Ana içeriğe geç
Sözlük

plan ile cümle

plan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biz planı onunla tartıştık.We discussed the plan with him.
Planımızın bir sürü ekstra avantajları var.Our plan has lots of additional advantages.
Senin planların çok iyi ama benimkiler seninkilerden daha iyidir.Your plans are very good, but mine are better than yours.
Senin planın çok iyi ama benimki daha iyi.Your plan is very good, but mine is better.
İşçiler yeni plana karşı.The workers are against the new plan.
Başarılı olmak için iyi bir plan yapmak zorundasın.To be successful, you have to establish a good plan.
Leonardo da Vinci insan güçlü bir planör icat etti.Leonardo da Vinci invented a human-powered glider.
Onların planları hakkında bilgim yok.I have no knowledge about their plans.
Saldırı planları gizliydi.The plans for the offensive were secret.
Onlar vergi yükseltme planına karşılar.They oppose the plan to raise taxes.
Hiç kimsenin plan hakkında sorusu yoktu.No one had any questions about the plan.
Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.Recent developments caused them to change their travel plans.
İşinizden ne zaman emekli olmayı planlıyorsunuz?When do you plan to retire from your job?
Sıkı çalışmayla, planlarınız başarılı olacaktır.With hard work, your plans will succeed.
New York'a bir yolculuk planlıyoruz.We are planning a trip to New York.
Mary'nin anne ve babası onun yaz planlarını veto etti.Mary's parents vetoed her summer plans.
Benim hiçbir planım yok.I have no plans whatsoever.
Bir daha asla içki içmemeyi planlıyorum.I plan to never drink again.
Sysko'nun, Microsoft'u satın almak için planları var.Sysko has plans to buy Microsoft.
Kongre tarafından yapılan planlara uyuyorum.I'm following the plans made by congress.
Hiç kimse bu planın uygulanmasını engelleyemez.Nobody can prevent this plan from being carried out.
İşler planlandığı gibi gitmedi.Things didn't go as planned.
Bugün, modern toplumda sporun öneminden bahsetmeyi planlıyorum.Today, I plan to talk about the importance of sports in modern society.
Romandaki karakterlerden biri bir bankayı soymak için acemice bir plan düşünüyor.One of the characters in the novel dreams up a half-baked plan for robbing a bank.
Onun mali planını desteklerlerdi.They would support his financial plan.
Başarılı olacağına emin oldukları bir savaş planları vardı.They had a battle plan they were sure would succeed.
O, donanmada kalmayı planladı.He planned to stay in the Navy.
O, saldırıyı dikkatlice planladı.He planned the attack carefully.
Her şey onun planlamış olduğu gibi gidiyordu.Everything was going as he had planned.
Dışişleri Bakanı istifa etmeyi planladığını söyledi.The Secretary of State said he planned to resign.
Ne yapmayı planlıyorsunuz?What are you planning to do?
İngiliz büyük elçisi Burr'un planını sevdi.The British ambassador liked Burr's plan.
Müttefik askeri liderler Japon planını yenmek için bir yol buldu.Allied military leaders found a way to defeat the Japanese plan.
Birçok Amerikalı planı memnuniyetle karşıladı.Many Americans welcomed the plan.
Amerikalılar yeni plandan hoşlanmadılar.The Americans did not like the new plan.
Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor.
Lincoln'un planı iyiydi.Lincoln's plan was good.
Lincoln bu planı sevdi.Lincoln liked this plan.
Jefferson planından vazgeçmeye hazır değildi.Jefferson was not ready to give up his plan.
Hoover, plana karşı çıktı.Hoover opposed the plan.
Plan başarılı olmadı.The plan did not succeed.
Birkaç plan önerildi.Several plans were proposed.
Başkanın planı nedir?What is the president's plan?
Kongre planlandığı gibi açıldı.The convention opened as planned.
Jackson geri çekilmeyi planlamıyordu.Jackson was not planning to retreat.
Bu planın çok az başarı şansı vardı.This plan had little chance of success.
Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.The attack began without enough planning.
Kongre Ağustos 1969'da planı onayladı.Congress approved the plan in August 1969.
Amerika Birleşik Devletleri'nin kutlamak için birçok planları var.The United States has many plans to celebrate.
Bu planın iyi bir plan olduğuna herkes inanmadı.Not everyone believed this plan was a good one.
Yuriko, mobilya işine taşınmayı planlıyor.Yuriko is planning to move into the furniture business.
Yuriko mobilya işine geçmeyi planlıyor.Yuriko is planning to move into the furniture business.
Bu gece için planların nedir?What are your plans for tonight?
Onu kurtaracaksak bir plan formüle etmeliyiz!We have to formulate a plan if we are to save her!
Planın mükemmel gibi görünüyor.Your plan seems excellent.
İnsan işleri planlar ama Allah karar verir.Man plans things, but the gods decide.
O, planın temel amacını açıkladı.He explained the plan's main objective.
Kocası yeni bir aylık dergi yayınlamayı planlıyor.Her husband plans to publish a new monthly magazine.
Sanırım o plandan vazgeçmemin zamanıdır.I think it's time for me to abandon that plan.
Sanırım planlarımı değiştirmenin zamanıdır.I think it's time for me to change my plans.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod