Eğer bu planı gerçekleştirirsem bir düzine kadar tuval olacak.Wenn ich also diesen Plan ausführe, wird es ein Dutzend Bilder geben.
Aziz Gall Manastır Planı Orta Çağ'dan günümüze ulaşan en eski manastır planıdır.Der St. Galler Klosterplan ist die früheste Darstellung eines Klosterbezirks aus dem Mittelalter.
ABD'nin Marshall Planı da çok yardımcı oldu.Auch den Marshallplan begrüßte er.
Aziz Gall Manastır PlanıStudien zum St. Galler Klosterplan.
Yerine askerî savunma planı yürürlüğe girmiştir.Nun trat der eigene Verteidigungsplan der Basis in Kraft.
Ders planı ise hazırlık, sunuş ve uygulama olmak üzere 3 aşamadan oluşmaktadır.Es werden die 3 Phasen Vorbereitung, Durchführung und Nachbereitung durchlaufen.
Proje planı Sürekli İyileştirme Süreci ile düzeltilir.Der Projektplan wird automatisch kontinuierlich aktualisiert.
Ödeme planı Kredi talebinin kabul edilmesiyle birlikte müşteriye ödeme planı verilir.Der Zahlungsplan gilt als angenommen, wenn die Mehrheit der Gläubiger zustimmt.
Ori tek başına planı tamamlamak için yola devam etmeye karar verir.Michel beschließt jedoch, den Plan alleine auszuführen.
Tema park yapma planı.Eine Schande für den Park.
NASA'nın şimdiki Ay plânı, Mars'a bir atlama taşı yerine bir sapaktır.Die derzeitigen Mondpläne der NASA sind nicht ein Sprungbrett auf den Mars, sondern ein Umweg.
Göçük altında kalan adamın karısı Lorraine ise Tatum’un planına zoraki dahil olur.Die Ehefrau des Verunglückten, Lorraine, verbündet sich ebenfalls mit Tatum.
Planı o akşam gerçekleştirmeye karar verirler.Diesen Plan setzt er in der folgenden Nacht um.
Kentin planını Amerikalı Walter Burley Griffin yapmıştır.Die Straße wurde nach Walter Burley Griffin, einem US-amerikanischen Architekten, benannt.
İmar planı vardır.Es bestehen Ausbaupläne.
Binası yeterlidir, İmar planı vardır.Ein Haus – eine gebaute Philosophie.
Mihrap önü kubbesi bulunan cami Malatya Ulu cami planını yansıtmaktadır.Ihr Siegel zeigte unter dem Nassauischen Löwen den Wiedischen Pfau.
Tablonun, arka planı aynanın yansımasıdır.Ihr Rücken spiegelt sich in einem Spiegel.
Bu taarruz planı, cephe boyunca genel bir taarruzu değil, dar bir cepheden taarruz edilmesini öngörmektedir.Der Turm soll auf der Längsseite, und nicht als Teil der Hauptfront, errichtet werden.
Michael kaçış planının duyulacağından dolayı endişelenir ve teklifi kabul eder.Da Michael wegen des drohenden Seitensprungs Gewissensbisse plagen, lehnt er das Angebot ab.
Almanya'nın kısa sürede Batı'da kesin sonuç elde etme planı bütünüyle başarısız olmuştur.Erfolge auf westdeutscher Ebene waren beinahe zwangsläufig.
Gelecek yıllarda bu mevki yakınlarına büyük bir alışveriş merkezinin yapılacağı plani da açıklanmıştır.In den nächsten Jahren ist eine Bebauung der Garbräterstraße mit einem Einkaufszentrum geplant.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Der Plan wurde von der Seekriegsleitung abgelehnt.
Kaçış planı hazırlanmıştır.Ein Fluchtplan wird ausgeheckt.
Annan Planı döneminde plana karşı yayınlarda bulundu.Wegen Kommunikationsproblemen wurde der Plan in letzter Minute fallengelassen.
Pitezel bu planı kabul eder.Eusebio sei mit dem Plan einverstanden.
Londra Planı'nda Büyük Londra'nın 35 ana merkezinden biri olarak tanımlanır.Es gilt als eines von 35 größeren Zentren im Großraum London und gehörte früher zu Kent.
Kadınlar ilkönce gönülsüz davransalar da Lysistrata’nın planını benimser, onu gerçekleştirmeye ant içerler.Als die Mehrheit von ihnen seinem Plan begeistert zustimmen will, greift Lysistrata ein.
