pest ile cümle
pest kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Ale toto je krásný, štíhlý, velmi zlý škůdce.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Dar acesta e un dăunător drăguț, subțirel, dar foarte nociv.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Das ist ein hübscher, schlanker, sehr "böser" Schädling. (Lacher)
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Đây là một loài côn trùng đẹp, mảnh mai. nhưng cực kì có hại.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Dit is mooi, slank, zeer schadelijk ongedierte.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Esta es una linda plaga, delicada y muy mala.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Ini adalah hama yang langsing, bagus dan sangat kejam.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.멋지고 잘 빠진 것처럼 보이지만 아주 나쁜 녀석입니다.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Mais ceci est un animal joli, élancé, et très nuisible.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Mas esta é uma praga bonita, elegante e muito má.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Men dette er et flot, slankt meget slemt skadedyr.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Questo è un parassita carino, snello ma molto cattivo.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.To miłe, smukłe, straszne szkodniki.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Αλλά αυτό είναι ένα ωραίο, λεπτό πολύ κακό παράσιτο.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Но това е симпатичен, деликатен, много лош вредител.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.Это красивый, стройный, очень плохой вредитель.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.והחרק הנחמד והצנום הזה הוא מזיק רע מאד.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.ولكن هذا الحيوان اللطيف, النحيف, ضار بشكل كبير.
Fakat bu, hoş, narin, çok kötü bir pest.悪質な害虫です ピーマンです
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Ale znovu, otázka je, viděli jste jak to vypadá na nejnižším stupni -- škůdce a jeho přirozený nepřítel.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Dar din nou, întrebarea e, aici i-ați văzut în luptă unul la unul -- dăunătorul și dușmanul său natural.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.다시 말씀드리지만 요점은 여러분이 일대일 관계의, 해충과 천적의 관계를 보신 겁니다.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Maar nogmaals, de vraag is, hier zag je ze 1 tegen 1 -- het ongedierte, de natuurlijke vijand.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Ma la domanda è, qui li avete visti faccia a faccia -- il parassita e il suo nemico naturale.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Mas, mais uma vez, a questão é esta: Aqui vemo-los numa base de um-para-um -- a praga, o inimigo natural.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Men igen, spørgsmålet er, her så I dem på en en-til-en basis -- skadedyret, den naturlige fjende.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Namun lagi, pertanyaannya adalah, di sini Anda melihatnya satu lawan satu -- hama, musuh alam.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Pero, de nuevo, la cuestión es que aquí los vemos en una relación uno a uno con la plaga, el enemigo natural.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Tylko, że tutaj widzieliście je w sytuacji jeden do jednego -- szkodnik i naturalny wróg.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Αλλά και πάλι, το ερώτημα είναι, εδώ τα είδατε σε μία σχέση ένα προς ένα -- το παράσιτο, ο φυσικός εχθρός.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Но возникает вопрос, ведь здесь вы видели их один на один, вредитель и природный враг.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.Но отново, въпросът е, тук ги видяхте един срещу друг -- вредителя и естествения враг.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.אך שוב, השאלה היא, ראיתם אותם כאן אחד-על-אחד-- המזיק והאויב הטבעי.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.ولكن مجدداً، السؤال هو، هنا رأيتهم على أساس واحد الى واحد -- والآفات ، والعدو الطبيعي.
Fakat yine, soru şu, burada onları bire-bir görüyorsunuz -- pest ve doğal düşmanı.ここでは害虫と天敵の 一対一の様子を見てきました 実際にはこういう事を行います
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun,그의 모습은 마하트마 간디와 같았으나
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Ca aspect, semăna cu Mahatma Gandhi, fără eşarfa de pânză, cu ghete ortopedice.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Il avait un air de Mahatma Gandhi -- sans le pagne et avec des chaussures orthopédiques.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.In seinem Erscheinen ähnelte er Mahatma Gandhi, ohne Lendenschurz aber mit orthopädischen Schuhen.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Megjelenésében hasonlított Mahátma Gandhira - csak lágyékkötő nélkül és ortopéd cipővel.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Nell'aspetto ricordava il Mahatma Gandhi -- senza perizoma, ma con scarpe ortopediche.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Ông có vẻ bề ngoài rất giống với Mahatma Gandhi -- ngoại trừ cái khố và đôi giày ống chỉnh hình.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Parecia o Mahatma Gandhi, sem a tanga de linho e de botas ortopédicas.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Se parecía a Mahatma Gandhi -- sin el taparrabo y con botas ortopédicas.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Uiterlijk leek hij op Mahatma Gandhi -- zonder de lendendoek, maar met orthopedische schoenen.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Výzorom sa podobal Gándhímu - bez zásterky okolo pásu a s ortopedickými topánkami.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Z wyglądu był podobny do Mahatma Gandhiego - oprócz przepaski na biodra, z butami ortopedycznymi.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Внешностью он напоминал Махатму Ганди - вычтите набедренную повязку, добавьте ортопедические ботинки.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun, Mahatma Gandhi'ye benziyordu.Външно той приличаше на Махатма Ганди - без тогата, но пък с ортопедични ботуши.
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun,בהופעתו דמה למהטמה גנדי -
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun,في شكله الخارجي يشبه مهاتما غاندي - -
Görünüş olarak, peştamali atın, yerine ortopedik botlar koyun,歩行補助ブーツを足したような 風貌でした
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Er erquickt mich mit Blumen und labt mich mit Äpfeln; denn ich bin krank vor Liebe.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Erõsítsetek engem szõlõvel, üdítsetek fel engem almákkal; mert betege vagyok a szerelemnek.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Hãy lấy bánh nho nâng đỡ lòng tôi; Dùng trái bình bát bổ sức tôi lại; Vì tôi có bịnh bởi ái tình.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Hãy lấy bánh nho nâng_đỡ lòng tôi ; Dùng trái bình_bát bổ sức tôi lại ; Vì tôi có bịnh bởi ái_tình .
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Întăriţi-mă cu turte de struguri, învioraţi-mă cu mere, căci sînt bolnavă de dragostea lui.
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.너희는 건포도로 내 힘을 돕고 사과로 나를 시원케 하라 내가 사랑하므로 병이 났음이니라
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Kuatkanlah aku dengan manisan buah anggur, segarkanlah aku dengan buah apel, sebab aku sakit asmara
Güçlendirin beni üzüm pestiliyle, Canlandırın elmayla, Çünkü aşk hastasıyım ben.Občerstvite ma hrudami hrozna, posilnite ma jablkami, lebo som nemocná od lásky.