Gergedanlar ise Sid'in peşinden koşarak onu kovalarlar.Wściekły Chas goni go po domu.
Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır.Dziennikarz chce do nich dotrzeć.
Yasemin bu işin peşini bırakmaz.Yngwie nie chciał na to przystać.
Müfettiş işin peşini bırakmaz.Detektyw postanawia temu zapobiec.
(Nizamettin, Safiye'ye Polat'ın kendisinin peşinde olduğunu söylemiştir.)(Na uwagę zasługuje fakt, że Katylina popierał stronnictwo Sulli, któremu z kolei Sallustiusz był przeciwny.)
Bu sırada Sonic, minnettar bir şekilde Eggman'in peşine düşer.Sonic postanawia nie tracić czasu i rusza w pogoń za Eggmanem.
Kalmuk atlıları peşine düşerler.Jeźdźcy rzucili się do pościgu.
Michael'ın psikiyatristi Dr. Sam Loomis, Michael'ın niyetini anlayarak peşinden Haddonfield'a gider.Loomis, powiadomiony o ucieczce Michaela, pojawia się w Haddonfield, by go odnaleźć.
Levene peşin para veremez ve herhangi bir ipucu alamadan uzaklaşır.Po zainkasowaniu pieniędzy A znika bez śladu.
Javert, yine peşindedir.Jagger znowu zaczął przegrywać.
Tabi herkes başkanı kaçırdı sanır ve Ben'in peşine takılır.George zatuszował przed Abigail fakt, że David uciekł a sam ruszył za nim w pościg.
Crane ve ekibinin peşine düşer.Podąża za nim Seth oraz jego siostra.
Hamsiye de Tursun'un peşinden İstanbul'a gelir ve abisi Cemal'in yanına yerleşir.Zostaje na nim palaczem i zbliża się do Ignaca.
Önce polis düşer peşine.Tam zaczyna się pościg policji.
Arabaya atlayıp iblisin peşine düşerler.Wściekły, rusza w pościg za samochodem.
Sovyet ajanları da Kristal Kafatası'nın peşinde sıcak takiptedir.Sovjetiska agenter jagar samtidigt kristalldödskallen i ett dunkelt syfte.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Ej att förväxla med Finsta.
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.Båda blev dömda för detta brott.
Kimisi elinde roketatarlarla, kimisi av tüfeği ile peşinize düşüyor.Några har till och med försökt med raketdrift.
Hikâyenin asıl karakteri mimar Ethan Mars oğlunu kurtarmak için Origami Katili'nin peşinden gidiyor.Hans uppgift är att hitta och gripa Origamimördaren och rädda Ethan Mars förlorade son.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Vi kommer att ge en sann bild av samtida händelser”.
Çünkü onların bağımsılığı peşinen geliyordu.För andra betydelser, se Vainode.
Göğüsleri erken büyüdüğü için tüm erkekleri peşine takar.Till dessa hör gynekomasti, att brösten börjar växa på män.
Peşinden onun düşmanlarına haber verdi.Han smög efter fienderna.
Ali'yle mutluluk hayalleri peşindedir.Bart drömmer sedan en glad dröm om själarna.
Chucky tekrar dönmüş ve hala Andy'nin bedeninin peşindedir.Åtta år har gått sedan Chucky för andra gången återuppstod och försökte besitta Andys kropp.
Kalmuk atlıları peşine düşerler.Dom följe efter häst-spåren.
( Eğer kralın hizmetindeyseniz şan peşinde koşmayın. )(Om du skiljer dig, visar du att du inte håller fast vid Guds bud.)
Scottie, genç kadının peşinden San Francisco'ya döner.Under tiden har Lily kommit tillbaka från San Francisco.
Ay Yüzlü de Ellen'in peşinden üst kata gelir.Det blev en karriärmässig höjdpunkt för Ellen Erup.
Ayak üstü avcılık yaparlar ve avlarının peşinden giderler.Stövare används vid rävjakt och vid jakt på hare.
Harry Snape'in peşine düşer ve Snape ona Melez Prens'in kendisi olduğunu söyler.Det är oklart varför Snape valde att kalla sig för Halvblodsprinsen.
Yeni Papa olan X. Gregorius büyük hayaller ve idealler peşinde idi.Påve Gregorius den store visade mycket intresse för Benedikt och hans verk.
Arabayı çaldıktan sonra Brent'in peşine polisler yakalamak için takılır.Vid en biljakt blir Burt mördad.
Onların peşinden gitmeyin.Не наслідуйте мене в цьому.
"Bad Guy"da, Stan'in kardeşi Matthew artık büyümüştür ve ağabeyinin intikamının peşindedir.На «Bad Guy» уже дорослий брат Стена жадає помсти.
Fakat yine de Almanlar onu fark eder ve peşine düşerler.Німці це відразу зрозуміли і почали за ним полювання.
Lezzetli yiyeceğin peşine düşme.Не тримати поряд з харчовими продуктами.
Bunun üzerine Tuco, intikam için Sarışın'ın peşine düşer.Тепер Туко змушений врятувати життя Блондина.
Onu her gördüğünde peşinden "SOOONIIIIIIIC!!!!!" diye bağırarak koşar.Коли бачить Сеймура, то тоді зазвичай викрикує: «Скі-і-і-і-нееер!!!!!», постійно його критикує.
Sürekli yemek peşindedir.Постійно пересувається у пошуках їжі.
Peşinde artık hem polis hem de Alman casusları vardır.Тепер за ним полює не лише поліція, а й німецькі шпигуни.
Amcası peşinden gider.Брат слід за ним.
Gianni ise kaçmaktadır,Lolanın ölümünün ardından Frankte onun peşinden gitmektedir.Джіанні потім тікає, залишаючи Френка на піклування Лоли.
Kalmuk atlıları peşine düşerler.Пізніше тут пасли коней.
Oradan Hamza'nın peşine düşer ve onu da öldürür.За ним слідує Мачек і вбиває його.
Bu sefer 130 tane çocuk onun peşinden gelir.Нині його відвідують 30 дітей.
Mordor yoluna doğru giden Frodo'nun peşine Sam takılır.У сутінках Фродо дістається Моргульського Шляху.
Genç kız ve silahşor çetenin peşine düşerler.Після цього кров і насильство переслідують молоду пару.
Doğru zaman ve yerde Tanrısizin peşinize düşecektir.Чи буде правда на землі і коли вона прийде.
Adam, yükselme peşinde olan bir kişidir.Тобто людина, що гонить, переслідує.
"'Biraz daha gerçek bir komedinin peşindeyim'".Ми реально піднялися ще на одну музичну вершину!".
İkisi de bu suçlunun peşine düşerler.Тому обох розшукують як злочинців.
Ancak, felsefi gönderemeler peşinde olmadı.Проте нам їх в архівах розшукати не пощастило.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.Нехай весь світ буде позаду тебе, забудь його.
Böylece yeniden birlikte vezirin peşine düşerler.Знову будемо гнати за ними.
Satıcı aldığı peşinatı ve imzalattığı senetleri iade etmek zorundadır.Зобов'язання підписується поручителями та особою, яка його відібрала.
Hep Önem'in peşinde gider.Постійно бігає за вами.
Peşinden millete güçlü bir beyanat.Сполука проявляє сильні окисні властивості.
Hen Wen kaçtığında, Taran onun peşinden gitti ve kendini, evinin çok uzağında buldu.Коли Фарон погодився, Фіакр вибрав собі місце, а потім пішов, тягнучи за собою свою палицю.