"İyi" ve "Kötü" birlikte onun peşine düşerler.Perbincangan "baik" dan "jahat" harus diimbangi dengan "benar" dan "salah"..
Bazen yağmurun peşinden sıcak bir havaya neden olur.Adakalanya hujan disertai dengan panas.
Küreyi alır ancak kürenin peşinde başkaları da vardır.Ia pun segera masuk kelobang tersebut dan selanjutnya ia berada di pinggir sebuah tebing yang curam.
Göğüsleri erken büyüdüğü için tüm erkekleri peşine takar.Dia seringkali mengecoh para pria karena banyak laki-laki yang tertarik dengan payudaranya.
Tanrı'nın peşine düşemezsiniz.Jangan susah mencari Allah.
Chucky tekrar dönmüş ve hala Andy'nin bedeninin peşindedir.Mereka berdua menemukan Chucky sedang bersiap memindahkan jiwanya kedalam tubuh Andy.
Kelimenin orijinali bir ordunun peşinde hareket eden hareketli hastane anlamında kullanılmıştır.Istilah ini awalnya mengartikan rumah sakit bergerak yang dipakai dalam militer pada masa lampau.
Onlar mutluluğun peşindeler.Mereka sedang mencari kebahagian.
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.Họ vội vàng nhảy lên xe và cùng đuổi theo nó.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Tôi sẽ thành lập một dàn nhạc khác vĩ đại hơn để có được một sự nghiệp trọn vẹn”.
Morgan ve Rick onun peşine düşerler.Cả Morgan và Richard đều nhìn theo anh rời khỏi.
Bütün polis ve özel kuvvetler Rambo'nun peşine düşer.Từng người trong nhóm cảnh sát tách ra nhưng mắc phải bẫy của Rambo.
Peşinden millete güçlü bir beyanat.Tác phong bình dân ấy có sức thu hút khá mạnh.
Onların peşinden gitmeyin.Thiệu không theo kế ấy.
Da Silva arabasıyla Max'i alır ve Victor'ın jetinin peşine düşerler.Wilson xuất hiện, chở Max bằng ô tô đuổi theo máy bay của Victor.
Ve Ash’in peşine düşerler.Sam, hiển nhiên, đuổi theo cậu.
Harry Snape'in peşine düşer ve Snape ona Melez Prens'in kendisi olduğunu söyler.Harry đuổi theo và biết được rằng, Giáo sư Snape chính là Hoàng tử Lai.
Ondan sonra da Jace, Valentine'ın peşine tek başına düşer.Sau đó, Enid một mình đi vào Hilltop.
Tenten de onların peşinden gemiye biner.Trung bèn giục binh thuyền tiến theo.
Hep Önem'in peşinde gider.Tom luôn ở bên cạnh an ủi cô.
Tom için endişelenen Judy de onların peşine takılır.Ông giận dữ khiển trách Tom, người đã qua mặt ông ta về việc này.
Milu kemiği nehirden çıkarır ve peşinden gelir.Hữu Dật đuổi theo đến sông Gianh rồi rút về.
Fakat Benjamin onun peşini bırakmaz.Cao Hoan cũng không đuổi theo.
Buna karşılık Kontes uzun süreli ebedi aşk peşindedir.Biện Hạ chính là lỵ sở của huyện Vĩnh Lộc trong nhiều thời kì.
Mordor yoluna doğru giden Frodo'nun peşine Sam takılır.Sam là người duy nhất đi cùng Frodo tới Mordo sau khi Hiệp hội tan vỡ.
Ölüm yine onu kandırmaya çalışanların peşindedir.生け贄は術解除後に死亡する。
Artık ölüm onu kandırmaya çalışanların peşindedir.その後は争いの末死亡したと思われる。
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".〜』の実質的な後継番組にあたる。
Onların peşinden gitmeyin.追い抜かれてはならない。
Fakat aynı şeyin peşinde olan başka birileri daha vardır.追っている相手が同じだったのである。
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.二人はその犯人を追い詰める立場となってしまった。
Peşinden Eyfel Kulesi gösterilir.外にはエッフェル塔が見える。
Çünkü aynı hazinenin peşinde olan başka adamlar da vardır.だが、その財宝を狙う人物がもう1人いた。
"'Sahte haham'ın peşinde".“ラシュアンの惨劇”により死亡。
Bugün hala Laputa'nın peşinden gittiğini söylemiştir.現在でもラピュタを追いかけていると語る。
Ancak bu arada iki poliste Yu'nun peşindedirler.^ しかし、実際は現実に、ヤクザ2人に追いかけられているのであった。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.「こんなこともあろうかと」と言うチャンスを常に狙っている。
"Düşen uçağın peşinden gitti".「私は山に墜落した飛行機から来ました。
Mona canlıdır ve o da görünüşe bakılırsa temizlikçilerin peşindedir.シュウとも会っており、彼が怨み屋の関係者であると睨んだ。
Sanjay da peşinden girer.ジャグジーがついている。
Ve o andan itibaren muhabirler peşine düştü ve her şey çığ gibi büyüdü."』ではレポーターとして活躍していたが、諸般の事情から降板した。
Bilginin peşinden gidiyoruz. ve siz bize suçlu dediniz.私たちは探している…そして他人は私たちを犯罪者と呼んでいる。
Ancak hayatta kalır ve Hannibal'ın peşine düşer.また、警察もハンニバルに見当を付けて彼を追う。
Daryl, Dwight'ın peşine düşer.ドワイト達を追ってきた。
Adam da peşinden oraya gelir.国は後からついてきますよ。
Fakat yine de Almanlar onu fark eder ve peşine düşerler.すぐにドイツ機は判別され、これに向かっていった。
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.怒ったときは「ボケェェェ!!!」と叫ぶ癖がある。
Columbia University'ye devam eden Keys, okulu bırakarak müzik kariyerinin peşinden gitmeye karar verdi.ベースのジェイミーは音楽制作のキャリアを追求するため、大学に行くことを決めバンドを脱退。
Satıcı aldığı peşinatı ve imzalattığı senetleri iade etmek zorundadır.貿易商人たちが指定した品物を探し出して届ける。
Böylece yeniden birlikte vezirin peşine düşerler.幕末ごろに再び遊女に結われるようになる。
Alex bir gerçeği unutup Joshua'nın peşinde gitmektedir.何故かアレックスには辛く当たり、ジョシュアを溺愛している。
Buffy de aynı iblislerin peşindedir.Joneは悪魔を追いかける。
Ailesinin dağıldığı geniş coğrafyada gezerek onlardan kalan izlerin peşine düşüyor.長宗我部氏滅亡後、一族は離散した。
İnsanları büyüleyip peşine takar.その人とペアになってクイズに挑む。
Çünkü bahis oynayıp daha çok para kazanmanın peşindedir.色々な人と賭博をし、その勝ち金で生活している。
Eşinin peşinde koşmaktan bıkmıştır.よく笹夫の元から逃げ出している。
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.おいしいものさがしに同行。
Rıdvan Dilmen'in peşini sakatlıklar bırakmadı.インドゥラインを追い詰めることは不可能となった。
Ancak daha sonra Dragovich'in peşinden giderler.後にドリュウズへと進化していく。
Zevkten aldığın haz için zevkin peşinden koşma.お前たちは修行完成者の遺骨の供養にかかずらうな。