Planıda İstanbul'daki tekfur sarayına benzemektedir.Das Dach ähnelt dem des Bahnhofs von Tilburg.
Çoğunluk planı; 33 lehte, 13 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul edilmiştir.Er erhielt 46 Ja- bei 33 Neinstimmen und 3 Enthaltungen.
1952 yılında kabul planı 300 kişiye iletildi.Eingeführt wurde das Wappen 1952 im Hinblick auf den 300.
12 yıl sonra arkadaşı dönünce planını ona açıkladı.Nach seiner Rückkehr verfasste er hierzu einen zwölfseitigen Bericht.
Bu planı anlayan Sezar gece karanlığından yararlanarak Vercingetorix'in ana kampına saldırdı.Caesar konterte mit einem nächtlichen Eilmarsch zum Hauptlager des Vercingetorix.
Doktor, planın daha fazlasını keşfetmek için şirketin New York şubesine gider.Ein Team unternimmt im Auftrag eines New Yorker Pharmakonzerns eine Expedition, um die Pflanze zu finden.
Batman onun planını engeller.Aragon steht seinen Plänen im Wege.
Ban'ın çok kesin bir çalışma planı var.Die AkA hat ein breites Aufgabenspektrum.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Dieser Vorfall wirft seinen gesamten Lebensplan durcheinander.
Microsoft'un Xbox Live Gamertag'la karşılaştırmaları kaçınılmaz, çünkü iki hizmet aynı arka planı kullanıyor.Kid Icarus' Spielweise ist vergleichbar mit der von Metroid, da beide Spiele die gleiche Spiel-Engine nutzen.
Planı Patriot'ları yine yaratmaktır.So versuchen die Freunde wieder Volkssoda herzustellen.
İşte Serse opearasının doğmasının arka planı budur.In diesem Vorhaben liegt die eigentliche Gründungsurkunde der Hofpfarrei.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Napoleon dagegen muss auf sein Verfahren warten.
Bu düzenleme ön planı daha dar bir alana sıkıştırmıştır.Dies brachte das Bauprojekt fast zu einem weiteren Stillstand.
Bunun üzerine arkadaşı Türkiye'ye gelip planı sona erdirmek için onu Ali'yi dolandırmaya zorlar.Zusammen besuchen sie Mr. Ross und bitten ihn, das Projekt zu beenden.
Jeptha Howe Holmes'in bu planını çok zekice bulur.Sherlock Holmes plagt die Langeweile.
Ayrıca kurul 2011 yılında akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili olarak bir eylem planı oluşturmuştur.In dieser Eigenschaft stellt er im Jahr 2012 einen umfassenden Aktionsplan zur Betrugsbekämpfung vor.
Çoğunluk raporu Ekonomik olarak bağlı bir Ayrılma Planı sundu.Dieser Haushalt besteht aus mehreren Personen, die einen gemeinsamen Wirtschaftsplan aufstellen.
Peter planı anlar ve Gwen’den anti-serum yapmasını ister.Thomas ist entschlossener denn je und plant, Newt ein Serum zu beschaffen.
Doktor, onun kullandığı girdap manipülatörüne rağmen onu planından vazgeçiremez.Trotz seiner Beweglichkeit und Muskulösität kann das Prostomium nicht in den Rumpf eingezogen werden.
Belgrad metrosu'nun en kapsamlı planının bu dönemde olduğu düşünülmektedir.Das heutige Aussehen des Balboa Parks stammt zum größten Teil aus dieser Zeit.
Nihayet planımızı onayladı.Il a finalement approuvé notre plan.
Planınız başarısızlığa uğramaya mahkum.Votre plan est condamné à l'échec.
Planı saatine göre uygulamalısınız.Vous devriez exécuter le plan selon l'horaire.
Planı karmaşık ve pahalı olduğundan, muhtemelen uygulanmayacak.Comme son plan est compliqué et cher, il ne sera vraisemblablement pas adopté.
Planı uyguladı.Il exécuta le plan.
Bir planın var mı?As-tu un plan ?
Biz dün planı tartıştık.Hier, on a discuté du plan.
Bu planı uygulamak gerekir.Il faut exécuter ce plan.
Planı uygulamak için elinden geleni yaptı.Il fit de son mieux pour exécuter le plan.
Bu akşam için planın var mı?As-tu des plans pour ce soir ?
Onu tuzağa düşürmek için bir planı var.Il a un plan pour lui tendre une embuscade.