Logan kızın peşinden sakladıkları şatoya gider.بورسود سُميت على القلعة التي كانت تتبع له.
Onların peşinden gitmeyin.لا تحاول تجنبه.
Logan peşlerinden gider.وتابع لولو ملاحقتهم.
Joker halâ Dent'in peşindedir.التاجر الجوال يسعى وراء ديناره.
Sürekli yemek peşindedir.يجب أن يؤخذ دائمًا مع وجبة الطعام.
James Marsden, Teddy Flood, yerel güzellik peşinde olan robot silahşördür.جيمس مارسدن بدور تيدي فلود، الوافد الجديد والباحث عن المتعة المحلية.
İnsanlar, hayal ettikleri işin peşine düşerse bu işi elde edebilirler.لأن أحلام إذا سمعت كلامك الجميل عنها فسوف تجنّ...
Bartholomew üç adamın bu paranın peşinde olduğunu, ayrıca ABD hükümetinin de parayı geri istediğini söyler.يريد الرجال المال المفقود، بينما تريد الحكومة الأمريكية استعادته.
Ancak bu kez biz pes ediyoruz.بل لأني أنا التي سوف تسلم !
Lavan ve oğulları peşlerine düştü.فانفضت القبيلة عن أولين وأبنائها، وتركوهم بدون حماية.
İsrail dışında, Pesah sekiz gün boyunca kutlanır.حمية الجيش الإسرائيلي: هي حمية تدوم لمدة ثمانية أيام.
İnsanları büyüleyip peşine takar.أهل العوجا) وتعقبوا عجلان ورجاله.
Kolombiya Pesosu (Colombian peso) Kolombiya'nın para birimidir.البيزو الكولومبي هو عملة كولومبيا الرسمية.
Veba (Fransızca: La Peste), Albert Camus'nün 1947 yılında yayınlanan romanıdır.الطاعون (بالفرنسية: La peste) رواية للكاتب الفرنسي ألبير كامو، صدرت سنة 1947.
Alacakaranlık'da Bella'nın peşine düşmüştür.فسيفساء الغزلان مطاردة في بيلا.
Bitirene kadar pes etme.ابدأ في العمل حتي ينتهي المؤقت.
Geleneksel olarak, aile reisi Pesah yemeğinde kittel giyer.الصوماليون لديهم تقليد لان يضعوا العطور في منازلهم بعد وجبات الطعام.
Tabi herkes başkanı kaçırdı sanır ve Ben'in peşine takılır.أ يرون محاولات ل خطف بن, ز اعما ً أ ن يكون ال أ مر إ نق اذنا, لكن بن يهرب.
“'Segah Peşrev”, 1927.و"دعني أرقد هنا" 1947.
Parti Peştun etnik grubunun çıkarlarını gözetir ve destekçilerinin büyük çoğunluğu yine Peştunlardır.توقع الفاشيون أن النخب ستذهب وأن الجزء الأكبر من السكان سيبقى.
Euter(pes) oğlu Seiklios (bunu) henüz hayatta iken (yaptırdı).وثقه ابن حبان وأخرج في " صحيحه " حديثه عن مجاهد عن جابر في النهى عن استقبال القبلة ببول أو غائط.
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.كلاهما اعترف بالاشتراك في الجريمة.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.فقبض عليه فهرب منه.
Hac ve umreyi peş peşe yapmak tavsiye edilmiştir.فإغتاظ جنقل وقتل الفقيه.
Tenten de onların peşinden gemiye biner.ثم يقومان بمطارد كومستوك إلى سفينته.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.Na ilha, Jack vê mais uma vez o homem de traje e o persegue.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Não persiga o gosto da boa comida.
En nihayetinde firavun ordularıyla peşlerine düştü.O vencedor havia enviado "Pharaoh" com os erros ortográficos, disse ela.
Prens onun peşine düşer ve tekrar yerine Razia'yı bulur.O Prince o persegue uma vez mais, e novamente encontra Razia.
Çok azimlidir ve asla pes etmez.É muito boa e nunca desiste.
