Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.自車をしつこく追いかける。
Polisin peşine düştüğü Batman farikadan çıkar.警察から追われるブライアンを手助けする。
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.ある理由により、エッグマンに狙われている。
İngilizler de peşindedirler.フランスも追随した。
Peşin ödeme hakkındaki hüküm iki yıl süreyle geçerli olacaktı.判決内容は2年間の保護観察処分だった。
Yeter ki günahkâr hayatına sürükleyecek aşırı kazançlar peşinde koşulmasın.厄年の残りを無事に乗り切るための祈願に遅すぎるということはない。
On gemiden oluşan bir öncü kuvvet çıkararak Kartaca Filosu'nun peşine düştü.レグルスは直ちに艦隊主力に前衛部隊に追従するように命じ、前衛部隊10隻をカルタゴ艦隊に向かわせた。
Geyikleri severdi, geyikler de bırakmazdı peşini.刺身が好きで、果物は苦手。
Düşlerinin ve umutlarının peşinden gidebilecek kadar cesur.その押し出しの強さと夢に見そうな迫力でオチをつける。
Marius ise gizlice onların peşinden gider.そのままマリオが連続踏みつけで追撃する。
Amcası peşinden gider.Oを追い詰める。
Örneğin bir oyuncunun peşine polis takılacak.集団でプレイヤーに襲い掛かる。
Bella'da onu kurtarmak için peşinden gitmiştir.それを救ったのはベルであった。
Bu kez Noel Baba kostümleriyle dolaşan Noel Baba çetesinin peşine düşülüyor.しかしクリスマスの夜、黒いサンタ服の男に遭遇する。
Cemo'nun peşinde polis vardır.グレアムら警察に追われている。
Michael onların peşini bırakmaz.アロンは彼らを止めなかった。
Ancak aksilikler peşini bırakmadı.だが追っ手は尽きない。
Bir röportajında "Neredeyse bütün çocukluğum topun peşinde geçti.自身のドーピングについては「俺は子どものころからずっとトレーニングを続けてきた。
Kraliçe onu yakalaması için peşinden Avcı'yı gönderir.王様は猟師に火の鳥を連れてくるよう命令する。
Tom için endişelenen Judy de onların peşine takılır.トム以外の宝を狙う者や、トムの邪魔をする者達。
Kendisinin peşinden gitse de kendisine yetişemez.主が立ち入りを許さなければ入る事が出来ない。
Onların peşinden gitmeyin.不要背棄了他們。
Herkes şöhret ve şân peşindedir.皆系和琳责任。
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.後因死者死亡,災厄停止而幸免於難。
Aynı zamanda yerel işçilerin yönetimindeki bu yerel meclisler hedeflerinin peşine düştü.同时,这些地方议会通常也在当地工人的指导之下追求他们自己的目标。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.张祎行义自始至终,都像这样。
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.少吃油膩食物。
Firavun onlara zulmeder.Kaçmaya çalışan bu halkın peşine düşen Firavun'un askerleri sularda boğulup ölürler.法老的大軍尾隨不捨,結果復合的海水把他們全軍淹沒溺斃。
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".”他還著有《乐全集》。
Oyunda Çete üyeleri her zaman kötü bir planın peşindedir.在球場上,他們總是積極追逐每一顆球。
AB'ye göre Kudüs için peşin hüküm vermek sakıncalı olacaktır.積之於素雅,故不見疑也。
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.宫前碧波荡漾,宫后山势环绕。
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.你也不可事奉他們的神。
Sözlerine şöyle başladı: "Ben paranın peşinde değilim, zengin biriyim.”我說:“不,不是你,”我咯咯地笑,其實希望真的是她的。
Liman ve benzeri kurumlar için imtiyaz peşinde koşuyorlardı.對現實懷有不滿,和希摩爾一樣也有讓「辛」毀滅一切的想法。
Fakat onların peşine düşen sadece bu iş adamı değildir.只不過這次主動作假的人不是他。
İnsanları büyüleyip peşine takar.”因使人俟其后。
Persse hala Angelica'nın peşindedir.布里辛斯也是弗蕾亞的追求者。
Ancak yaratık da peşinden gelmiştir.在曇鸞之後,淨土宗信仰的基幹被確立了。
Kendisinin peşinden gitse de kendisine yetişemez.識為了別能起於染著,故不應依。
( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )追我前兮不逮,懷後來兮何處,屢回顧。
Bu, Fransa’nın 1911’deki Moroccan Crisis (Agadir Crisis) in hemen peşine denk düşen bir tarihtir.法國征服摩洛哥,是1911年阿加迪爾危機後的結果。
Savaşın eşiğindeki iki ülkenin askerleri de Tenten'in peşindedir.就在兩軍對峙的當口,織田信孝舉兵。
Amcası peşinden gider.出后其叔。
Daha sonra dolandırıldığını anlayan Veli, Ali’nin peşine düşer.發現自己受騙的村民,逮住了波恩。
Hep Önem'in peşinde gider.總是跟在臣身後。
Hunor ve Magor onun peşinden giderek Macar yurdunu bulmuşlardır.天華樹和華迴光是追隨他來學院的同族後輩。
Adam da peşinden oraya gelir.我们知道她后面就会追上去的。
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.他訓練刻苦,永遠想要不斷學習和進步。
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.窮其理然後足以致之,不窮則不能致也。
Bu nedenle Rayne'in peşindedir.其後他被雷恩相中。
Haberci İz Peşinde (her biri 30 dakikadan oluşan 13 bölümlük belgesel dizisi.每集長度為30分鐘,共13集。
Doğru zaman ve yerde Tanrısizin peşinize düşecektir.明命初年,封中等神,祀會同廟。
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.賞賜錦直垂,跟從車駕進入京師。
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.本欲處爾等死罪,特以舊人寬貸之。
İngilizler de peşindedirler.国人追之。
Hapisten kaçınca ailesiyle güzel bir hayat kurmak için paranın (5 milyon dolar) peşine düşer.死之日,家无余财,帝嗟叹久之,赐其家钱五百万。
İnsanları büyüleyip peşine takar.사람됨이 총달하고 영민하였다.
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.개인적 즐거움을 위하여 부동산을 사지 마십시오.
Ancak kötü şans hep onun peşindedir.그러나, 불행은 끊임없이 그들을 따라다녔다.