Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Hver mann som beder eller taler profetisk med noget på hodet, vanærer sitt hode;
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Jokainen mies, joka rukoilee tai profetoi pää peitettynä, häpäisee päänsä.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Każdy mąż, gdy się modli albo prorokuje z przykrytą głową, szpeci głowę swoję.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Každý muž, keď sa modlí alebo keď prorokuje a má niečo na hlave, hanobí svoju hlavu.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Každý muž, modle se aneb prorokuje s přikrytou hlavou, ohyžďuje hlavu svou.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.무릇 남자로서 머리에 무엇을 쓰고 기도나 예언을 하는 자는 그 머리를 욕되게 하는 것이요
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Minden férfiú, a ki befedett fõvel imádkozik avagy prófétál, megcsúfolja az õ fejét.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Ogni uomo che prega o profetizza con il capo coperto, manca di riguardo al proprio capo
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Orice bărbat, care se roagă sau prooroceşte cu capul acoperit, îşi necinsteşte Capul său.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Phàm người đờn ông cầu nguyện hoặc giảng đạo mà trùm đầu lại, thì làm nhục đầu mình.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Phàm người đờn ông cầu_nguyện hoặc giảng đạo mà trùm đầu lại , thì làm_nhục đầu mình .
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Todo hombre que ora o profetiza con la cabeza cubierta, afrenta su cabeza
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Todo homem que ora ou profetiza com a cabeça coberta desonra a sua cabeça.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Tout homme qui prie ou qui prophétise, la tête couverte, déshonore son chef.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Var och en man som har sitt huvud betäckt, när han beder eller profeterar, han vanärar sitt huvud.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Vsak mož, ki moli ali prorokuje s pokrito glavo, sramoti svojo glavo.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Πας ανηρ προσευχομενος η προφητευων, εαν εχη κεκαλυμμενην την κεφαλην, καταισχυνει την κεφαλην αυτου.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Всякий муж, молящийся или пророчествующий с покрытою головою, постыжает свою голову.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.(Обаче, нито жената е без мъжа, нита мъжът без жената, в Господа;
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.Усякий чоловік, що молить ся або пророкує, покривши голову, осоромлює голову свою.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.כל איש אשר יתפלל או יתנבא וראשו מכסה מבזה הוא את ראשו׃
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.كل رجل يصلّي او يتنبأ وله على راسه شيء يشين راسه.
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.凡 男 人 禱 告 或 是 講 道 、 〔 講 道 或 作 說 豫 言 下 同 〕 若 蒙 著 頭 、 就 羞 辱 自 己 的 頭
Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.凡 男人 禱告 或是 講道 、 〔 講道 或 作說 豫 言下 同 〕 若 蒙 著頭 、 就 羞辱 自己 的 頭
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Ale v Bét-ele neprorokuj viacej, lebo je on svätyňou kráľovou a je domom kráľovstva.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Ale v Bethel již více neprorokuj, nebo ono svatyně králova i dům královský jest.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Ale w Betelu więcej nie prorokuj; bo to jest świątnica królewska, i dom królewski.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››ali v Betelu nikdar več ne prorokuj, kajti kraljevo svetišče je in dom kraljev je.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Béth-Elben pedig ne prófétálj többé; mert a király szenthelye és az ország székháza ez!
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Dar nu mai prooroci la Betel, căci este un locaş sfînt al împăratului, şi este un templu al împărăţiei!``
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Jangan lagi berkhotbah di Betel. Kota ini khusus untuk raja, dan tempat ibadah nasional.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››다시는 벧엘에서 예언하지 말라 이는 왕의 성소요 왕의 궁임이니라
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››ma a Betel non profetizzare più, perché questo è il santuario del re ed è il tempio del regno»
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Mais ne continue pas à prophétiser à Béthel, car c`est un sanctuaire du roi, et c`est une maison royale.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››mas em Betel daqui por diante não profetizarás mais, porque é o santuário do rei, e é templo do reino.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Men i Betel får du icke vidare profetera, ty det är en konungslig helgedom och ett rikets tempel.»
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Men i Betel må du ikke profetere længer, thi det er kongens Helligdom og Rigets Tempel."
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Men i Betel skal du ikke mere holde på å profetere; for det er en kongelig helligdom og et rikstempel.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Mutta Beetelissä älä ennusta enää, sillä se on kuninkaan pyhäkkö ja valtakunnan temppeli."
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Nhưng chớ cứ nói tiên tri tại Bê-tên nữa; vì ấy là một nơi thánh của vua, và ấy là nhà vua.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Nhưng chớ cứ nói tiên_tri tại Bê-tên nữa ; vì ấy_là một nơi thánh của vua , và ấy_là nhà_vua .
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››Und weissage nicht mehr zu Beth-El; denn es ist des Königs Heiligtum und des Königreichs Haus.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››y no profetices más en Betel, porque es el santuario del rey y la casa del reino
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››εν δε τη Βαιθηλ μη προφητευσης πλεον, διοτι ειναι αγιαστηριον του βασιλεως και ειναι οικος του βασιλειου.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››а в Вефиле больше не пророчествуй, ибо он святыня царя и домцарский.
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››ובית אל לא תוסיף עוד להנבא כי מקדש מלך הוא ובית ממלכה הוא׃
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››واما بيت ايل فلا تعد تتنبأ فيها بعد لانها مقدس الملك وبيت الملك
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››卻 不 要 在 伯 特 利 再 說 豫 言 . 因 為 這 裡 有 王 的 聖 所 、 有 王 的 宮 殿
Bir daha Beytelde peygamberlik etme. Çünkü burası kralın kutsal yeri, krallık tapınağıdır.››卻 不 要 在 伯特利 再 說豫 言 . 因 為這裡 有 王 的 聖所 、 有 王 的 宮殿
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Correu, pois, um moço, etenho dado os levitas a Arão e a Eldade e Medade profetizaram no arraial.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Da lief ein Knabe hin und sagte es Mose an und sprach: Eldad und Medad weissagen im Lager.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Da løp en gutt ut og meldte det til Moses og sa: Eldad og Medad taler profetisk i leiren.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Då skyndade en ung man bort och berättade detta för Mose och sade: »Eldad och Medad profetera i lägret.»
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Een jongeman rende daarop naar Mozes en vertelde hem wat in het kamp gebeurde.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Elfutamodék azért egy ifjú, és megjelenté Mózesnek, és monda: Eldád és Médád prófétálnak a táborban.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Entonces un joven corrió e informó a Moisés diciendo: --¡Eldad y Medad profetizan en el campamento
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.한 소년이 달려와서 모세에게 고하여 가로되 엘닷과 메닷이 진 중에서 예언하더이다 하매
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Lalu seorang pemuda lari ke luar untuk memberitahukan kepada Musa apa yang terjadi pada Eldad dan Medad
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Một đứa trai trẻ chạy thuật lại cùng Môi-se rằng: Eân-đát và Mê-đát nói tiên tri trong trại quân.
Bir genç koşup Musaya, ‹‹Eldatla Medat ordugahta peygamberlik ediyor›› diye haber verdi.Một đứa trai_trẻ chạy thuật lại cùng Môi-se rằng : Eân-đát và Mê-đát nói tiên_tri trong trại quân .