pişirme ile cümle
pişirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yemek pişirmeyi severim.Ik hou van koken.
Café de olla (Kelime anlamıyla çömlek kahvesi) Meksika'nın geleneksel kahve pişirme metotudur.Café de olla (dosł. „kawa z garnka”) – tradycyjna meksykańska metoda parzenia kawy.
Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.Różnice semantyczne w diaforze mogą być słabo zarysowane, np.: Chleb jest chlebem codziennym.
Pişirme sırasında şişler sık sık çevrilir.Żyrafy często ślinią się podczas żerowania.
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Poza tym przygotowuje posiłki dla załogi, a w wolnym czasie pielęgnuje drzewka bonsai.
Diğer zamanlarda kayalar güneşte pişirme veya soğuk rüzgarlara maruz kalır.Poza tym skały wystawione są na działanie słońca i zimnych wiatrów.
Akşam başlayan pişirme işlemi sabaha kadar sürer.Trwają ostatnie przygotowania do wieczornej kolacji.
Ben yemek pişirmekten nefret ederim, ya sen?Nienawidzę gotować, a ty?
Terim Doğu Asyalılar tarafından Asya usulü yemek pişirme tekniklerinin karşıtı anlamında da kullanılır.Termen används av östasiater för att kontrastera mot asiatiska matvanor.
Yastaki aile genelde yemek pişirmez ve temizlik yapmaz, bu iş ziyaretçilere düşer.En gäst bor eller arbetar vanligtvis inte på det stället som denne besöker.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri içten dışa doğru pişirmez.Мікрохвильові печі не готують їжу зсередини.
Orada yedi yıl kaldı ve Fransız Hıristiyanlarına zencefilli keki pişirmeyi öğretti.Він пробув там сім років, і вчив випічці імбирних пряників французьких християн.
Salatalar için 35 dakika, çorbalar için ise 50 dakika pişirmek gerekir.Для приготування супу – до 5-ти хвилин, для приготування з овочами – до 10-ти хвилин.
Bölge mutfağı pek çok pişirme teknikleri ve malzemeler ihtiva eder.Колгосп придбав чимало техніки й інших засобів виробництва.
ABD'de yaygın olan pişirme stilleri, diğer Batı ülkelerindekilerine benzer.Традиції прийому їжі такі ж, як і в інших регіонах Іспанії.
Kahve makinesi, ayrı bir kapta su kaynatmayı gerektirmeyen kahve pişirme aracıdır.Кавова́рка — пристрій для приготування кави, без необхідності кип'ятіння води в окремій ємності.
Küçük siniler pişirme kabı olarak da kullanılır.Також вона використовується як начинка для пирога.
Avrupa'da tüm pişirme yöntemleri ateşin kullanılmaya başlanması ile gelişti.Всі типи приготування їжі вимагали використання вогню.
Tom yemek pişirmede benden daha iyidir.Том готує краще за мене.
Tom yemek pişirmede benden daha iyidir.Том готує краще, ніж я.
Tom yemek pişirmede benden daha iyidir.Том готує краще від мене.
Genelde yemek pişirmek için kullanılır.Používá se běžně při vaření.
Pişirmesi kolay, ekonomik ve besleyicidir.Vaříme zdravě, chutně a hospodárně.
Pişirmenin ötesinde, bu ateş ısı ve ışık kaynağı olurdu.Kromě vaření sloužil oheň též jako zdroj světla a tepla pro celou budovu.
Bundan dolayı basit pişirme yöntemleri kullanmak zorunda kaldılar.Proto musely přijít snáze pochopitelné metody měření.
Kahve makinesi, ayrı bir kapta su kaynatmayı gerektirmeyen kahve pişirme aracıdır.Kávovar je stroj určený pro přípravu kávy takovým způsobem, aby se voda nemusela vařit v oddělené nádobě.
HCV; sarılma, öpme ya da yeme ve pişirme malzemelerinin paylaşılması gibi gelişigüzel temas yoluyla bulaşmaz.HCV se nešíří příležitostnými dotyky jako je objímání, líbání či půjčování příborů či kuchyňských potřeb.
Avrupa’daki gibi, üst sınıfların evleri yemek pişirme işi için ayrı bir odaya sahiptiler.Podobně jako v Evropě měly bohatší domácnosti samostatnou stavbu, která byla určena speciálně pro vaření.
Ateşten yararlanmayı öğrendikten sonra besinleri pişirmeye başladılar.Tím, že byly odměňovány potravou, se naučily otvírat si klec.
Ekmek pişirme işi sobalarda ya da pileki adı verilen özel toprak kaplarda yapılmaktadır.Zapálit si cigaretu je dovoleno jen ve vymezených kuřárnách či na terasách restaurací.
Bu, uygun pişirme sağladı.Proslavila se svou dobrou kuchyní.
ABD'de yaygın olan pişirme stilleri, diğer Batı ülkelerindekilerine benzer.În general, bucătăria americană este asemănătoare cu cele ale altor țări occidentale.
Ayrıca ev işlerini ve yemek pişirmeyi sever.Îi place de asemenea să grădinărească și să gătească.
Avrupa'da tüm pişirme yöntemleri ateşin kullanılmaya başlanması ile gelişti.Această metodă de preparare a hranei s-a răspândit în întreaga lume odată cu descoperirea focului.
Malzemeleri pişirmek içni genellikle soya yağı kullanılır.Uleiul de soia este de obicei folosit pentru a găti ingredientele.
Basketbol oynamaktan ve yemek pişirmekten hoşlanır.Îi place să joace baschet și face caiac.
Mangal et pişirmek için bir yoldur.Grătarul este o modalitate de a găti carnea.
Son zamanlarda pişirmedeki becerisini geliştirdi.În ultimul timp și-a îmbunătățit abilitățile de gătit.
Sebzeleri pişirmem gerek.Trebuie să gătesc legumele.
Her türlü yemeği pişirmeyi severim.Îmi place să gătesc tot felul de mâncăruri.
Bunu mikrodalgada ne kadar pişirmem lazım?Cât trebuie să gătesc asta în cuptorul cu microunde?
Café de olla (Kelime anlamıyla çömlek kahvesi) Meksika'nın geleneksel kahve pişirme metotudur.A café de olla (körülbelüli jelentése: fazekas kávé) egy mexikói kávéspecialitás.
Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.Kétszersült (cibak): mint a neve is mutatja, kétszer sütött kenyér.
Daha sonra Gus, Walter'a bir laboratuvar gösterir ve Walter yeniden pişirmeye başlar.Walter kívánsága szerint újra berendezik a labort, aki még egy tehenet is bevitet.
İşin özü balığa veya ete ateş göstermeden dumanla pişirmektir.Amióta az emberiség a tüzet ismeri, füstjét húsok és halak konzerválására is használja.
Bundan dolayı basit pişirme yöntemleri kullanmak zorunda kaldılar.Ehhez azonban Kecskeméten meg kellett tanulnia a zománcozás módszereit.
Bu durumun sebebi kısmen aşırı kalabalık ve emniyetsiz pişirme yöntemleri olarak gösterilmektedir.Ezt részben a túlnépesedésnek, részben a nem biztonságos főzési megoldásoknak tulajdonítják.
Buğday unu oldukça yaygın olarak yemek pişirme ve gıda üretiminde kullanılmaktadır.Vehnäjauhoja käytetään varsin yleisesti leipomisessa ja ruuan valmistamisessa.
Yemeğin yapımında İspanyol ve sömürge öncesi Meksiko usulü malzemeler ve pişirme yöntemleri kullanılır.Meksikolainen keittiö yhdistää asteekkien ja espanjalaisten vivahteikkaita ruoka-aineita ja ruokakulttuureita.
Yemek pişirme yeteneğiyle ilgili kendisiyle gurur duyar.Hän ylpeilee ruoanlaittotaidoillaan.
18. yüzyıla kadar, açık ateş yemek pişirmenin yegâne yöntemiydi ve mutfağın mimarisi hep bunu yansıtır.Μέχρι το 18ο αιώνα, η ανοικτή εστία ήταν ο μόνος τρόπος μαγειρέματος.
Bu durumun sebebi kısmen aşırı kalabalık ve emniyetsiz pişirme yöntemleri olarak gösterilmektedir.Αυτό έχει αποδοθεί εν μέρει στον συνωστισμό και τις μη ασφαλείς συνθήκες μαγειρέματος.
Geleneksel olarak pişirme mayalarıyla fermente edilir, ancak ale mayası da sıklıkla kullanılmaktadır.Οι παστινάκες συνήθως μαγειρεύονται, αλλά επίσης, μπορούν να καταναλωθούν και ωμές.
Benim hobim pişirmektir.Το χόμπι μου είναι να μαγειρεύω.
ABD'de yaygın olan pişirme stilleri, diğer Batı ülkelerindekilerine benzer.Almindelig amerikansk mad ligner meget andre vestlige landes.
Mikrodalga fırınlar yiyecekleri içten dışa doğru pişirmez.Mikrobølgeovnen koger dog ikke mad indefra og ud.
Çok kısa sürede pişirme yapar...Snart gør afkølingen sig gældende.
Tipik olarak, pişirme süreleri 60 dakikayı geçmez.Til forskel fra computerspillene har man kun 60 minutter til at komme ud.
Senin yemek pişirmeni gördüm.Jeg så dig lave mad.
Pişirmede ve aydınlatmada kullanılır.Benyttes både til matlaging og belysning.