Tom'a ne söylemem gerektiğinden pek emin değilim.I'm not quite sure what I should tell Tom.
Peki, bana söylediğin şey yarın çalışmak zorunda olmam.So, what you're telling me is that I have to work tomorrow.
Peki, sadece orada oturacak mısın yoksa bize yardım edecek misin?So, are you just going to sit there, or are you going to help us?
Tom'un bebeklikten kalma resmi yok pek.Tom doesn't have many photos of himself as a baby.
Peki, sen ne öneriyorsun?So, what do you suggest?
Pekala, Tom, bunu anlıyorum!Alright, Tom, I get it!
İyiyim, peki sen nasılsın?I'm fine. And how are you?
Şimdiki devlet başkanının pek çok düşmanı var.The current president has many enemies.
Fransa'da pek çok genç insanın motosikleti var.In France, many young people have motorcycles.
O bana pek çok ilginç şey öğretti.She taught me so many interesting things.
Birçok kişi Pekin'de bisikletle dolaşır.Lots of people get around by bike in Peking.
Pek akılda kalacak bir şey değildi.It wasn't particularly memorable.
Peki Mısır'da hayat nasıl gidiyor?So how's it going in Egypt?
Pekala, bir şey yapmak zorundayım.Well, I have to do something.
O, savaş sırasında pek çok korkunç şeyler gördü.She saw many terrible things during the war.
Peki bunu nasıl açıklıyorsun?And how do you explain this?
Pekala, Tom. İstediğin gibi yap.Fine, Tom. Have it your way.
Pek çok suyumuz var.We've got plenty of water.
Tom havadan sudan konuşma konusunda pek iyi değildir.Tom isn't very good at small talk.
Pekala, bu büyük bir sürpriz.Well, that's a big surprise.
Peki şimdi büyük acele nedir?So what's the big hurry now?
Peki büyük gizem nedir?So what's the big mystery?
Peki büyük anlaşma nedir?So what's the big deal?
Ben gözü pek değilim.I'm not adventurous.
Pekin'de üç ay boyunca eğitim aldım.I studied in Beijing for three months.
Peki onu yapalım.So let's do it.
Aynı hatayı iki kez yapma. Pek çok başka seçenek var.Don't make the same mistake twice. There are plenty of other options.
Bu pek sır sayılmaz.It's hardly a secret.
Peki, büyük kentte hayat nasıldır?So, how is life in the big city?
Peki, vazgeçiyorum.Okay, I give up.
Bununla ilgili ne yapacağımdan pek emin değilim.I'm not quite sure what to make of this.
İyi bir yazar metnini pek çok defa yeniden şekillendirip geliştirebilir.A good writer can reshape and improve his text many times.
Dünya Kupası'nda pek çok oyuncunun sakatlanmış olması üzücü.It's sad that so many players got hurt during the World Cup.
Pek çokları denese de kimse tarihi değiştiremez.Nobody can change history, although many have tried.
Zengine şekerden helva basarlar fakire pekmez bile bulunmaz.There's one law for the rich, and another for the poor.
Peki, ne kadar süredir Tom'u tanıyorsun?So, how long have you known Tom?
Peki, Tom, onayının benim için ne kadar çok şey ifade ettiğini biliyorsun.Well, Tom, you know how much your approval means to me.
Tom pek utangaç, değil mi?Tom is very shy, isn't he?
Onun adı Pekka.His name is Pekka.
Peki ben ne yapmalıyım?So what should I do?
Ne yapacağımdan pek emin değilim.I'm not quite sure what to do.
Bundan pek emin görünmüyorsun.You don't sound so sure of it.
Tom'un yoluna pek çok engeller kondu.Many obstacles were put in Tom's way.
Pek çok ünlünün telefonlarından mahrem fotoğraflar çalındı.Intimate photos were stolen from many celebrities' phones.
Pekala, Tom, senin hakkında endişeliydik.Well, Tom, we were worried about you.
4. İvan (Korkunç İvan) pek çok Tatar'ı İslam'dan Hıristiyanlığa geçmeye zorladı.Ivan IV (Ivan the Terrible) forced many Tatars to convert from Islam to Christianity.
Büyük bir Güney Kore feribotu battığında pek çok insan öldü.Many people died when a large South Korean ferry sank.
Pek çoğu, geceleri karanlıktan korkarlar.Many are afraid of darkness at night.
Peki, sana kolaylıkla aklına koyacağın bir şey söyleyebilirim.Well, I can tell you something that will put your mind at ease.
Pekala, Tom, buradan çıkmak istiyor musun?So, Tom, do you want to get out of here?
Peki ne diyorsun, Tom?So what are you saying, Tom?
Peki, biz son anda inmeyi başardık.Well, we managed to land at the last moment.
Pekala, Tom, denize açılalım.OK, Tom, let's shove off.
Pekala, Tom, harekete geçelim.OK, Tom, let's get moving.
Pekala, Tom, Bir film izlemeye gitmek ister misin?So, Tom, do you want to go see a movie?
Pekala, Tom, bugün senin için ne yapabilirim?So, Tom, what can I do for you today?
Peki senin için ne yapabilirim?So what can I do for you?
Peki tam olarak Tom ile sorun nedir?So what exactly is wrong with Tom?
Pekala, sanırım gitmeliyiz.Well, I guess we should go.
Peki senin aklındaki ne?So what's on your mind?