pis ile cümle

pis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Pis bir iş ama biri bunu yapmak zorunda.It's dirty work, but someone has to do it.
Senin pis işlerini yapmak istemiyorum.I don't want to do your dirty work.
Sen kendi pisliğini temizle.Clean up your own mess.
Mary ekmek pişirmekten hoşlanır.Mary likes to bake bread.
Tom akşam yemeği pişiriyor.Tom is cooking the dinner.
Mary kek pişiriyor.Mary is baking a cake.
Ekmek pişiriyorum.I am baking bread.
O pisliğe küfür ediyorum!I am swearing at that jerk!
Daha çok yemek pişirmek zorunda kalacaksın.You'll have to cook more food.
Bu ilk kek pişirişim.This is the first time I've baked a cake.
Bunu yaparsan, hayatının sonuna kadar pişman olacaksın.If you do this, you will regret it for the rest of your life.
Ekmek pişirmem. Benim bir fırınım yok.I cannot bake bread. I don't have an oven.
İlk kez evimde ızgarada et pişirdim.This is the first time I've ever grilled meat in my home.
Ben geleneksel kekler pişiririm.I bake traditional cakes.
Biz geleneksel ekmek pişiririz.We bake traditional bread.
Sen mutfağında pişir.You bake in your kitchen.
Sen lezzetli turtalar pişiriyorsun.You bake delicious pies.
O, çok eski bir fırında ekmek pişirir.He bakes bread in a very old oven.
O yeni fırınında ekmek pişiriyor.She bakes bread in her new oven.
Onlar iyi kekler pişiriyorlar.They bake good cakes.
Onlar lezzetli bir pizza pişirdiler.They bake a delicious pizza.
Biz spagetti pişirmek için su kaynatıyoruz.We boil water to cook spaghetti.
Yumurtaları pişirmek için suyu kaynatırsın.You boil water to cook eggs.
Bu lezzetli keki pişirdiğin için teşekkürler.Thank you for baking this delicious cake.
Daha önce pizza pişirdin mi?Have you ever baked a pizza?
Hiç pizza pişirdin mi?Have you ever baked a pizza?
Hiç yemek pişirmede karına yardım etti mi?Have you ever helped your wife in cooking?
Bugün bir pizza pişirdiğin doğru mu?Is it true that you baked a pizza today?
Ben pişirmede iyiyim.I'm good at cooking.
Sana yemek pişirmeyi öğretebilirim.I can teach you how to cook.
Bir pizzanın nasıl pişirileceğini sana öğretebilirim.I can teach you how to bake a pizza.
Hemen hemen her gün kek pişiririm.I bake cakes almost every day.
Neredeyse her gün yemek pişiririm.I cook almost every day.
Bunu pişirmek birkaç saatimi aldı.It took me several hours to cook it.
Ona akşam yemeği pişirdiğimi söyle.Tell her that I am cooking dinner.
Meryem henüz akşam yemeğini pişirmedi.Mary hasn't cooked the dinner yet.
Mary henüz yumurtaları pişirmedi.Tom hasn't cooked the eggs yet.
Sebzeleri pişirmem gerek.I have to cook the vegetables.
Geçen yıl baharda bir yemek kursuna katıldım ve ekmek nasıl pişirilir öğrendim.Last year in the spring I attended a cooking class and learned how to bake bread.
Pişmanlık duymuyor.He has no remorse.
En son ne zaman bir kek pişirdin?When was the last time you baked a cake?
O nasıl et pişireceğini biliyor.He knows how to cook meat.
Bana akşam yemeği pişirdi.He cooked me dinner.
Ona akşam yemeği pişirdim.I cooked her dinner.
Onun için akşam yemeği pişirdim.I cooked her dinner.
Onların işi askerler için yemek pişirmek.Their job is to cook for the soldiers.
Neden yemek pişiriyorsun? Saat çok erken.Why are you cooking? It's too early.
Buna pişman olacaksın.You're going to regret this.
Bundan pişman olacağım.I'm going to regret this.
O bundan pişman olacak.She's going to regret this.
Hiçbir şeyden pişmanlık duymadım.I have no regrets.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım eder.Mary helps her mom cook.
O dans pistinde.He's on the dance floor.
Papua Yeni Gine'ye Tok Pisin'de "Papua Niugini" denir.Papua New Guinea is called "Papua Niugini" in Tok Pisin.
Tom açtı, bu yüzden Mary'nin bir şey pişirmesini istedi.Tom was hungry, so he asked Mary to cook something.
Domuz etini az pişmiş olmasına rağmen yedim.I ate the pork even though it was undercooked.
Bu pisliği temizleyelim.Let's clean up this mess.
Tom Mary'nin fırında pişirdiği bir parça kek yedi.Tom ate a piece of the cake that Mary baked.
Eğer yiyeceksen, onu pişiririm.I'll cook it if you eat it.
Eğer yiyecekseniz, onu pişiririm.I'll cook it if you eat it.

İlgili Sayfalar