasaydın plan işe yarardı.The plan would've worked, if you hadn't interfered.
Planladığımız bu değil.This isn't what we planned.
Bütün o parayla ne yapmayı planladıklarını düşünüyorsun?What do you think they're planning to do with all that money?
Ne planladıklarını düşünüyorsun?What do you think they're planning?
Planların nedir?What're your plans?
Daha ne kadar Boston'da kalmayı planlıyorsun?How much longer are you planning on staying in Boston?
Ne kadar sürede kütüphanede olmayı planlıyorsun?How much time are you planning on being at the library?
Gelecek hafta kaç saat çalışmayı planlıyorsun?How many hours do you plan to work next week?
Kaç tane misafir planlıyorsun?How many guests are you planning on?
Kaçınız yarın tekrar burada olmayı planlıyor?How many of you plan to be here again tomorrow?
Plan ne kadar değiştirildi?How much has the plan been changed?
Buna ne kadar zaman harcamayı planlıyorsun?How much time do you plan to spend on this?
Bu akşam saat 9'da sunucunun yeniden başlatılması planlanıyor.The server reboot is scheduled at 9 o'clock this evening.
Dil ders kitapları sadece iyi insanları ön plana çıkarmaktadır.Language textbooks often feature only good people.
Liseden mezun olduktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?What're you planning on doing after you graduate from high school?
Emekli olduktan sonra ne yapmayı planlıyorsun?What're you planning to do after you retire?
Liseden mezun olduktan sonra ne yapmayı planlıyorsun?What're you planning to do after you graduate from high school?
Şimdi ne planlıyorsunuz?What're you planning now?
Ne yapmayı planlıyordunuz?What were you planning to do?
Plana göre, bu iş bu hafta içinde bitirilmeli.According to schedule, this task should be finished within this week.
Onlar büyük elçilikten tüm gereksiz personeli tahliye etmeyi planlıyorlar.They plan to evacuate all nonessential personnel from the embassy.
Gelecek yıl hangi problemleri çözmeyi planlıyorsunuz?What problems are you planning to resolve next year?
Biz planladığımız her şeyi yapamadık.We haven't been able to do all we planned.
Bu planları önümüzdeki yıl gerçekleştireceğimizi umuyorum.I hope we can realize these plans next year.
Oraya bisikletle gitmeyi planlıyordum ama yağmur yağdı.I was planning to go there by bike, but it rained.
Yılbaşı tatilini Avustralya'da geçirmeyi planlıyorum.I plan to spend the New Year's holiday in Australia.
Planım yılbaşı tatilini Avustralya'da geçirmektir.My plan is to spend the New Year's holiday in Australia.
Tom hasta olmasına rağmen okula gitmeyi planlıyor.Although Tom is sick, he's planning on going to school.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında yaptırmayı planlıyor.Although Tom is sick, he plans to get his homework done on time.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığını biliyor muydun?Did you know that Tom is planning on moving to Boston?
Tom'un gelecek hafta sonu Boston'a gitmeyi planlayıp planlamadığını biliyor musun?Do you know whether or not Tom plans to go to Boston next weekend?
Tom'un partisine gitmeyi hâlâ planlıyor musun?Do you still plan to go to Tom's party?
Biraz soğuk olmasına rağmen hâlâ pikniğe gitmeyi planlıyoruz.Even though it's a bit cold, we still plan on having a picnic.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında bitirtmeyi planlıyor.Even though Tom is sick, he plans to get his homework finished on time.
Tom'dan başka herkes bu hafta sonu kampa gitmeyi planlıyor.Everyone but Tom is planning on going camping this weekend.
Kaç kişi aramayı planlıyorsun?How many people are you planning on calling?