Audi S6, Audi A6'ün yüksek performanslı modelidir.Dizajnom jako podsjeća na Audi A6 druge generacije.
1990 yılında Roger Waters'in Berlin'deki The Wall performansına katıldı.Godine 1990., Meine je nastupao na "Live In Berlin" izlaganju Rogera Watersa "The Wall."
Oyunda oyuncu (Woody) komşusunun evine gizlice girer ve burada bir performans sergiler.Woodyjev zadatak je da krade stvari iz susjedove kuće i radi mu trikove.
Burada gösterdiği performansla, bir diğer Hollanda kulübü AFC Ajax'a transfer oldu.Ovdje je zbog svoje uspjehe otišao u nizozemski klub Ajax.
Performans 1985 yayımlı Live – The Virgin Tour VHS'de bulunmaktadır.Nastup nije bio uključen na VHS izdanje Live – The Virgin Tour iz 1985.
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
Bu performanstan sonra Barrett müzik hayatına bir yıldan fazla ara verdi.Po tomto vystúpení mal Barrett vo svojej hudobnej kariére viac ako ročnú prestávku.
Az bir performans kaybı olmasını sağlar.Čo spôsobuje malé straty výkonu.
Mallette arkadaşları ve ailesinin görmesi için YouTube'a performansının videosunu koydu.Jeho mama zverejnila video z vystúpenia na YouTube, aby ho mohla vidieť rodina aj priatelia.
Performans, dakikada 268.000 tweet ile tarihte hakkında en çok tweet atılan ikinci an konumundadır.Predstavenie je druhým najviac tweetovaným momentom histórie (268 tisíc tweetov za minútu).
Büyük çıkışını 1952 yapımı "Singin' in the Rain" müzikalindeki performansıyla gerçekleştirmiştir.Preslávila sa roku 1952 v muzikálovej komédii Singin 'in the Rain (Spievanie v daždi).
Ayrıca Madonna’ya iHeartRadio Music Awards’da "Ghosttown"un akustik performansında eşlik etti.Madonnu sprevádzala na gitare pri piesni „Ghosttown“ na iHeartRadio Music Awards.
Devam eden başarı, daha iyi aritmetik performans için FPU’ya sahip olan MC68040’ı doğurdu.Tieto úspechy viedli k MC68040, ktorá mala FPU na dosiahnutie lepšieho výkonu pri matematických operáciách.
Gösterdiği performansla ikinci kez UEFA Yılın Takımı'na seçildi.Jeho výkony mu po druhýkrát priniesli miesto v Tíme roka UEFA.
Bu da azalmaların nedeninin üreme performansı olmadığını göstermektedir.Ako dôvod uviedlo nenarušovanie výroby.
Burada da çok başarılı bir performans gösterdi.Aj tu sa veľmi dobre osvedčil.
25 Ağustos 2008'de London 2012 Olympic Visa Party'de performans gösterdiler.25. augusta 2008, McFly vystúpili na London 2012 Olympic Visa Party, ktorú sledovali milióny divákov.
Rol, performansı sayesinde Akademi Ödülü'ne aday gösterilen Emily Watson'a gitti.Úlohu teda vzala Emily Watson, ktorá bola za svoj výkon nominovaná na Oscara.
Kasımpaşa'daki performansı çok etkileyiciydi.Prijatie v Benátkach bolo vskutku veľkolepé.
Ayrıca oyunun tam bir performansı da The Guardian'ın resmî web sitesine eklenmiştir.Výzva bola zverejnená aj na oficiálnom webe Ministerstva obrany.
Okulun, en düşük performans gösteren öğrencilerinden oluşan sınıfa öğretmen olarak atandı.Na kare je predstavený celej jeho rodine ako jeho najlepší žiak.
İsveç turunda ise maçta performans yakalamıştır.Na turnaji zvíťazilo Švédsko.
1966 yılında televizyon yapımı The Glass Menagerie adlı filmdeki performansı ile takdir gördü.Ďalšie Emmy získala roka 1966 za televíznu adaptáciu hry The Glass Menagerie.
Soğuk savaş performans uçaklarının evriminde çok büyük bir ateşleyici olmuştur.Studená vojna tiež priniesla evolúciu vysoko výkonných lietadiel.
Bu bir Hitchcock filminde Oscar kazanan tek performanstır.Ide o jediný Hitchcockov film, ktorý obdržal Oscara za najlepší film.
Performansta The Knack'in "My Sharona" ve Sex Pistols'ın "God Save the Queen" şarkılarından ögeler bulundu.O piesni skupiny Sex Pistols pozri God Save the Queen (skladba).
Yüksek maliyeti ve düşük performansı nedeniyle birkaç bin adet işlemci satıldı.Kvôli vysokej cene sa však predalo len niekoľko kusov.
Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir.Seriál tam dosahuje veľmi vysoké čísla sledovanosti.
8 Şubat 2009'da Rihanna'nın Grammy Ödülleri'nde yapılması planlanan performansı iptal edildi.8. februára 2009 mala Rihanna vystúpiť na odovzdávaní cien Grammy Awards 2009.
Buradaki sergilediği performansdan dolay 1. Lig ekiplerinden Adanaspor'a transfer oldu.Tí ho potom bezodkladne zaviezli na operačnú sálu Trauma Room 1.
Bu performansların çoğu müzik listelerine girmeyi başardı.Veľa z týchto šou sa zachovali na hudobných bootlegoch.
17 Mayıs 2009'da grup ilk sahne performansını SBS's Inkigayo'da, Fire şarkılarıyla gerçekleştirmiştir.Hneď na to 17. mája 2009 skupina vystúpila so svojim prvým singlom na SBS Inkigayo.
Aynı zamanda sezonun da en yüksek skor performansını göstermiş oldu.Získala tiež najvyššie bodové hodnotenie podujatia.
Bu özellikleriyle yüksek performans sergilerler ancak maliyetleri de daha yüksektir.Ťahače tejto značky sú v hre najdrahšie, ponúkajú však tiež najväčší výkon.
Tennure dans performansı Sufi bir adam tarafından yapılır.Suita sa vyvinula z ľudového tanca urpaaru.
Don Giovanni'nin bir performansını prodükte etti.Ale don Giovanni úspešne uniká.
Ayrıca grup performanslarına bu şarkıyı dahil etmektedir.Skladá aj piesne pre túto show.
Aynı yazıda, Elizabeth Mitchell'in performansını övdü.Na koncerte mala príhovor aj herečka Elizabeth Taylorová.
Bu da kulübün performansında düşüşe yol açtı.Táto kríza priniesla zlý účinok na klub.
Soru Tetikleyici nasıl bir performans artışı sağlıyor?Ktoré faktory urýchľujú ich rozvoj?
Performans kuramında halkbilim sanatsal bir eylemdir.Performance Art je všeobecne uznávané umelecké hnutie.
İkinci yarısı ise renklidir ve seyirci ile birlikte grubun arenadaki performansını içermektedir.Za sklom lídrom aj s druhou časťou, drží divákov!
Ayrıca performansıyla da dikkat çekti.Zmienil sa aj o svojom vzhľade.
Atmosfer yoğunluğu, hava taşıtlarının performansını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.Motivácia je jedným z najdôležitejších faktorov ovplyvňujúcich úspešnosť života jedinca.
2004 ve 2006 sezonunda bu performansını sürdürdü.Túto funkciu obhájil aj v decembri 2004 a novembri 2006.
Bir gol bir asistlik performans ile göz doldurdu.Stastny na podujatí dosiahol gól a asistenciu.
Konser performansı hayranlar tarafından çok beğenilmiştir.Seriál si našiel silnú podporu medzi fanúšikmi.
Performans değerlendirme ve/veya ücretlendirme süreçlerinin değerlendirilmesinde kullanılır.Skutočný výkon sa hodnotí buď normami práce alebo priamym hodnotením.
Hız ve performans için donanımlar.Vipet je stavaný pre rýchlosť a výkon.
Tek kişilik performansı The Stooges ile tanındı.Najviac sa preslávil ako člen skupiny The Stooges.
ARM3, performansı daha fazla arttırmasını sağlayan 4KB önbellek ile geliştirildi.Naslednik, ARM3, je bil narejen s 4 KB predpomnilnika, kar je še izboljšalo zmogljivost.
Bu model, 1858 transatlantik denizaltı telgraf kablosunun düşük performansını doğru olarak öngörmüştü.Ladja je leta 1865 položila tudi 4000 kilometrov dolg tranasatlantski podvodni kabel za telegraf.
Bu performans, gecenin en iyisi seçildi.Ta akcija je bila izbrana za tretjo najlepšo večera.
Bu kadar aşağılanacak bir performans olduğunu sanmıyorum." demiştir.Slovenci smo taki, da nimamo veliko humoristov."
Bu performansıyla finalin En Değerli Oyuncusu (MVP)'si seçildi.Bil je proglašen za najkoristnejšega igralca(MVP) finala državnega prvenstva.
Gösterdiği performansla ikinci kez UEFA Yılın Takımı'na seçildi.Zaradi dobrih predstav je bil izbran v UEFA ekipo leta 2001.
Toronto Star'dan Jane Stevenson ise performansı gösterinin duygusallıkta üst noktası olarak değerlendirdi.Jane Stevenson iz revije Toronto Sun je nastop pohvalila, saj naj bi bila najbolj izstopajoča točka koncerta.
Mi-26M Performans özellikleri geliştirilmiş versiyonu.Mi-26M je izboljšana različica.
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Njena najslabša rezultata sta bili dve uvrstitvi na deseto mesto.
Her performansın orkestrasını yöneten bir orkestra şefi vardı.Vsaka država je imela tudi svojega dirigenta, ki je vodil orkester.