Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Są to typowe warunki, które rodzą żal.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Toto jsou klasické podmínky, které vytváří lítost.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Αυτές είναι οι κλασικές καταστάσεις που δημιουργούν μετάνιωμα.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Існують традиційні стани, що провокують каяття.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Това са класическите условия, които ни карат да съжаляваме.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.Это классические обстоятельства, вызывающие сожаление.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.אלו התנאים הקלסיים ליצירת חרטה.
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.هذه هى حالات طبيعية تولد الندم
Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır.決断が悪い結果に終わったのは自分の責任だ、
Bunu, Lady MacBeth kocasına korkak olmayı bırakıp, cinayetlerden pişmanlık duymaması için söylüyor.Dit is dus Lady MacBeth die haar man vertelt dat hij zich niet moet aanstellen door spijt te hebben van moord.
Bunu, Lady MacBeth kocasına korkak olmayı bırakıp, cinayetlerden pişmanlık duymaması için söylüyor.נכון, זוהי ליידי מקבת' אומרת לבעלה להפסיק להיות כזה רכרוכי בגלל שהוא מרגיש אשם על זה שהוא הורג אנשים.
Bunu, Lady MacBeth kocasına korkak olmayı bırakıp, cinayetlerden pişmanlık duymaması için söylüyor.そんなに意気地のないことでどうするの、と 人を殺して落ち込む夫に言ったセリフです。 ここにはシェイクスピアのなんらかの意図があります
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.C'est pourquoi, devant notre grand regret, ce que nous disons constamment est: "Je me ficherais des claques."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Confrontados com o nosso arrependimento, dizemos consistentemente é: "Só me apetece bater em mim próprio."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.De aceea, în faţa regretului, lucrul pe care îl spunem continuu e, "Trebuia să-mi dau un şut!"
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Dlatego właśnie, kiedy żałujemy czegoś, my często powtarzamy: "Powinnam była się kopnąć".
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Đó là lí do tại sao, khi đối mặt với sự hối hận, chúng ta luôn luôn nói, "Giá mà tôi được đá đít chính mình."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Ezért a sajnálkozás tekintetében ezt mondjuk: "Miért nem is tört le a karom, amikor ezt tettem."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.즉, 우리가 후회라는 이름으로 늘 하게 되는 것이 "~ 할걸!"이라며 머리를 쥐어뜯죠
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Om die reden, vanwege die spijt, vertellen we onszelf steeds: "Ik kan mezelf wel voor m'n kop slaan."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Proto, tváří v tvář naší lítosti, věcí, kterou říkáme, je: "Mohla bych se kopnout."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Вот почему, испытывая сожаление, мы постоянно повторяем: "Не прощу себе этого".
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Ось чому, шкодуючи ми постійно кажемо: "Я б штурхонув себе".
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.Това е причината, когато се сблъскаме със съжалението, най-често да чуваме думите: "Трябва да се ударя."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.וזוהי הסיבה שבמצבים של חרטה, אנחנו נותים להגיד דברים כמו "היית מרביץ לעצמי."
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.وهذا سبب، فى مواجهة ندمنا، الشيئ الذى نردده على الدوام " توبيخ للنفس على فعل ما "
Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz.「自分自身を蹴飛ばしてやりたい」と言います。 4つめの要素は
Bunun için sizi bir konuda rahatlatayım. Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Tehát biztosíthatom Önöket arról, hogy néhány sajnálkozásuk nem annyira csúnya, mint ahogyan azt gondolják.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Acest sentiment de alienare de partea noastră care a luat decizia regretată.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Az elidegenedés ezen valós érzete azon részünktől, amellyel a döntést hoztuk.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Cette véritable sensation d'aliénation de la partie de nous qui a pris une décision que nous regrettons.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Đây là cảm giác ghét bỏ từ một phần trong ta đã đưa ra những quyết định khiến ta hối hận.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Denne virkelige sans af fremmedgørelse af den del af os der tog en beslutning som vi fortryder.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Dit gevoel van vervreemding van het deel van ons dat de ongelukkige beslissing maakte.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Este sentido real de alienação da parte de nós que tomou a decisão de que nos arrependemos.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.이 진정한 의미의 소외감은 후회스러운 결정을 내리게 한 자신한테서 옵니다
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Perasaan keterasingan dari sebagian diri kita membuat penyesalan itu.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Questo senso di alienazione della parte di noi che ha preso una decisione che rimpiangiamo.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Tento opravdový pocit odcizení od té části nás, která provedla rozhodnutí, jehož litujeme.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.To prawdziwe poczucie wyobcowania od tej cząstki nas, która podjęła decyzję, której żałujemy.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Αυτή η αληθινή αίσθηση αλλοτρίωσης από το κομμάτι μας που πήρε μια απόφαση που μετανιώσαμε.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Това е реално чувство на отчуждение от тази част в нас самите, която е взела решението, за което съжаляваме.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Це правжешнє відчуття відчуження від тієї частини нас, що прийняла рішення, про яке ми шкодуємо.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Это настоящее чувство отчуждения от части себя, ответственной за принятие решения, о котором мы сожалеем.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.זו ההרגשה הזו של נתק מהחלק בנו שעשה את ההחלטה עליה אנו מתחרטים.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.إنه شعور حقيقي بالإغتراب عن جزء من شخصيتنا التي قامت بإتخاذ ذلك القرار الذى نندم عليه.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.自分の中の何者かを、切り離すような感覚です。 それが何者なのか分かりません。
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efectul perseverenţei este de a lua primele 3 componente ale regretului şi a le pune într-un ciclu infinit.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efektem perseweracji jest to, że zbieramy te trzy pierwsze elementy i zapętlamy je w nieskończoność.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Efekt perserverace je v podstatě ten, že bereme tyto první tři složky lítosti a dáváme je do nekonečné smyčky.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.여기서 보속성의 효과는 앞서 말한 후회의 세 가지 구성 요소를 기본적으로 무한 반복시키는 것입니다
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.Ефект пресеверації це, фактично, взяти ті три перші складові жалю, й пустити їх по нескінченному колу.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.התוצאה של חזרתיות היא למעשה לקיחת שלושת המרכיבים הראשונים של חרטה, והשמתם בלולאה אין סופית.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.وتأثير المواظبة هو بصورة أساسية أخذ العناصر الثلاثة الأولى للندم ووضعهم معاً فى حلقة كبيرة غير محدودة.
Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır.後悔のはじめの3つの要素を取り出して 無限に繰り返すループを作ることです。 ですから、あの夜私が寝室で考えていたことは
Bu sayede kendinizi kontrol edip böylece heyecanlı bir anınızda pişman olacağınız şeyler yapmazsınız.후회할 행동을 하지 않기 위해서 차가운 이성으로 자신을 묶어놓기로 하는 결정입니다.
Bu sayede kendinizi kontrol edip böylece heyecanlı bir anınızda pişman olacağınız şeyler yapmazsınız.בקור-רוח, לעצור את עצמכם, בכדי שלא תעשו מעשה עליו תתחרטו כאשר אתם חמומי מוח.
Bu sayede kendinizi kontrol edip böylece heyecanlı bir anınızda pişman olacağınız şeyler yapmazsınız.بكل هدوء لكي تقيد نفسك و تقوضها عن بعض التصرفات لكي لا تقوم بما سوف تندم عليه لاحقاً عندما تكون في خضم الحماس
Bu sayede kendinizi kontrol edip böylece heyecanlı bir anınızda pişman olacağınız şeyler yapmazsınız.かっとなってしまった時でも、後々の後悔に つなげないための方法です。 物事を考えるとき
Büyük pişmanlıkla düşünüyorum, nasıl kandırıp karşılaştığım sevgili küçük oğlanları nasıl iştahla çiğnediğimi♫ 깊은 후회로 떠올려보네 ♫ ♫ 예전의 나는 집어 올려 ♫ ♫ 게걸스레 씹어먹곤 했지 ♫