Ana içeriğe geç
Sözlük

pişman ile cümle

pişman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
"Keşke bir şey yapsaydım!" şeklindeki bir düşünce de pişmanlık olarak değerlendirilir.Ему принадлежат слова: «Если я обязан Каракасу жизнью, то Мопосу я обязан славой».
Bugün, buna, bin kere pişmanım.Эта процедура повторяется тысячи или миллионы раз.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.Все те, что будут ему вверены и которые вытекают из его сущности.
Met helvası, Eskişehir'in pişmaniye tadını andıran lifli helvasıdır.Человек охотится на тегу ради вкусного мяса, которое напоминает курятину.
Başbakan o "herhangi bir kayıp" pişmanlık duyduğunu ve sorunun giderilmesi üzerinde çalıştığını söyledi.وقال رئيس الوزراء انه يأسف لحدوث "اي خسائر" وسيعمل على تصحيح تلك المشكلة.
Bize karşı gelenler ise kısa zaman içinde buna pişman olmuşlardır."وقال تعالى: (والذين جاهدوا فينا لنهدينهم سبلنا الآية).
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.ولم تكن قد حملت رسما كاريكاتوريا قط.
Burada, bir pişmanlığı bulunmadığını söyledi.في المقابلة قالت أنها لا تأسف.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.توافق فتون على توقيع العقد.
"Keşke bir şey yapsaydım!" şeklindeki bir düşünce de pişmanlık olarak değerlendirilir.و كذلك إذا كانت ظنَّ بمعنى (اتّهمَ) تعدّت إلى مفعول واحد , و مثال على ذلك : (ظننتُ محمداً) أي اتهمته.
JE, Tanrı'yı, pişman olabilen, insan olarak görünebilen insansı bir figür olarak sunmaktadır.يظهر الله حسب هذا النص مثل إنسان فهو يأسف ويظهر شخصيا في بعض الأحداث.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.لا تعر أي إهتمام لأي أخطاء يمكن أن ترتكبها.
Yaptığıma pişman değilim.لست نادم على ما فعلت
Pişman olacaksın!ستندم
Tom pişman.توم نادم
Yaptığım şeylerde asla pişmanlık duymadım.لم أندم أبدا على أي شيء فعلته.
Pişman mısın?هل أنت نادم؟
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.A distinção dá-se no imanente, entre o que gera e o que é gerado.
Albüm dijital olarak kaydedildi ve Bush bununla ilgili pişmanlıklarını daha sonraları dile getirdi.O álbum foi gravado digitalmente, e desde então Bush expressou arrependimentos sobre os resultados disso.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Não lamente o que fez.
Hayır, bir an bile pişmanlık duymuyorum") eski KGB ajanı John Symonds'tan bir alıntıdır.Não, eu não me arrependo um minuto." é do espião John Symonds.
Sonraki sahnede de Aida ile hayallerini ve pişmanlıklarını paylaşırlar ("Enchantment Passing Through").Juntos, ele e Aida compartilham seus sonhos e remorsos ("Enchantment Passing Through").
Sonradan pişman olmuştur.Posteriormente, ele se arrepende.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.Afirmou após assinar o contrato.
Karanlık çöker; şimdi pişman olan kadın, adamı gün yüzüne çıkarır ancak anahtarın nerede olduğunu hatırlamaz.A noite cai; agora arrependida, ela procurá-lo, mas não lembra onde a chave está.
"Katliam pişmanları!"."Tubarões me mordam!"
Pişmanlık bir eylemi yerine getirmekten dolayı ortaya çıktığı gibi, eylemsizlikten dolayı da ortaya çıkabilir.Ou ainda, pela consequência do ato, poderá haver tristeza.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Nunca pegou em armas contra Portugal.
"Benim adım Boy ve bu benim seçimimdi hiç birşeyden asla pişman olmadım."Fiz minha escolha quando jovem e jamais a lamentei."
Eğer çevremizi kontrol altında tutamazsak, bu bizim için ilerde pişman olunacak bir duruma gelir.E se nós ignorarmos isso, fazemo-lo sob nosso próprio risco.
İdamdan sonra bundan pişman olduğunu belirtti. ^Mais tarde ele disse que se arrependeu desta decisão.
Fakat, arkadaşlıkları bozulsun istemiyordur, pişmandır.No entanto, não querendo confusões, o homem paga.
Bugün, buna, bin kere pişmanım.Em meus pensamentos eu te saúdo mil vezes.
Sohbet ettikçe Doktor erken gelmediği için pişman olur.O Doutor expressa seu pesar por não voltar mais cedo.
Daha sonra yaptığından çok pişman olup babası Zeus'a onu ölümsüz yapması için yalvarır.Cansada de tanto sofrimento, implorou a Zeus por um fim.
Bildiğimiz pişmaniyenin ev şartlarında yapılanıdır.Eles são conhecidos por sua pregação em pares de casa em casa.
Davut pişmanlıkla onların yasını tutar.Mas Davus os convence a apedreja-la.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Niet nadenken over je daden.
İnsanı yarattığına pişman oldu.Volgens sommigen hebben zij tevens de mens geschapen.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.Toen deze de wereld schiep verwijderde hij zichzelf uit hetgeen hij gecreëerd had.
Sonraki sahnede de Aida ile hayallerini ve pişmanlıklarını paylaşırlar ("Enchantment Passing Through").Samen met Aida deelt hij hun dromen en betreuringen (Als schepen in de nacht).
Yaptıkları şeylerin sonucu düşünmezler ve asla pişman olmazlar."Ergens (geen) acht op slaan", er (geen) aandacht aan besteden.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Hij scoorde nooit voor Oranje.
Fakat Joe gittikten sonra pişmanlık duyar.Maar wanneer Kate weg is krijgt hij spijt.
Sözleşmeyi imzaladığı için pişmandır.Zijne Eminentie ondertekent het contract.
Şimdi çok pişmandır Çiçek Ali.De bloem is lichtroze tot lila.
Davut pişmanlıkla onların yasını tutar.Paulus veroordeelt hen fel.
Fransa'dan döndükten bir hafta sonra pişman oldu.Na een jaar keerde hij terug naar Frankrijk.
Hayatımın geri kalanını pişmanlık duyarak geçirmek istemiyorum.Ik wil er niet de rest van mijn leven spijt van hebben.
Öyleyse o pişmanlıktan intihar etti.Heeft ze dan uit berouw zelfmoord gepleegd?
Sözlerine pişman oldu.Hij kon zijn tong wel afbijten.
Pişman olmalıydım, ama değilim.Ik zou er spijt van moeten hebben, maar dat heb ik niet.
Hâlâ pişman olmayan anlatıcı öyküyü huzur içinde yatsın anlamındaki in pace requiescat sözleriyle bitirir.Morderca, najwidoczniej niewzruszony, kończy historię słowami In pace requiescat (spoczywaj w pokoju).
Sonradan pişman olmuştur.Później tego żałował.
Kızıldeniz önlerine geldiklerinde pişman olan Firavun ve orduları arkalarından yetişir.Pojawia się na nich przy faraonie, który wręcza jej kwiaty lotosu.
Karabük'e gelmekten hiçbir zaman pişman olmadım.Prawdopodobnie nigdy nie był w Karyntii.
Ajanlar pişman olup af dilerler.Bijący idą skarżyć!
Burada, bir pişmanlığı bulunmadığını söyledi.Stwierdził, że niczego nie żałuje.
Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.I wtedy znalazł się wśród tych, którzy wyrażają skruchę.
Maedhros savaştan sonra pişman olup kendini Silmarille birlikte alevlerin içine atmıştır.Maedhros popełnił samobójstwo rzucając się w ognistą przepaść wraz z jednym z Silmarili.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod