Bir hafta sonra Brodess öldü ve Tubman önceki duygusallığından dolayı pişman oldu.1주일 후 브로디스가 실제로 죽었으며, 이로 인해 터브먼은 자신이 이전에 브로디에게 품었던 감정에 대해 후회했다.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.브라질은 전반에 단 한번도 골문을 향해 차본 적이 없었다.
Sonrasında tahmin edileceği gibi pişman olur.고려 후기에 만든 것으로 짐작된다.
İnsanı yarattığına pişman oldu.후세 사람들이 시를 짓기를 라고 하였다.
Davut pişmanlıkla onların yasını tutar.황조 역시 후회하여 후하게 장사지냈다.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.프로젝트의 계약을 해지된 것을 발표하였다.
Bugün, buna, bin kere pişmanım.그 뒤 여러 번 보수를 거쳐 오늘에 이르고 있다.
Yaptığından pişmanlık duyan genç yayını kırıp atar.자기가 한 짓을 뉘우치는 정신 작용.
Pişman olmadan helalleşilirse Riya olur.북한이 반발하지 않는다면 당연히 찬성해야지.
Bu duruma göre, suç işleyen kişi Tanrı ile baş başa kalır ve günahları için pişman olur.만일 파문을 당한 사람이 자기 죄를 고백하고 그 죄에 해당하는 고행을 하면 사면받았다.
Pişman olduğu için mi af diler insan yoksa yeniden pişman olabilmek için mi?뻔뻔하게도 다치게 하고 나서 사과를 건성하게 한다던지 혹은 그런 적 없다며 시치미를 때기도 한다.
Sonradan pişman olmuştur.לאחר מכן היא מתחרטת.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.כשנשאל על הנושא ב-2015 אמר שהוא מתחרט על כך.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.תנו דעתכם שלא תעשו כמעשיהם!
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.לא פעם התקלקל החלב בדרך לטבריה.
Çünkü, bu bir mükemmel mutluluk anı değil pişmanlık anıdır.לא יום של עינוי נפש ומזל רע אלא יום של ברכה...
Şimdi çok pişmandır Çiçek Ali.בתקופה זו פרח גם ריקוד הואלס.
Fakat, arkadaşlıkları bozulsun istemiyordur, pişmandır.הוא לא צריך לגדול בעוני, את מבינה את זה, לא כן?
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Вероятно той не е стъпвал никога на Каринтийска земя.
Daha sonraları Daniel, babasıyla daha yakın bir ilişki kuramadığı için pişman olacaktı.Според сведенията, Даниел бил в лоши отношения с баща си.
Burada, bir pişmanlığı bulunmadığını söyledi.Казва му, че няма време за съжаления и сълзи.
Şimdi çok pişmandır Çiçek Ali.Тогава тиранията е в разцвета си.
O’nu böyle tasarladığım için sanırım sonsuza kadar pişmanlık duyacağım.”Моля за опрощение, като ви уверявам, че на всички всичко съм простил.“.
Yemekten pişman olduğum bir şey yedim.Ядох нещо, за което съжалих.
Yapmaktan pişman olduğum bir şey yaptım.Направих нещо, за което съжалявам.
Kızıldeniz önlerine geldiklerinde pişman olan Firavun ve orduları arkalarından yetişir.Kad ču da su otišli, faraon se dade u potoč (potjeru) za njima s konjicom i bojnim kolima.
Daha sonraları Daniel, babasıyla daha yakın bir ilişki kuramadığı için pişman olacaktı.Daniel se osjećao emocionalno nesiguran te žalio što nije bio bliži s ocem.
Zaten yaptığı hırsızlıktan pişmanlık duymaktadır.Javno se je pokajao za zlodjela koja je počinio.
Ayrıca çocuk sahibi olmadığı için pişmanlık duyduğunuda belirtmiştir.Nije poznato jesu li imali djece jer se ne spominju.
Filmin ana teması pişmanlık üzerine kurulmuş.Glavna tema ovoga animiranoga filma je pobačaj.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.Usiloval sa o zrušenie zmluvy.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Neboj sa toho, čo máš trpieť.
Daha sonra yaptığından çok pişman olup babası Zeus'a onu ölümsüz yapması için yalvarır.Nakoniec sa nad ňou zľutoval sám Zeus a spravil ju nesmrteľnou.
Zaten yaptığı hırsızlıktan pişmanlık duymaktadır.Ľutuje chyby, ktoré spravila.
Bildiğimiz pişmaniyenin ev şartlarında yapılanıdır.Okolnosti vzniku diela sú známe.
Vicdan azabı pişmanlığın en güçlü şeklidir ve çok daha derin bir suçluluk bileşenine sahiptir.Opakom nedbanlivosti je úmysel, čo je ťažšia forma zavinenia.
Ajanlar pişman olup af dilerler.Križu, sedaj Žale.
Fakat pişmanlık için geç kalınmıştı.Ljubezen je prišla z zamudo.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.A nikdar več si ni povrnil Filipove naklonjenosti.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.Pastarasis, norėdamas būti tikras dėl sandėrio, pareikalavo pasirašyti sutartį.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Nesiskųskite niekuo, prie ko pats nesate prisidėję.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Paveikslas niekuomet taip ir neatiteko Feraros kunigaikščiui.
Pişmanlık sonucu kısır döngüye girip tekrar tekrar yer.Pabaidytas nevikriai pakyla ir truputį paskridęs vėl nutupia.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Sebastian ise polnud Korppit kunagi näinud.
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Sellepärast kahetsus ei ole pelk tunne ega pelk hoiak.
Mahkeme pişmanlık duyduğunu belirtti.Liit avaldas kahetsust.
En büyük pişmanlığım, Hayatımın hatası diyebileceğim bir işti.Võin häbenemata tunnistada, et olen tundnud elus kõige suuremat puudust hellusest.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Ale může se to zdát jako tak trochu kruté nebo ostré doporučení, když dojde na ty hlubší lítosti.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Dar poate părea un lucru crud și ușuratic când vine vorba de regrete mai profunde.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Het lijkt misschien wat wreed of ondoordacht als het op deze gevallen van diepe spijt aankomt.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.하지만 상당히 깊은 후회들에게 있어서 이 제안은 잔인하거나 일종의 말뿐인 것처럼 보일 수 있습니다
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Mais cela pourrait sembler une suggestion cruelle ou simpliste quand il s'agit de ces regrets plus profonds.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Mas isto pode parecer uma sugestão cruel ou desonesta quando diz respeito a arrependimentos mais profundos.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Mungkin ini tampak seperti anjuran yang kejam saat berhadapan dengan penyesalan yang lebih dalam.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Nhưng nó dường như là một sự gợi ý tàn nhẫn hoặc xảo quyệt khi chúng ta nói đến những hối hận sâu sắc hơn.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Potrebbe però sembrare un suggerimento facile e crudele quando si tratta di rimorsi molto più profondi.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Sin embargo, podría parecer una sugerencia cruel y simplista cuando se trata de remordimientos más profundos.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Viszont ez egy kegyetlen és nagydumás ötletnek tűnhet, amikor a mélyebb sajnálkozásokról van szó.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Αλλά μπορεί να φαίνεται μια σκληρή ή ρηχή πρόταση όταν πρόκειται για τα πιο βαθιά μετανιώματα.
Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor.Но може да изглежда и като жестоко и нагло нещо, когато става въпрос за някои от по-дълбоките съжаления.