Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.I doubt that Tom planned to spend so much time on that project.
Tom'un ne zaman gelmeyi planladığını bilmiyorum.I don't know when Tom is planning to arrive.
Tom'a bizim önümüzdeki hafta sonunda ne yapmayı planladığımız hakkında anlatma.Don't tell Tom about what we plan to do next weekend.
Mary ile dansa gitmeyi planlıyorsun, değil mi?You plan to go out dancing with Mary, don't you?
Tom ve Mary'nin niçin boşanmayı planladıklarını sanıyorsun?Why do you think Tom and Mary are planning to get divorced?
Hem Tom'u hem de Mary'yi davet etmeyi planlıyoruz.We plan to invite both Tom and Mary.
Tom Mary'ye planında yardım edeceğini söyledi.Tom said he'd help Mary with her plan.
Tom pazartesi günü Mary'yi görmeyi planlıyor.Tom plans to see Mary on Monday.
Tom bugünlerde Boston'da Mary'yi ziyaret etmeyi planlıyor.Tom plans to go visit Mary in Boston one of these days.
Tom Mary ile kayağa gitmeyi planlıyor.Tom plans to go skiing with Mary.
Tom Mary ile dansa gitmeyi planlıyor, değil mi?Tom plans to go out dancing with Mary, doesn't he?
Tom Mary'ye planlarını değiştirtti.Tom made Mary change her plans.
Tom Mary'nin Boston'da yaşamayı planlamadığını daha sonra öğrendi.Tom learned later that Mary wasn't planning to live in Boston.
Tom Mary için bir doğum günü partisi planlıyor.Tom is planning a birthday party for Mary.
Tom Mary'ye her şeyi söylemeyi planladı.Tom intended to tell Mary everything.
Tom ona ne sormayı planladığını Mary'ye sormayı unuttu.Tom forgot to ask Mary what he had planned to ask her.
Tom planını Mary'ye açıkladı.Tom explained his plan to Mary.
Tom Mary'nin konserine gitmek için plan yapmıyor.Tom doesn't plan to go to Mary's concert.
Tom Mary'nin kimle baloya gitmeyi planladığını bilmiyor.Tom doesn't know who Mary is planning to go to the prom with.
Tom Mary'nin hangi planı seçeceğini bilmiyor.Tom doesn't know what plan Mary will choose.
Tom Mary'nin planı hakkında hiçbir şey bilmiyor.Tom doesn't know anything about Mary's plan.
Tom planı hakkında Mary'ye hiçbir şey söylemedi.Tom didn't tell Mary anything at all about his plan.
Tom Mary'nin ne zaman Boston'a gitmeyi planladığını bilmiyor.Tom didn't know when Mary was planning to go to Boston.
Tom Mary'nin planının ayrıntılarının herhangi birini bilmiyordu.Tom didn't know any of the details of Mary's plan.
Tom plan hakkında Mary'ye danıştı.Tom consulted Mary about the plan.
Tom Mary'ye yüzmeyi planlayıp planlamadığını sordu.Tom asked Mary whether she planned to swim or not.
Tom Mary'nin planı sevip sevmediğini sordu.Tom asked Mary whether she liked the plan or not.
Tom Mary'ye Cumartesi akşamı nerede olmayı planladığını sordu.Tom asked Mary where she planned to be on Saturday evening.
Tom ve Mary gelecek planlarını tartıştılar.Tom and Mary discussed their future plans.
Tom ve Mary ilk çocuklarından sonra bir ev yaptırmayı planlıyorlar.Tom and Mary are planning to have a house built after they have their first child.
Sorun Tom'un Mary ile karşılaşmayı planladığı mı yoksa tesadüfen karşılaştığı mıdır.The question is whether Tom was planning to meet Mary or just met her by chance.
Tom Mary'nin aradığı krediyi vermeyi planlamış görünüyor.It seems that Tom had planned to give Mary the loan she had been looking for.
Mary'nin onun annesine yardım etmeyi planlamadığını Tom'a söyleme.Don't tell Tom that Mary isn't planning on helping his mother.
Hem Tom hem de Mary Boston'da müzik eğitimi almayı planlıyorlar.Both Tom and Mary plan to study music in Boston.
Ben onun kokteyl partisine gitmeyi planlıyorum.I plan to go to her cocktail party.
Ben uzun süre kalamam. Planlarım var.I can't stay long. I have plans.
Bizim bir plana ihtiyacımız var.We need a plan.
Tom hafta sonunda biriken işleri bitirmeyi planladı.Tom had planned to catch up on some work over the weekend.
Kimle akşam yemeği yemeyi planlıyorsun?Who do you plan to eat dinner with?
Akşam yemeğini kimle yemeği planlıyorsun?Who do you plan to eat dinner with?
Önceden plan yapma zamanı.It's time to plan ahead.
Ben sinemaya gitmeyi planlıyorum.I plan to go to the movies.
Yarın telefonla Tom'a ulaşmayı ve bize yardım etmesini rica etmeyi planlıyorum.I plan to contact Tom by phone tomorrow and ask him to help us.
Yarın Tom'la telefonda konuşmayı ve ondan yardım istemeyi planlıyorum.I plan to get a hold of Tom by phone tomorrow and ask him to help.
Yarın Tom'a telefon etmeyi ve ondan yardım istemeyi planlıyorum.I plan to telephone Tom tomorrow and ask him to help.
Yarın için bir planın var mı?Do you have any plans for tomorrow?
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Tekrar telefon çaldığında, onu görmezden gelmeyi planlıyorum.If the phone rings again, I plan to ignore it.
Telefon tekrar çalarsa, onu duymazdan gelmeyi planlıyorum.If the phone rings again, I plan to ignore it.
Onun planı benimkinden daha iyi görünüyor.Her plan seems to be better than mine.
Uzun hafta sonu için ne planlıyorsun?What are you planning for the long weekend?
Bugün öğle yemeğinden sonra planımız parkta yürüyüşe çıkmaktır.After lunch today, our plan is to take a walk in the park.
Tom, Mary'nin kim için oy vermeyi planladığını merak etti.Tom wondered who Mary was planning to vote for.
Tom Mary'nin ne kadar bagaj almayı planladığını merak etti.Tom wondered how much luggage Mary was planning to take.
Tom Mary'nin baloyla kimle gitmeyi planladığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know who Mary is planning on going to the prom with.
Tom gelecek yıl üniversiteye gitmeyi planlıyor.Tom plans to go to college next year.
Tom gelecek hafta tatile gitmeyi planlıyor.Tom plans to go on a vacation next week.
Tom ne olduğunu öğrenmeyi planlıyor.Tom plans to find out what's going on.
Tom öğle yemeğinden hemen sonra seni aramayı planlıyor.Tom plans to call you right after lunch.
Tom gelecekte daha dikkatli olmayı planlıyor.Tom plans to be more careful in the future.