Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Även som det var, tänkte jag något att halka ut genom fönstret, men det var andra våningen tillbaka.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Bahkan saat itu, saya pikir sesuatu yang menyelinap keluar dari jendela, tetapi itu adalah lantai dua kembali.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Chiar şi aşa cum a fost, m-am gândit ceva de alunecare pe fereastră, dar a fost etajul al doilea înapoi.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Dokonca ako to bolo, som si niečo pošmyknutia z okna, ale to bolo Druhé poschodie späť.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Dokonce jak to bylo, jsem si něco uklouznutí z okna, ale to bylo Druhé patro zpět.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Jo se oli, ajattelin jotain liukastumisen ulos ikkunasta, mutta se oli Toisessa kerroksessa takaisin.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.그게에도, 나는 창 밖으로 미끄러지고있는 무언가를 생각하지만했던 다시 층에.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Még volt, azt hittem valami csúszik ki az ablakon, de ez volt az emeleti vissza.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Mesmo que fosse, eu pensei que algo de escorregar para fora da janela, mas foi o segundo andar para trás.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Nawet jak to było, myślałem, że coś wymyka się spod okna, ale to było drugim piętrze z powrotem.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Selv som det var, jeg tænkte noget for at glide ud af vinduet, men det var anden etage tilbage.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Tudi kot je bilo, sem mislil, kaj za zdrs skozi okno, vendar je bil drugem nadstropju nazaj.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Zelfs als het was, ik dacht dat er iets van uitglijden uit het raam, maar het was de tweede verdieping terug.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Ακόμη και όπως ήταν, σκέφτηκα κάτι γλιστρήματος έξω από το παράθυρο, αλλά ήταν η δεύτερο όροφο πίσω.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Даже, как это было, я думал, что-то ускользает из окна, но это было Второй этаж назад.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Дори и като е, си помислих нещо от подхлъзване на прозореца, но тя е на втори етаж обратно.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Навіть, як це було, я думав, що щось вислизає з вікна, але це було Другий поверх тому.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.אפילו שזה היה, חשבתי משהו חומק אל מחוץ לחלון, אבל זה היה בקומה השנייה בחזרה.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.فكرت حتى في الوقت الذي كان ، بشيء من الانزلاق للخروج من النافذة ، ولكنه كان الطابق الثاني الى الوراء.
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.戻って二階。 私は臆病者ですありませんが、完全にこのヘッド行商紫ラスカルどう判断するか
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Avete presente: come stare sul letto con la finestra aperta, ad ascoltare la pioggia leggera.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Bạn biết cảm giác nằm dài trên giường với cửa sổ mở, và lắng nghe tiếng mưa rơi ở bên ngoài?
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Vous savez comment c'est, quand on est couché, avec la fenêtre ouverte, à écouter la pluie tomber dehors.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Wszyscy znamy uczucie, kiedy, leżąc przy otwartym oknie, słuchamy delikatnego deszczu.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.Ya conocen qué es estar acostados en la cama con la ventana abierta escuchando afuera a la suave lluvia.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.מכירים את ההרגשה, לשכב במיטה כשהחלון פתוח, בהקשבה לגשם הקל שבחוץ?
Bir de gördüm ki, ben Sheila'yla odadayken, Johnny pencereden diğer çocukları çağırmış.En zie, terwijl ik met Sheila in de kamer was, riep Johnny aan het raam jongens naar boven.
Bir de gördüm ki, ben Sheila'yla odadayken, Johnny pencereden diğer çocukları çağırmış.Och där, till min förvåning, medan jag var inne med Sheila, har Johnny ropat upp flera killar.
Bir de gördüm ki, ben Sheila'yla odadayken, Johnny pencereden diğer çocukları çağırmış.Und siehe da, während ich bei Sheila im Zimmer war, war Johnny wieder am Fenster und rief Jungs hoch.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.그것은 제가 마치 창 밖의 나무를 보는 것처럼 피에로 델라 프란체스카를 보는 것이었습니다.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.Mógłbym spojrzeć na Piero della Francesca w taki sam sposób, w jaki patrzę na drzewo za oknem.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.Que j'aurais la même attitude en regardant Piero della Francesca que si je regardais un arbre par la fenêtre.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.Че бих имал същата нагласа да гледам на Пиеро дела Франческа, както ако гледах дърво през прозореца.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.שתהיה לי אותה גישה כלפי הסתכלות בפיירו דלה פרנצ'סקה כמו שאני מביט מחוץ לחלון בעץ.
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.حاوت ان احصل على نفس الاحساس حين النظر الى بيرو ديلا فرانشيسكا كما لو انني انظر الى شجرة من النافذة
Bir pencereden bir ağaca bakarmışçasına Piero della Francesca "ya bakarak onunla aynı tutuma sahip olacaktım.窓の外の木を見るのと同じようにするということです これで私はとても解放され
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Cerchiamo di riscaldare lo spazio in cui viviamo, ma il calore si disperde dalla finestra.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Chúng ta cố sưởi ấm không gian mà chúng ta đang ở, nhưng mọi hơi ấm đều thoát ra qua cửa sổ.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Kita mencoba memanaskan ruangan tempat kita berada, dan semua panas itu mencoba keluar melalui jendela.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.우리는 우리가 있는 그 공간과 창문을 통해 나가려고 하는 열기들을 덥히려고 노력합니다
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Próbujemy ogrzać pomieszczenia, ale ciepło ucieka przez okna.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Snažíme se vytopit prostor, ve kterém jsme, a teplo se snaží dostat skrz okna ven .
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Tentamos aquecer o espaço onde estamos, e o calor tenta escapar pela janela.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.We proberen om de plaats waar we in zitten, te verwarmen, en dat probeert via het raam te ontsnappen.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Wir versuchen, die Räume aufzuheizen und die Wärme versucht, durch das Fenster zu entweichen.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Προσπαθούμε να ζεστάνουμε το χώρο που βρισκόμαστε μέσα, και όλο αυτό προσπαθεί να φύγει από το παράθυρο.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Ми намагаємося прогріти простір, в якому ми знаходимось, й все це намагається вислизнути крізь вікно.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Мы пытаемся нагреть помещение, в котором находимся, и все усилия улетучиваются сквозь окно.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.Опитваме се да затоплим мястото, в което сме, и всичко това се опитва да се измъкне през прозореца.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.אנו מנסים לחמם את החלל שאנו נמצאים בו, וכל החום מנסה לצאת החוצה דרך החלון.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.نحن نحاول تسخين المكان الذي نحن فيه، وكل ذلك يحاول الخروج من النافذة.
Biz içinde bulunduğumuz yeri ısıtmaya çalışıyoruz, ve bütün ısı pencereden çıkıp gitmeye çalışıyor.暖かくしたいのに 熱は窓から逃げてしまいます 必要に応じて窓が
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Apa itu?" Katanya sambil menunjuk keluar jendela.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Ce este asta?", A spus ea, subliniind din fereastră.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Che cosa è questo?", Ha detto, indicando fuori dalla finestra.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Čo je to?" Povedala a ukázala von z okna.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Co je to?" Řekla a ukázala ven z okna.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Co to jest?" Powiedziała, wskazując przez okno.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Đó là gì?", Bà nói, chỉ tay ra ngoài cửa sổ.
"Bu nedir?" Diye pencereden dışarı işaret etti."Hvad er det?" Sagde hun og pegede ud af vinduet.