Ben bu sorunun peşindeyim. "Bu müzik mi?" diye hiç kafa yormuyorum.しようとしていることの定義は関係ない
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Así que creo que somos maximizados por el propósito, no simplemente por el beneficio.
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Donc je pense que nous sommes des maximiseurs d'objectif, pas seulement des maximiseurs du profit.
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Ich denke wir sind nicht nur "Profit-Steigerer" sondern besonders "Absicht-Maximierer".
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Jadi kupikir kita manusia, adalah pemaksimum tujuan, bukan hanya pemaksimum keuntungan.
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Quindi penso siamo massimizzatori di scopi ,non solo di profitto.
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.We zijn dus vooral gefocust op het doel en niet alleen een verlangen naar winst
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.Смятам, че сме максималисти не само към печалбата, но и към целта.
Bence biz, sadece en çok karı sağlamanın değil, en iyi amaca hizmet etmenin peşindeyiz.私達にとって習得が非常に大事であること、自律的でありたいと思っていることは、科学的に示されています。
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.a sebičnim in resnici nepokornim, krivici pa pokornim, srd in jezo.
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.a svárlivým a tým, ktorí neposlúchajú pravdy, ale poslúchajú neprávosť, bude prchlivosť a hnev;
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.A zaś swarliwym i prawdzie nieposłusznym, lecz posłusznym niesprawiedliwości, odda zapalczywość i gniew;
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.오직 당을 지어 진리를 좇지 아니하고 불의를 좇는 자에게는 노와 분으로 하시리라
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.mas ira e indignação aos que são contenciosos, e desobedientes � iniqüidade;
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.pero enojo e ira a los que son contenciosos y no obedecen a la verdad, sino que obedecen a la injusticia
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.sdegno ed ira contro coloro che per ribellione resistono alla verità e obbediscono all'ingiustizia
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.şi va da mînie şi urgie celor ce, din duh de gîlceavă, se împotrivesc adevărului şi ascultă de nelegiuire.
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.Těm pak, kteříž jsou svárliví a pravdě nepovolují, ale povolují nepravosti, prchlivostí a hněvem,
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.а которі сварливі і противлять ся істині, корять ся ж неправді, (тим) ярость та гнїв.
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.а тем, которые упорствуют и не покоряются истине, но предаются неправде, – ярость и гнев.
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.Понеже Бог не гледа на лице.
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.ועל בני המרי ואשר לא ישמעו לאמת כי אם לעולה שמעו חרון אף וחמה׃
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.واما الذين هم من اهل التحزب ولا يطاوعون للحق بل يطاوعون للاثم فسخط وغضب
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.惟 有 結 黨 不 順 從 真 理 、 反 順 從 不 義 的 、 就 以 忿 怒 惱 恨 報 應 他 們
Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak.惟有 結黨 不 順從 真理 、 反 順從 不 義 的 、 就 以 忿怒 惱恨報應 他 們
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Ainsi, je n'ai jamais poursuivi Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Allo stesso modo, non ho mai inseguito Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Así, nunca perseguí a Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Eu n-am vânat-o niciodată pe Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Genauso bin ich niemals Mahalakshmi hinterhergerannt,
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.그처럼, 저는 전혀 행운을 쫓지 않았습니다.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Nie uganiałem się za boginią Lakszmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Seperti itu, saya tidak pernah mengejar Mahalakshmi..
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Stejně tak jsem nikdy neuháněl Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Vậy đó, tôi không bao giờ đuổi theo Mahalakshmi.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Zo joeg ik nooit achter Mahalakshmi aan.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Έτσι και εγώ, δεν κυνήγησα ποτέ τον πλούτο.
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.Так я никогда не бегал за Махалакшми [богиня изобилия].
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.כך גם אני אף פעם לא רדפתי
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.على هذا النحو، لا اطارد "مهلكشمي"
Ben de asla Mahalakshmi'nin peşinden koşmadım.マハラクシュミが私を追いかけてきて お尻のポケットにずっと入っています
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.10秒はかかりませんでした。
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Aku melihat roknya kocokan, dan ia pergi setelah itu.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Am văzut-o măturică fuste, şi el sa dus după ea.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ho visto la gonna frusta, e andò dietro.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ich sah ihre Röcke Schneebesen, und er ging ihr nach.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Ik zag haar rokken garde, en hij ging achter haar aan.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Jag såg hennes kjolar visp, och han gick efter henne.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.J'ai vu ses jupes fouet, et il est allé après elle.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.나는 총채 그녀 치마를 발견했고, 그녀 후에 갔다.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Láttam szoknyák habverővel, és ment utána.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Näin hänet hameet vispilä, ja hän lähti hänen peräänsä.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Tôi thấy váy của cô whisk, và ông đã đi sau khi cô.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Viděl jsem ji sukně metla, a on šel za ní.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Videl sem jo krila Mešalnikih, in je šel po njo.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Videl som ju sukne metla, a on šiel za ňou.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Vi suas saias whisk, e ele foi atrás dela.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Vi sus faldas bata, y se fue tras ella.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Widziałem jej spódnice trzepaczka, i poszedł za nią.
Ben fırçalamak eteğini gördü ve onun peşinden gitti.Είδα φούστες της, σύρμα, και πήγε μετά της.