Orada öylece oturmuş... ..pencereden dışarı bakıyordum.I sat there... and looked out through the window.
Neyse, pencereden dışarı baktığımda... ..gördüğüm şey, başka bir şeydi.Anyway, I looked out the window and saw... What did I see?
Pencereden dışarı bir bakın.Take a look outside a window.
Öğretmenim, Seth Qinn kitabımı pencereden aşağı attı.Miss, Seth Quinn threw my book out the window.
Pencereden mi çıkar, yoksa kapıdan mı?Or a window on her second floor.
Pencereden güneş ışığı girdiğinde görebilirsiniz bu uçuşan tüyleri.When the sunlight comes through the window you see these little fibers.
Pencereden dışarı bakıp duruyor.She keeps staring out the window.
(Kahkahalar) Sigarayla pencereden dışarı baktığınız zaman iseIf you stand and stare out of the window on your own with a cigarette, you're a fucking philosopher.
Seni pencereden dışarıyı seyrederken gördüm.I saw you staring out the window,
Bile, ben pencereden dışarı kayma bir şey düşündüm, ama oldu arka ikinci katında.Even as it was, I thought something of slipping out of the window, but it was the second floor back.
Pencereden dışarıyı gösterir.No." Points out the window.
Pencereden dışarısını gösterir.Points out the window.
Ama burada pencereden gördüğüm şeyleri hayal edemezdim.But I couldn't imagine what I was seeing out that window.
Ve bu konuya da 1858 yılındaki dünyaya daha geniş bir pencereden bakarak yaklaşacağız.And we will think about that when we look at the wider picture of the world in 1858.
Bilirsiniz, yatağınızda uzanıp, açık pencereden yağmurun tatlı sesini dinlemek gibi.You know the feeling of lying in bed with the window open, listening to gentle rain outside?
Sonra Davutu pencereden aşağıya indirdi. Böylece Davut kaçıp kurtuldu.So Michal let David down through the window. He went, fled, and escaped.
Ama beni küfe içinde surdaki bir pencereden sarkıttılar; böylece onun elinden sıyrılıp kaçtım.Through a window I was let down in a basket by the wall, and escaped his hands.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne kopyalar.Copy file from one panel to the other.
Dosya( lar) ı bir pencereden öbürüne taşır.Move file from one panel to the other.
Kızım dışarı çıktığında mutlaka pencereden izliyorum ve eve gelene kadar da bekliyorum”, diyor.I don't dare let my daughter outside without seeing her out and waiting for her later," she says.
Alex, pencereden atlayarak Katie'den kaçar ve arka bahçede kardeşini bulur.Wyatt looks behind Alex and she sees dozens of witches running towards her.
Yehu daha sonra İzebel'in hadım hizmetkarlarına İzebel'i pencereden dışarı atmalarını emretti.Jehu later ordered Jezebel's eunuch servants to throw her from the window.
Viarme Meydanı'na girerken, pencereden bir keskin nişancı atışı ile ölümcül bir şekilde yaralandı.While penetrating Place Viarme, he was fatally wounded by a sniper from a window.
Mot pencereden girer ve Ba'al'ı yutarak onu Yeraltı Dünyasına gönderir.Mot enters through the window and swallows Ba'al, sending him to the Underworld.
Bu tanık pencereden dışarıya tırmandığında, kendisine ateş eden bir gardiyan tarafından görüldü.When this witness climbed out of a window, he was seen by a guard who shot at him.
Senegalli bir gardiyan pencereden kendi yemeğini geçirerek onlara yardım etmeye çalıştı.[1]A Senegalese guard tried helping them by passing his own food through the window.[1]
Ellen'le yaptığı kavgayı kaybeder ve pencereden aşağı düşer.Sie hätte sich mit Chris gestritten, woraufhin er aus dem Fenster gestürzt wäre.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Dort sieht er eine Frau im Fenster sitzen.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eines Tages kann er durch das Dauerbellen des Hundes nicht kontrolliert arbeiten und sieht aus dem Fenster.
Drakula dışarıdan bir ses duyar ve pencereden çıkarak duvardan yürüye yürüye aşağı iner.Svenja erwacht, steht auf und schaut aus dem Fenster.
Pencereden baktı.Il regarda par la fenêtre.
Arı pencereden dışarı çıktı.L'abeille est sortie par la fenêtre.
Tom bir pencereden kaçmayı başardı.Tom réussit à s'enfuir par une fenêtre.
"Onlar buraya nasıl girdi?" "Pencereden.""Comment sont-ils entrés ici ?" "Par la fenêtre."
Bir pencereden kaçmayı başardık.Nous avons réussi à nous enfuir par une fenêtre.
Dimitri bir pencereden kaçmaya çalıştı ama bacağını kırdı.Le faux Dimitri se sauve par la fenêtre mais se casse une jambe en tombant.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Regardant autour de lui, il aperçoit une silhouette à une fenêtre.
Cesedi pencereden elçilik bahçesine atıldı.Il s'enfuit à travers le jardin de l’ambassade.
Pencereden gökyüzünün karardığı görülür.Le Diable quitte par la fenêtre.
Bob eve bir pencereden girdi.Bob entró en la casa por una ventana.
Pencereden geldi.Vino desde la ventana.
Pencereden bak! Yakında yağmur yağacak gibi.¡Mira por la ventana! Parece que lloverá pronto.
Evde olduğum zaman pencereden dağlara bakmayı severim.Me gusta mirar las montañas desde mi ventana cuando estoy en casa.
Gel, pencereden bakalım.Ven, miremos por la ventana.
Dimitri bir pencereden kaçmaya çalıştı ama bacağını kırdı.Dimitri intentó escapar por una ventana pero se rompió una pierna en la caída.
Pencereden kaçtılar.Alguien ha huido por la ventana.
Zenci bir kez daha Lizzie'nin evine gelir ve pencereden içeri girer.Romeo va a casa de Julieta y trepa por su ventana.
O, pencereden dışarı atladı.È saltato dalla finestra.
Tom pencereden baktı ve Mary'nin hâlâ uyuduğunu gördü.Tom guardò dalla finestra e vide che Mary stava ancora dormendo.
Tom açık pencereden dışarı baktı.Tom guardò fuori dalla finestra aperta.
Pencereden kaçtılar.Fuggito dalla finestra.
Padişah pencereden görünmek zorunda kaldı.Il portale è sormontato da un finestrone.
Van Gogh, pencereden süzülen ışığın dikiş diken kadın üzerindeki etkisini gösterir.Van Gogh mostra l'effetto della luce che dalla finestra filtra sul suo lavoro di cucito.
Dimitri bir pencereden kaçmaya çalıştı ama bacağını kırdı.Egli viene salvato da Hyacinth, ma si è rotto una gamba.
Bu pencereden dünyaya bakarak duyularla nesneler bir araya gelmektedir.Attraverso la finestra della gatta si riescono a scorgere soltanto le sue orecchie.
O, pencereden dışarıya baktı.Она выглянула из окна.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.Она тратит довольно большой отрезок времени, просто сидя там и смотря в окно.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.Он сидел, глядя из окна.
Pencereden dışarı bakarak oturdu.Он сидел, глядя из окна.
O sessiz bir şekilde pencereden dışarı baktı.Она бесшумно выглянула в окно.