Jack'in kaçış planı vardır.Jack schakelt Go uit.
Bu kasıtlı yangın planı yapılırken başka bir yerde gerçek bir yangın çıkar.Pas bij een ernstige brand ging men ook in een andere buurt blussen.
Snecma Bugatti'nin otomobil arka planını değerlendı (turboşarjlar ve motorlar).Autobouwer Bugatti werd daarbij gewaardeerd om diens motoren en turboladers.
Onun planı tehlikeli.Zijn plan is gevaarlijk!
Bana planınızı anlat.Vertel mij over uw plan.
Planı çöpe at.Gooi het plan in de prullenbak.
Planı çöp tenekesine at.Gooi het plan in de prullenbak.
Yedek planım yoktu.Ik had geen plan B.
Planını uygular.Realizacja planu.
General Busse planına göre taarruzun başını 502.Zgodnie z planem generała Busse ciężkie tygrysy królewskie z 502.
Hitler bu planı kabul etmedi.Hitler zaaprobował taki plan.
Alman yarma planının öncü kuvveti 28 Nisan'da 502.Grupa uderzeniowa zgrupowania 28 kwietnia składała się z 502.
Buna rağmen, saldırı planı Paris'teki Türk elçiliği tarafından duyuldu.W 1997 roku komando Tajnej Armii zaatakowało ambasadę Turcji w Brukseli.
Kızıl Ordu, operasyonunun bir sonucu olarak Beyaz Rusya’nın geri alınması planını başlatmayı başarmıştır.Dzięki sukcesowi operacji radzieckie dowództwo mogło rozpocząć planowanie operacji wyzwolenia Białorusi.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Władze miasta odrzuciły jednak projekt.
Planı, noel gecesi büyük bir kiliseyi havaya uçurmaktı.Na święta Bożego Narodzenia 2001 r. przed kościołem wsadzono wielką choinkę.
Tam da Amiral Raeder’in planı kendisine ilettiği gün.Stało się to wbrew radom admirała Raedera.
Bu tapınağın planı kare değildir.Wyposażenie świątyni jest neobarokowe.
Yerleşme planı oldukça ilginçtir.Osiedle to ma ciekawe rozplanowanie.
Birisi çok zalim bir planı uygulamaya koydu bile.Żądni pieniędzy, wymyślili okrutny plan.
Master planı onaylanmıştır.Plan został zatwierdzony.
Barış planı rafa kaldırılmıştır.Akcja pacyfikacyjna została dokładnie zaplanowana.
ABD'nin Marshall Planı da çok yardımcı oldu.Z tego względu ważnym czynnikiem dla odbudowy kraju stanowiła pomoc amerykańska w ramach planu Marshalla.
1934 yılında I. Beş Yıllık Sanayileşme Planı devreye sokuldu.W 1965 r. otwarto 3-letnie Technikum Mechaniczne.
Çıkarma planında öngörülen topçu bataryaları sahile alınamamıştır.Nie można wykluczyć także zestrzelenia przez artylerię przeciwlotniczą na wybrzeżu.
Batman onun planını engeller.Batman nie ma wyjścia.
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.W 1944 roku alianckie naczelne dowództwo nie planowało walk o Paryż.
Yapının bazilika planı dahice tümüyle “gizlenmiş” durumdadır.Można spierać się, kiedy Układ Słoneczny został w pełni „odkryty”.
Bu darbe planı uygulamaya geçirilememiştir.Sztorm uniemożliwił realizację planu.
Lich King’in planı mükemmel işledi.Plan Lee całkowicie się powiódł.
Michael'da kaçış planını yürütebilmek için memnuniyetle kabul eder.Zastanawiają się nad planem ucieczki.
1799 yılında bir planör planı sergiledi.Wiadomo, że w 1799 roku pracował tu browar.
Büyücüler Kraliçesi planının gerçekleşmesinden çok memnundur.Czarownica cieszy się, widząc rozpacz królowej Dydony.
Yangın sırasında, yeni bir şehir geliştirme planı yaptı.Opracował w tym okresie urbanistyczny plan rozbudowy miasta.
Faysal bu planı kabul etti ve Irak Mandasının kralı olarak Ağustos 1921'de tahta çıktı.Fajsal został królem Iraku w sierpniu 1921.
Polonya'nın sınır savunması planı tam bir felaketti.W ten sposób polski plan obrony załamał się.
Ayrıca oyuncu Intel denilen ses kayıt toplayarak konunun arka planını öğrenir.Następnie agent wzywa cyferki na pomoc wraz z opisaniem problemu.
Planını uygulamaya koyar fakat işler beklediği gibi gitmez.Poprzez pakt jego życzenie spełnia się, lecz nie w taki sposób, jaki oczekiwał.
Planı ortaya atan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Zeitzler'dir.Nowym szefem sztabu został generał Kurt Zeitzler.
Planı o akşam gerçekleştirmeye karar verirler.Umawiają się na spotkanie tego samego dnia wieczorem.
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.Chcą nawet pojedynkować się z Don Alfonsem w obronie honoru swoich dziewcząt.
Ödeme planı Kredi talebinin kabul edilmesiyle birlikte müşteriye ödeme planı verilir.Kredytodawca zobowiązany jest dostarczyć kredytobiorcy egzemplarz umowy.
Planın gerçekleşmesi hakkında şüpheler bulunmaktadır.Jakie jest ryzyko związane z realizacją projektu?
ABD'nin Marshall Planı da çok yardımcı oldu.USA:s Marshallplan var där också en stor hjälp.
Anafilaksi riski altında olanların bir "alerji eylem planı" hazırlamaları önerilmektedir.Människor som löper risk att utveckla anafylaxi råds att ha en "allergiåtgärdsplan".
Maurice Gaston planını bilmeden, Belle aramak için yola çıkar.Maurice ger sig av för att söka efter Belle, utan att känna till Gastons plan.
Planını uygular.Gå enligt plan.
Stratejik Plan Lizbon’da düzenlenen VIII EUROSAI Kongresi 2011–2017 EUROSAI Stratejik Planını kabul etmiştir.Den strategiska planen för 2011-2017 antogs av den åttonde EUROSAI-kongressen i Lissabon.
Endüstri 4.0 ise 4. Endüstriyel Devrimi başlatacağı düşünülen endüstriyel bir strateji plânıdır.Industri 4.0 används som namn på den tyska regeringens strategi för den fjärde industriella revolutionen.
Yangın sırasında, yeni bir şehir geliştirme planı yaptı.I brandens kölvatten utformade han en ny stadsutvecklingsplan.
Başka bir set, arka planın özel bir zemin ile değiştirilmesini sağlar.Tanken var tydligen att ersätta statyn med någon annan staty.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.Förslaget krävde 2/3 majoritet, vilket det fick med 33 röster för, 13 emot och tio nerlagda röster.
Alan, Orta Çağ sokak planının ve Reformasyon dönemi binalarının çoğunu korumaktadır.Old Town har bevarat sin medeltidsplan och flera reformationstidsbyggnader.
2009 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent için genel bir ulaşım planı yayınladı.År 2008 presenterade Stockholms kommun stora planer för området.
1905 yılının sonunda ünlü Schlieffen Planı'nı hazırladı.Dessa planer byggde på Schlieffenplanen från 1905.
2003-2004 yıllarında Annan Planı hukuk komitesinde koordinatörlük yaptı.Ask var mellan 2003 och 2006 Moderaternas talesman i rättsfrågor.
Güney Osetya'nın Rusya'ya bağlanma planı yoktur."De vill inte att datatrafiken ska gå genom Sverige".
Komplocular hızlıca darbe planını devreye soktu.Winters utarbetade snabbt en anfallsplan.
Planı o akşam gerçekleştirmeye karar verirler.De avtalar ett möte samma kväll.
Alternatif enerjiler: Akdeniz güneş enerjisi planı.Sol eller uran: att välja energiframtid.