Ana içeriğe geç
Sözlük

pir ile cümle

pir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Anyám küldött a családjának yamot, rizst és használt ruhákat.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Ibu saya mengirim ubi dan beras, dan pakaian bekas kami, untuk keluarganya.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.어머니는 고구마와 쌀, 헌옷을 그의 가족에게 보냈습니다.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mama posielala sladké zemiaky a ryžu a naše staré oblečenie jeho rodine.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mama posyłała im korzenie i ryż oraz stare ubrania.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mama trimitea igname şi orez şi hainele noastre vechi familiei sale.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Ma mère envoyait des ignames et du riz, ainsi que nos vieux habits, à sa famille.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Meine Mutter schickte Süßkartoffeln und Reis und unsere alten Kleider zu seiner Familie.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mẹ tôi cho nhà cậu ta khoai lang và gạo và quần áo cũ.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mia madre mandava yam (tubero tropicale simile alla patata) e riso e i nostri abiti vecchi alla sua famiglia.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mijn moeder stuurde hen yams en rijst, en onze oude kleding.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Mi madre enviaba batatas y arroz, y nuestra ropa vieja, a su familia.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Min mor skickade yams och ris, och våra avlagda kläder, till hans familj.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Moja mama je pošiljala jam in riž ter naša stara oblačila njegovi družini.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Moje matka posílala sladké brambory a rýži a naše staré šaty jeho rodině.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Η μητέρα μου έστελνε γλυκοπατάτες και ρύζι και παλιά μας ρούχα στην οικογένειά του.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Майка ми изпращаше ямс и ориз и нашите стари дрехи на неговото семейство.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Моя мама відправляля його сім'ї солодку картоплю і рис, а також наш старий одяг.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.Моя мама посылала его семье сладкий картофель, рис, старую одежду.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.אימי נהגה לשלוח בטטות ואורז, כמו גם בגדים ישנים, אל משפחתו.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.أرسلت أمي البطاطس والأرز، والملابس القديمة، لأسرته.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.私たちの古着を送っていました ご飯を残すと母は言ったものです
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Ada hewan yang bisa hidup dan mengindera, dan, di puncak piramida, ada manusia.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Avem animalele, capabile să trăiască şi să simtă, şi în vârful piramidei este omul.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Aztán jönnek az állatok, melyek élnek és érzékelnek, és a piramis legtetején trónol az ember.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Ci sono gli animali, che vivono e sono dotati di sensi, e, in cima alla piramide, c'è l'uomo.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Động vật có thể sống và cảm giác, và trên đỉnh của kim tự tháp là con người.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.그 다음에는 생존과 느끼는것이 가능한 동물이 있고, 피라미드의 꼭대기에는 인간이 있습니다.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Máme tu zvířata, která mohou žít a uvažovat a na vrcholu pyramidy je člověk.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Meillä on eläimet jotka kykenevät elämään ja aistimaan, ja pyramidin huipulla, ihminen.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Potom máme zvieratá, ktoré sú schopné žiť a vnímať, a na samotnom vrchole pyramídy je človek.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Temos animais que vivem e sentem e, no topo da pirâmide, está o Homem.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Tenemos a los animales, que son capaces de vivir y de sentir, y, en la cima de la pirámide, está el Hombre.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Wir haben die Tiere, die leben und wahrnehmen können, und an der Spitze der Pyramide steht der Mensch.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Zwierzęta są zdolne do życia i do postrzegania, a na szczycie jest człowiek.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Έχουμε τα ζώα που μπορούν να ζουν και να αισθάνονται, και, στην κορυφή της πυραμίδας, βρίσκεται ο άνθρωπος.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Мы видим животным, которые способны существовать и чувствовать, а на вершине пирамиды -- человек.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.Ние имаме животните, които са в състояние да живеят и да усещат, и на върха на пирамидата е човека.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.ישנן החיות שמסוגלות לחיות וגם לחוש, ובראש הפירמידה, ניצב האדם.
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.ومن ثم لدينا .. الحيوانات .. والتي هي بداية الحياة مع الاحساس وفي قمة الهرم لدينا الانسان
Ardından hem yaşayıp hemde hissedebilen hayvanlar var, ve piramidin en tepesinde, insanoğlunu görüyoruz.ピラミッドの頂点に 人間がいます これは一般的な人間ではなく
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Det er faktisk et meget kønt område af Cambodja, hvor man dyrker ris.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.En realidad es una zona bonita de Camboya, en la cual se cultiva el arroz.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.E o zonǎ chiar frumoasǎ din Cambodgia, unde se cultivǎ orez.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Es ist eigentlich eine sehr schöne Gegend Kambodschas, wo Reis angepflanzt wird.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.É uma região muito bonita do Camboja onde se faz plantação de arroz.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Het is eigenlijk een erg mooie streek in Cambodja, waar rijst wordt verbouwd.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Igazából egy nagyon szép része Kambodzsának, ahol rizstermesztéssel foglalkoznak.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Il s'agit en fait d'une très belle région du Cambodge, où l'on cultive le riz.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Je to naozaj veľmi pekná oblasť Kambodže, pestuje sa tam ryža.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Je to vlastně velmi pěkná část Kambodži, kde se pěstuje rýže.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.이곳은 사실 벼농사가 이루어지는 캄보디아의 아주 아름다운 지역입니다.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Sebenarnya ini adalah daerah yang sangat indah di Kamboja di mana padi-padi tumbuh.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Si tratta di una zona della Cambogia molto bella, dove si coltiva il riso.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Szczerze mówiąc, to całkiem ładna część Kambodży, gdzie uprawia się ryż.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Είναι πράγματι μια πολύ όμορφη περιοχή της Καμπότζης, στην οποία βρίσκονται πολλοί ορυζώνες.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Това всъщност е един много хубав район от Камбоджа, където се отглежда ориз.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Це доволі красива область Камбоджі, де вирощують рис.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.Это довольно красивая область Камбоджи, где выращивают рис.
Aslında Kamboçya'nın çok güzel bir alanı, pirincin büyüdüğü bölge.זה בעצם אזור מאד יפה בקמבודיה, בו מגדלים אורז.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
pir ile cümle - Sayfa 39 - pir kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App