Fernando Pessoa (d.Fernando Pessoa)
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Isto não evitou que os outros o seguissem.
Guduin, 2.000 kişiyle birlikte onların peşine düştü.Guduíno foi enviado com 2 000 homens para interceptá-los.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.Não procure o prazer físico para seu proprio partido.
Poe eserlerinde özgünlüğün peşinde koşar ve atasözlerinden pek hoşlanmazdı.Poe perseguiu a originalidade de suas obras, e não gostava de provérbios.
Peseta 1999 yılında belirlenen 1 Euro=166,386 peseta kurundan değiştirilmiştir.A taxa de conversão adotada foi de 1 euro = 166,386 pesetas.
O gün öğleden sonra Lizzie tren raylarına doğru kaçar ve Mika onun peşinden koşmaktadır.Naquela tarde, Lizzie vaga para os trilhos do trem com Mika dando a perseguição.
Bunların peşinden Eylül 2006'da Acoustic Hearts of Winter adlı albümleri geldi.Em 26 de setembro de 2006, o álbum Acoustic Hearts of Winter foi lançado.
6 Mart SmackDown programında Becky Lynch, Carmella'yı pes ettirerek yenmişti.Em 6 de março no episódio do SmackDown, Becky Lynch derrotou Carmella por submissão.
Savaş sonrası Pescara’ya döndü.No final da guerra, ele retornou na Pescara.
Fransa Almanya'dan Alsace-Lorraine'i geri almak peşindeydi.Desde então, a França tinha o objetivo de recuperar a Alsácia-Lorena.
1889 dan ihtibaren, Abruzzo’da, Paglieta, Lanciano ve Pescara arasındaki yoğun evangelizasyon hareketi başlar.De 1889 Pace começa uma intensa atividade de evangelização em Abruzzo em Paglieta, Gissi, Lanciano e Pescara.
Dişi ya da erkek yunus birkaç dakikalığına eşleşmek için diğer bir yunusun peşinden gitmeye çalışır.Um golfinho fêmea ou macho tentará perseguir um parceiro por alguns minutos.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Durante todo este tempo eles vivem um duradouro caso de amor.
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.Assim também a ressurreição dentre os mortos.
Evde ve okulda hep bela peşinde.Enquanto isso, enfrenta problemas na escola e em casa.
Fakat Papin bu düşüncesinin peşinden gitmemiştir.Mas Papin não seguiu adiante com a ideia.
Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür.Foi assim que sentiu mais e mais a chamada de Deus em sua vida.
Bunun üzerine babası muggleların peşine düşüp onlara saldırmıştır.Seus pais desencorajaram suas inclinações para a arte e colocaram-no sob um ourives.
Sonunda pes edip niye buraya geldiklerini ve ne yaparsa gideceklerini sorar.Ele pergunta o que vai fazer agora e se vai ficar.
Onlar ancak dünyevi zevklerin peşinde koşar ve bunu mutluluk sanır.Antegoza os prazeres do céu e só pensa na bem-aventurança do Além.
Yılmadı, çocukluk hayalinin peşinden devam etti.Como cientista, ele continua a perseguir os sonhos da sua infância.
Peşaver Üniversitesi'nde Kimya ve Botanik okudu.Estudou química e botânica na Universidade de Buda.
Nüfusunun büyük çoğunluğunu Peştunlar oluşturur.Abastecendo a imensa maioria de sua população.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Em suma um verdadeiro fan service."
Bu kez Noel Baba kostümleriyle dolaşan Noel Baba çetesinin peşine düşülüyor.A capa do CD mostra os membros da banda vestidos em fatos de Pai Natal.
Bitirene kadar pes etme.Não vamos começar até estarmos prontos.
Stryker bir maddenin peşindedir.Clark intenta abordar uma espécie de perda da substância.
Herkes o bebeğin peşine düşmüştür.Um abutre então pousou atrás do garoto.
Film Peşaver mültecilerinin resimleriyle sona erer.O filme termina com imagens de refugiados em Peshawar.