Ana içeriğe geç
Sözlük

pencereden ile cümle

pencereden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Fire!" Gęste chmury dymu zakręcony przez pokoju i na zewnątrz przy otwartym oknie.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Fire!" Paksu savu kiertynyt kautta huone ja ulos avoimesta ikkunasta.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Fire!" Tjocka moln av rök böjt genom rummet och ut på det öppna fönstret.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Fire!" Tykke skyer af røg krøllet gennem værelse og ud på det åbne vindue.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Foc!" nori groşi de fum curbate prin cameră şi afară de la fereastra deschisă.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Fuoco!" dense nubi di fumo arricciati attraverso il stanza e dalla finestra aperta.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Horí!" Husté mraky dymu stočený cez izba a von na otvorené okno.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Hoří!" Husté mraky kouře stočený přes pokoj a ven na otevřené okno.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."불이야!" 연기의 두꺼운 구름을 통해 드러 룸과 밖으로 열린 창에서.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Ogenj!" Oblake dima zvit prek sobi in se izvajajo na odprto okno.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Tűz!" Vastag felhők füst fodros keresztül szoba, és ki a nyitott ablakon.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Vuur!" Dikke rookwolken gekruld door de kamer en uit bij het open raam.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Φωτιά!" Πυκνά σύννεφα καπνού κατσαρώνουν μέσω της αίθουσα και έξω από το ανοιχτό παράθυρο.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Огън!" Облаци дим къдраволистната чрез стая за и в отворения прозорец.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Пожар!" Густые облака дыма свернувшись через комнату и на открытые окна.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."Пожежа!" Густі хмари диму згорнувшись через кімнату і на відкриті вікна.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."אש!" ענני עשן סמיך הסתלסל דרך החדר ולצאת אל החלון הפתוח.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at."نار!" كرة لولبية من سحب كثيفة من الدخان من خلال وخارج الغرفة في النافذة المفتوحة.
"Ateş!" duman Kalın bulutlar aracılığıyla kıvrılmış oda ve açık pencereden dışarıya at.煙の厚い雲がでカール 部屋アウト開いているウィンドウで。 私は、急いで人物をちらりと見た
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.A veces solo quieres pararte en un rincón y asomarte por la ventana.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.A volte vuoi solo stare in un angolo a guardare fuori dalla finestra.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Câteodată vrei să stai în colţ şi să te uiţi pe geam.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Đôi khi bạn chỉ muốn đứng trong góc phòng và nhìn ra ngoài cửa sổ.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.가끔은, 구석으로 가 서서, 창밖을 바라보고 싶기도 하죠.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Manchmal möchten Sie nur in der Ecke stehen und aus dem Fenster starren.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Někdy chcete jen stát v rohu a koukat z okna.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Niekedy chcete len tak stáť v rohu a pozerať sa von oknom.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Nogen gange vil man bare stå i hjørnet og stirre ud af vinduet.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Parfois on a juste envie de rester dans un coin et regarder par la fenêtre.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Qualche volta si vuole solo stare in un angolo a guardare fuori dalla finestra.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Soms wil je alleen in een hoek staan en uit het raam kijken.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Včasih bi rad stal v kotu in zrl skozi okno.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Άλλοτε πάλι θέλεις να στέκεσαι στη γωνία και να κοιτάς έξω απ' το παράθυρο.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.Понякога просто искате да стоите в ъгъла и да гледате през прозореца.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.לפעמים אתה פשוט רוצה לעמוד בפינה ולבהות דרך החלון
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.أحياناً ترغب فقط أن تقف في الركن و تحدق خارج النافذة.
Bazen öylece köşede durup pencereden dışarıya bakmak istiyorsunuz.そこで問題となのですが タバコを吸わずに
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Ali bi lahko kdaj tja?" Vprašal Mary otožno, videti skozi okno na njeno daleč off-modro.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Bisakah aku pernah ke sana?" Tanya Maria sedih, melihat melalui jendela-nya di biru yang jauh.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Como eu poderia chegar lá?", Perguntou Maria melancolicamente, olhando pela janela em o azul distante.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Czy kiedykolwiek się tam dostać?" Zapytał Maryi smutkiem, patrząc przez jej okno daleko w kolorze niebieskim.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."El tudom valaha is ott?" Kérdezte Mary vágyakozva, akik rajta keresztül ablakon a távoli kék.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kan ik ooit daar?" Vroeg Mary weemoedig, kijken door haar raam op het verre blauw.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kan jag någonsin kommer dit?" Frågade Maria längtansfullt, tittar genom sitt fönster på det fjärran blå.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Könnte ich jemals dorthin?", Fragte Mary wehmütig und sah durch ihr Fenster auf fernen Blau.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Kunne jeg nogensinde komme der?" Spurgte Mary længselsfuldt, ser gennem hendes vindue de fjerne blå.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Mohl bych tam někdy?" Zeptal se smutně Marie, dívat se skrz ní okno daleké modré.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Mohol by som tam niekedy?" Spýtal sa smutne Márie, pozerať sa cez ňu okno ďalekej modré.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."¿Podría alguna vez allí?", Preguntó María con tristeza, mirando por la ventana en el azul lejano.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Potrei mai arrivare?" Chiesto a Maria malinconicamente, guardando attraverso la finestra il lontano azzurro.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Tôi có thể nhận được ở đó?" Mary buồn bã, nhìn qua cửa sổ của mình tại màu xanh xa xôi.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Voisinko koskaan perille?" Kysyi Mary haikeasti, katsomalla häntä ikkunasta kaukana sininen.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."나는 거기도 수는?"에서 그녀의 창문을 통해보고, wistfully 메리 질문
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Аз бих могъл някога стигнем до там? - Попита Мери с копнеж, гледайки през прозореца си отколешен синьо.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Мог ли я когда-нибудь туда добраться?" Спросил Мэри задумчиво, глядя сквозь окно на далекой голубой.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."Чи міг я коли-небудь туди дістатися?" Запитав Мері задумливо, дивлячись крізь вікно на далекій блакитний.
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi."אני יכול בכלל להגיע לשם?" שאל מרי בערגה, מסתכל דרך החלון שלה
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi.سأل "هل أستطيع الحصول على أي وقت مضى هناك؟" مريم بحزن ، ويبحث من خلال نافذة منزلها في
"Ben oraya hiç mi?" Onu pencereden bakarak dönebileceklerini Mary sordu uzak mavi.遠い青。それはとても新しいと大きいとすばらしかったと
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.A pesar de que era, pensé que algo de caer por la ventana, pero fue la segundo piso de nuevo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod