Ana içeriğe geç
Sözlük

planı ile cümle

planı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
ABD bu planı protesto ederek 1812 Savaşı'na dahil olmuştur.La batalla es considerada parte de la Guerra de 1812.
Yarın için bir planın var mı?Hai progetti per domani?
Planımın ne olduğunu sana söylemeyeceğim.Non posso dirti quali sono i miei piani.
Harika bir planım var.Ho un piano fantastico.
O kimin planıydı?Di chi era quel piano?
Bugünkü toplantıda neredeyse herkes planımı destekledi.Alla riunione di oggi quasi tutti hanno appoggiato il mio piano.
Dalekler, Zaman Lordlarının planını anladılar.Le loro origini risalgono all'epoca del Signore degli Inganni.
2016 yılında Alberto Nagel, finans topluluğuna 2019 itibarıyla üç yıllık stratejik planını sunmuştur.Nel 2016 Alberto Nagel presenta alla comunità finanziaria il piano strategico triennale al 2019.
1947'de İran, Birleşmiş Milletler Filistin Paylaşım Planı'na karşı oy kullanan 13 ülke arasındaydı.Nel 1947 l'Iran fu tra i 13 paesi che votarono contro il Piano di partizione della Palestina.
Konuşmaları sırasında Jon, Mance’ın planının Yedi Krallığı ele geçirmek olduğunu öğrenir.Durante la loro conversazione, Jon apprende dei piani di Mance per invadere i Sette Regni.
Yehidah ise ruhun Tanrı'yla birleşmenin mümkün olabildiği en yüksek planıdır (düzeyi, ortamı).Yehidah (יחידה): il piano più alto dell'anima, dove si può raggiungere l'unica unione possibile con Dio.
İkinci sezonun ilk üç bölümünde Michael'ın planındaki karmaşıklığı gösterir.I prime tre episodi della seconda stagione mostra come il piano di Michael sia ancora molto intricato.
Bir gün, Hades Kralı Lucifer, Dünya'yı istila etmeye çalıştı ancak planı başarısız oldu.Un giorno, Lucifero, re dell'Ade, tentò di invadere la Terra, ma il suo piano fallì.
Alternatif enerjiler: Akdeniz güneş enerjisi planı.Energie alternative: piano solare mediterraneo.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.La partenza improvvisa aggravò di nuovo lo stato mentale di Sofia.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Solo l'ultimo conflitto ruppe questo schema.
9-1-1, Kuzey Amerika Numaralandırma Planı (NANP) için acil telefon numarası.Il 911 è il numero telefonico di emergenza per il piano di numerazione nordamericano.
1928 - Sovyetler Birliği, ilk "beş yıllık kalkınma plânını" açıkladı.1928 - L'Unione Sovietica introduce il Piano quinquennale.
Ürünler proje yönetim planına göre gerçekleştirilmiş proseslerin çıktıları olarak oluşurlar.I deliverable vengono prodotti come risultati dai processi definiti nel Project Management Plan.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.La proposta passerà con 91 voti favorevoli, 10 astenuti e 13 contrari.
Kasabanın yarısının imar planı vardır.L'architettura della città ha un'impronta medievale.
Planını uygulamaya koyar fakat işler beklediği gibi gitmez.Allora ha un piano per guadagnare tempo, ma le cose non vanno come previsto .
Bu bölge, Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 büyük merkezinden biri olarak yer almaktadır.L'area è indicata nel Piano di Londra come uno dei 35 principali centri della Grande Londra.
ABD bu planı protesto ederek 1812 Savaşı'na dahil olmuştur.La Terror prese parte alla guerra del 1812 contro gli Stati Uniti.
Ancak Soth'un sadık hizmetkarı Caradoc'un ihaneti nedeniyle planı başarıya ulaşamadı.Comunque, a causa della slealtà di uno dei suoi servitori, Caradoc, il suo piano andò in fumo.
Bu yeni yapılacak şehrin planı cizildi ve şehri alanı değişik binalar yapılmak üzere parselelendi.Volevano un nuovo stadio e la città stava progettando di costruirne uno.
Darbe planına göre Kral Michel, Ion Antonescu'yu çağıracak ve onu tutuklatacaktı.Per guadagnare tempo, il re negò il golpe, dicendo che Ion Antonescu era libero.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.Questo problema in seguito si risolse grazie agli aiuti provenienti dal piano Marshall.
2002'de Helsinki genel planına koyuldu.Nel 2004 fu pubblicato un suo libro su Helsinki.
Daha sonra Nika, Michael'a kaçış planında yardım etti.Nika ottiene la cittadinanza americana in cambio di un aiuto a Michael per il suo piano di evasione.
Planının bir parçası olarak, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin (RAF) yok edilmesi gerekiyordu.Così, il primo compito da assolvere era la distruzione della Royal Air Force (RAF) come forza combattente.
Yerel Taliban liderleriyse bu planın tersini iddia etti ve gelen kuvvetlere karşı direniş yemini etti.Figure talebane locali si opposero alla forza in arrivo e promisero di resistere.
Dragoon planının sunmuş olduğu faydalardan biri, Marsilya Limanı'nın ele geçmesiydi.Uno dei vantaggi dell'operazione fu l'utilizzo del porto di Marsiglia.
Bu da yapının planını tanımlamaktadır.Venne definito anche un progetto della struttura.
ISC, DLV kaydını iptal etme planını açıkladı.La FOX decise di cancellare il telefilm.
Planı o akşam gerçekleştirmeye karar verirler.Dopo aver votato decidono di partire quella notte.
Yahudi liderler bu planı kabul etti fakat Arap liderler plana karşı çıktı.I leader ebraici accettarono la decisione ma la Lega Araba ed i capi arabi palestinesi si opposero.
Bu taarruz planı, cephe boyunca genel bir taarruzu değil, dar bir cepheden taarruz edilmesini öngörmektedir.Il tempio era accessibile non tramite un crepidoma perimetrale, ma attraverso una scalinata frontale.
Schick'in planındaki rota uzun zamandır kabul görmüş uygulanabilir tek rotaydı.Insomma, il Cammino di Fiandra era l’unica strada veramente sicura.
Bununla birlikte uçuş planı olan bir uçağın booking out yapması gerekli değildir.È necessario in particolare affittare un aereo privato per i loro spostamenti.
Ödeme planı Kredi talebinin kabul edilmesiyle birlikte müşteriye ödeme planı verilir.Il creditore deve accettare il mezzo di pagamento per il suo valore nominale.
Yerine askerî savunma planı yürürlüğe girmiştir.Al loro posto è stata introdotta la forza di combattimento.
Bu bazilikalar içinden Bazilika A, I. Justinianus dönemine ait olan ve planı bilinen tek bazilikadır.La basilica 'A' è l'unica basilica di epoca giustinianea di cui si conosca la pianta.
Ban'ın çok kesin bir çalışma planı var.L'ufficio tecnico Rubin ha elaborato un progetto piuttosto originale.
Fransa'yı işgal etmek için yapılan Schlieffen Planı ilk defa uygulandı.Anzi, il Piano Schlieffen, come abbiamo visto, prevedeva innanzi tutto un attacco alla Francia.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.I commercianti del quartiere tuttavia si opposero al progetto.
Umarım bir planın vardır." üstü kapalı bir şekilde belli etmiştir.«È bello avere un amico» - gli dichiara senza sospetto.
Planı haç şeklinde olan sıcaklığın 4 eyvanı ve 4 halveti vardır.Un robot SCARA presenta quattro assi e quattro gradi di libertà.
Kilisenin planı Venediklli mimar Tullio Lombardo'ya atfedilir.Incoronazione della Vergine fra gli Apostoli di Tullio Lombardo, dettaglio.
ABD Kongresi Marshall Planını 11 Eylül 1947 de onaylamıştır.Il Senato statunitense approvò il trattato il 7 settembre 1916.
Bu planın başarılı olup olmayacağı henüz görülmemektedir.Пока не знаю, сработает ли этот план или нет.
Korkarım ki planınız işe yaramayacak.Я боюсь, твой план не сработает.
Lütfen benim planıma müdahale etmeyin.Пожалуйста, не вмешивайтесь в мой план.
Planı destekliyorsun, değil mi?Ты поддерживаешь этот план, не так ли?
Planının işe yarayacağını sanmıyorum.Не думаю, что твой план сработает.
Planı desteklemek için bir konuşma yaptı.Он выступил с речью в поддержку плана.
Tamamen senin planı destekliyorum.Я всецело поддерживаю твой план.
Planıma hayır demeye cesaret edemedi.Он не осмелился сказать нет моему плану.
O, planı destekliyor mu?Он согласен с планом?
Orijinal planıma bağlı kalıyorum.Я придерживаюсь своего первоначального плана.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod