Ana içeriğe geç
Sözlük

pişman ile cümle

pişman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma, yoksa pişman olur, üzülürsün.Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.
Dedi ki, "Az sonra onlar pişman olacaklardır."Answered (the Lord): "They shall wake up repenting soon."
Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.But they hamstrung her; and on the morrow were repentant,
Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar.When they see the punishment they will express repentance.
Artık o, pişman olmuştu.And he became one of the remorseful.
Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.And he became one of the remorseful.
İşte Allah Teâlâ onlara, bütün yaptıklarını, en şiddetli pişmanlıklar halinde gösterecektir.Even so God shall show them their works.
Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz.It shall not profit you today, since you did evil, that you are partners in the chastisement.
Böylece ALLAH yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.O bitter regrets for them! Never shall they issue from the Fire.
(Resulüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar.And warn them of the Day of Regret, when the matter will be concluded.
(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar.And warn them of the Day of Regret, when the matter will be concluded.
Şu karga kadar bile olup da kardeşimin cesedini örtemedim!” dedi ve pişmanlığa düşenlerden oldu.I was unable to be like this raven, and bury my brother's corpse.” So he became full of regrets.
"Yazık bana; kardeşimin cesedini gömme konusunda bu karga kadar bile olamadım," diyerek pişman oldu.I was unable to be like this raven, and bury my brother's corpse.” So he became full of regrets.
(O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.He became an object of much blame.
Azabı görünce pişmanlık gösterdiler.When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts.
Azabı gördüklerinde pişmanlğı ta içlerinde duyarlar.When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts.
Firavun ise o sırada (inadından dolayı pişmanlık duyarak) kendi kendini kınıyordu.He became an object of much blame.
Boğulurken, pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu.He became an object of much blame.
Azabı gördüklerinde derin pişmanlık duyacaklar.When the wrong-doers perceive the chastisement, they will feel intense remorse in their hearts.
Büyük pişmanlık duyan Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler öğrenip onlara göre hareket etti.Then Adam received from his Lord words (of revelation), and He relented toward him.
Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır.‘Today that will be of no avail to you.
Azabı gördüklerinde içlerinde pişmanlık duyarlar. İnkarcıların boyunlarına prangalar vurmuşuzdur.Shall they be recompensed except for what they were doing?
Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; Biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik.They will hide their regret on seeing their torment. We shall chain the necks of the disbelievers.
Ve içten içe pişmanlık duyardı.On seeing the torment one will try to hide his regret.
Kararından ötürü pişmanlık duymayan genç kadın dört yıl boyunca ailesinden dışlanmış.The young woman, who does not regret her decision, was estranged from her parents for four years.
Eski yasada pişman olmak yetmiyordu.Under the older law, repenting was not enough.
Merkezi Hindistan'da bulunan şirketi, Hırvatistan'da yatırım yapmaktan hiç pişmanlık duymamış.His company, headquartered in India, had no regrets about investing in Croatia.
Uluslararası toplumun önerisini kabul etmediğimize her gün pişman oluyoruz."We will regret every single day that we did not accept the international community's proposal."
Pişmanım, affedin."[6]I regretted. Forgive me."[1]
Handa her ne kadar yaptığı hatanın farkında da olsa bundan pişmanlık duymaz.He's a childish and short-tempered adult.
Emma arseniği yutunca büyük bir dehşet ve pişmanlık duyar.She, however, consumes the arsenic herself, much to his horror and remorse.
Cinayetleri ayrıntılı olarak anlattı ve pişmanlık sergilemedi.[3][4][5]He described the murders in detail, and made no apologies.[60][61][62]
Şu an yapabileceğim tek şey içten pişmanlığımı [sunmak] [...]All I can do now [is offer] my sincere and heartfelt regret [...]
Josephus'a göre, bu eylemden duyduğu pişmanlık, Hirodes'in delirmesine neden oldu.According to Josephus, regret over this act almost caused Herod to go insane.
Şiirin ana temaları pişmanlık, suçluluk, şöhret, çalkantılı çocukluk ve aldatmadır.[1][2]The poem's main themes include remorse, guilt, fame, turbulent childhood, and deception.[8][9]
Nasilele pişmanlığından dolayı birkaç hafta sonra öldü.Due to her remorse, Nasilele died a few weeks later.
Ölüm döşeğindeyken, "kırık bir kalbe karşılık bir krallık" yaratma kararından pişmanlık duyuyor.On his deathbed, he regrets this decision to create "a kingdom [in exchange] for a broken heart".
Lipšic pişmanlığını dile getirdi ve adamın ailesine yardım teklif etti.Lipšic expressed his regret and offered help to the man's family.
Qin kralı daha sonra Han Fei'nin ölümünden pişmanlık duydu. [1] [2]The Qin king afterwards regretted Han Fei's death.[1][2]
Pişmanlık 4 Haziran 2014'te Güney Kore'de vizyona girdi.No Tears for the Dead was released in South Korea on June 4, 2014.
Pişman olmazsa, İslam hukukunun hak ve yükümlülüklerine göre öldürülür."If he does not regret, he will be killed according to rights and obligations of the Islamic law."
Yaptığıma pişman değilim.Ich bedauere nicht, was ich getan habe.
Eğer Tom onu yaparsa, pişman olacağından emin.Ich bin mir sicher, sollte Tom dies tun, würde er es bereuen.
Buraya geldiğime pişman değilim.Ich bereue es nicht, hierher gekommen zu sein.
Bundan pişman olmak üzereyim.Das werde ich bereuen.
Neden pişman olacağın şeyler yapıyorsun?Warum machst du Sachen, die du bereuen wirst?
İnsanı yarattığına pişman oldu.Der Mensch als Schöpfer seiner selbst.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.Putin brachte in dem Gespräch seine Trauer über den Vorfall zum Ausdruck.
Sue Snell (Gabriella Wilde) Carrie'ye olanlardan dolayı pişmanlık duyar.Sue Snell jedoch scheint Mitleid mit Carrie zu haben.
Sonradan pişman olmuştur.Dies bereute er im Nachhinein.
Fakat pişmanlık için geç kalınmıştı.Für Reue war es nun zu spät.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.Eine Schöpfung aus dem Nichts lehnte er ab; für ihn ereignet sich Schöpfung in jedem Augenblick.
2008 yılında bu konudaki pişmanlığını dile getiren Frota bir daha porno film çevirmeyeceğini açıklamıştır.In einem Interview mit der FAZ gab er 2008 an, dass er keine weiteren Filme mehr drehen möchte.
Yaptıkları şeylerin sonucu düşünmezler ve asla pişman olmazlar.Weder werde eine Gestalt gelobt, noch werde über sie geurteilt.
Yaptığın şeylerden pişmanlık duyma.Du achtest die Dinge nicht, die du hast.
Pişmanlık bir insanın geçmişteki davranışlarından hoşnut olmama duygusudur.Und ich genieße es, die Vergangenheit zu spüren.
Gıybet eden kimse gıybet ettiği kimseyle pişman olup helalleşmedikçe tevbesi kabul olmaz.Obwohl der ihm nicht verzeihen kann, sammelt er seine Bergretter um sich.
Amacı gerçekleşince (babası hapse atılınca) pişman olur ve en sonunda onunla anlaşmaya başlar.Als er eintrifft, findet er sie nach einem Streit zwischen ihr und Mab sterbend vor.
"Katliam pişmanları!".Vergib, daß ich gekränkt dich hab’!
Zaten yaptığı hırsızlıktan pişmanlık duymaktadır.Nun erkennt er das Unheil, welches er angerichtet hat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod