Planı uygulamak yeterince basitti.Il fut assez facile d'exécuter le plan.
Size planı açıklayacağım.Je vais vous expliquer le topo.
Planı uygulamak bana rahat geldi.Il me fut très aisé d'exécuter le plan.
Harika bir planım var.J'ai un plan formidable.
Bu benim planım.C'est mon plan.
Planımız vardı.Nous avions un plan.
Morgenthau PlanıPlan Morgenthau
2016 yılında Alberto Nagel, finans topluluğuna 2019 itibarıyla üç yıllık stratejik planını sunmuştur.En 2016, Alberto Nagel présente à la communauté financière son plan stratégique triennal jusqu’en 2019.
Stratejik Plan Lizbon’da düzenlenen VIII EUROSAI Kongresi 2011–2017 EUROSAI Stratejik Planını kabul etmiştir.Le VIIIe congrès de l’EUROSAI de Lisbonne a adopté le plan stratégique 2011-2017.
1924 - Almanya, müttefiklerce hazırlanan Dawes Planı'nı onayladı.1924 L'Allemagne adopte le plan Dawes.
1999 yılında Bulgaristan'ın en yüksek nişanı olan Stara Planina ile onurlandırıldı.Il a été décoré en 2003 de l'ordre de la Stara planina, la plus haute décoration bulgare.
Dragoon planının sunmuş olduğu faydalardan biri, Marsilya Limanı'nın ele geçmesiydi.L'avantage prévu de l'opération Dragoon a été l'utilité du port de Marseille.
İkinci sezonun ilk üç bölümünde Michael'ın planındaki karmaşıklığı gösterir.Les trois premiers épisodes démontrent encore le niveau de complexité du plan de Michael.
Almanya’nın savaş stratejisi, Schlieffen Planı’na dayanmaktadır.L’Allemagne entend prendre l’initiative militaire selon le plan Schlieffen.
Toplantıda İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı esasları kabul edildi.Un deuxième plan quinquennal, axé sur l'industrie, est adopté.
Bu planı onlar yapmıştır.Ce sont eux qui ont conçu le plan.
Ancak planında bir önemli eksiklik bulunmaktaydı.Il souligne toutefois les insuffisances de son programme.
Zaten ayrıntılı bir taarruz planı da yapılmamıştı.Enfin, il n'y avait pas de plan de campagne détaillé.
1928 - Sovyetler Birliği, ilk "beş yıllık kalkınma plânını" açıkladı.1er octobre 1928 : lancement du premier plan quinquennal soviétique.
Herman, Bart'ın Nelson ile savaşması ve bir savaş planı hazırlaması gerektiğini söyler.Herman déclare la guerre à Nelson et montre une stratégie de combat à Bart.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Nathan décide de mettre son plan à exécution.
Ancak planı altüst olur ve İtalya'ya uçar.Il parvient à voler un avion et retourne en Italie.
2003-2004 yıllarında Annan Planı hukuk komitesinde koordinatörlük yaptı.De 2004 à 2006, le Jeune Conseil a présenté le budget municipal à la place du troisième projet de règlement.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Cependant, un incident vient ruiner toute l'affaire.
Kaçış takımı Michael'ın planının hatalı olduğunu fark eder.Pour autant, l'erreur d'appréciation du pilote semble être en jeu.
Planını uygular.Et mettent leur plan à exécution.
1978'de Merkez Parkı için master planı onaylandı.Le plan d'ensemble du Parc central est ratifié en 1978.
Uzaylıların 9 Numaralı Planı, Ed Wood'un 1959 yapımı bilim kurgu türündeki uzun metraj filmi.Plan 9 from Outer Space, film de Ed Wood sorti en 1959.
Planı o akşam gerçekleştirmeye karar verirler.Ils décident donc le soir même de suivre ce conseil.
Batman onun planını engeller.Mais Batman l'en empêcha.
Uçuş planı rule veya motor çalıştırmadan (start-up) en az 30 dakika önce gönderilmelidir.Le plan de vol doit être envoyé 30 minutes au moins avant le départ de l'aéronef.
Michael kaçış planının duyulacağından dolayı endişelenir ve teklifi kabul eder.Pour sauver son plan, Michael se résout à lui révéler son projet d'évasion et lui demande son aide.
Bu da yapının planını tanımlamaktadır.Le comité définit aussi la portée du plan.
1880'da ise yeni düzenleme planı onaylanmıştır.En 1860, le quatrième projet est approuvé.
Bu taktik Scipio’nun o yıl içinde sonuç alıcı bir savaş yapma planını bozar.Cette année-là, le programme Apollo dans son ensemble doit faire face à une décrue budgétaire programmée.
İngiliz harekât planı şöyledir.L'avancée anglaise est ainsi contenue.
V'nin kimliğinin arka planı neredeyse tamamen bilinmemektdir.Le passé et l'identité de V sont en grande partie inconnus.
Planı gerçekleştirmek için de 11 kişilik bir ekip toplarlar.Une équipe de 11 professionnels est présente pour les guider.
Yunan harekat planı, sınırlı hedefli bir plandır.Un objectif grand angle est un objectif à courte focale.
ABD hükümeti, Paul'ü Marshall Planı çerçevesinde ABD lehine kamuoyu yaratmak üzere Paris'e atadı.Il a représenté le Royaume-Uni au Congrès de Paris concernant le Plan Marshall.
Bu nedenle Henry Tudor İngiltere'ye dönme planından vazgeçmek zorunda kaldı.Tom évoque de nouveau son désir de quitter l'Angleterre.
ABD bu planı protesto ederek 1812 Savaşı'na dahil olmuştur.Le Terror participa à la guerre de 1812 contre les États-Unis.
Ali planı öğrenince Caroline'i terk eder.Fâchée, Caroline s'en va.
Kilisenin planı Yunan haçı biçimindedir.L'église est en forme de croix grecque.
Üniversitenin arka planı yuvarlak bir şekle sahiptir.La collégiale a un plan cruciforme.
Transept bazilika planını dikey biçimde keserek, kilise alanını haç işareti biçiminde vurgulayan çapraz nef.Charpente Détail de la charpente Fonts baptismaux La croix sur la place de l'église.
Yedi yıllık ekonomik kalkınma planı kabul edilmiştir.Un moratoire de 7 ans fut décidé.
Katedralin planı Latin istavrozu şeklindedir.Le plan de l'église est en forme de croix latine.
Bu bölge, Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 büyük merkezinden biri olarak yer almaktadır.La zone est identifiée dans le Plan de Londres comme l'un des 35 grands centres dans le Grand Londres.
Felaketzedelere Marshall Planı'ndan yardım geldi.La reconstruction est décidée dans le cadre du plan Marshall.
Jeptha Howe Holmes'in bu planını çok zekice bulur.Hilda Hope explique alors à Holmes toute l'affaire.
Hitler bu planı kabul etmedi.Hitler ne répondit pas à cette proposition.
Bu ihanet dolayısıyla Rosina Bartola'ya onunla hemen evlilik yapma planıni kabul ettiğini bildirir.Rosina, effondrée répond à Bartolo qu’elle consent à l’épouser sur-le-champ.
1905 yılının sonunda ünlü Schlieffen Planı'nı hazırladı.Dès 1909, il fut mis au courant du plan Schlieffen.
Plânımızı kimseye söyleme.No le cuentes nuestro plan a nadie.
Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.Tu plan parece mejor que el mío.
Hiç planım yok.No tengo ningún plan.
Bir planın var mı?¿Tienes un plan?
Yaz tatili için hiç planınız var mı?¿Tienes planes para las vacaciones de verano?
Patronumun planımı kabul edeceğini umuyorum.Espero que mi jefe esté de acuerdo con mi plan.