Hammadeleri pazara ulaştırmak.إنه يدور حول التزويد والوفرة.
Hammadeleri pazara ulaştırmak.コモディティを市場に出していました
Hayatını kazanmak üzere pazara mallarını götürüyor. Mallarını taşımak onu yormuş olmalı.Unavená nošením zboží na trh, aby si jeho prodejem vydělala na živobytí.
Hayatını kazanmak üzere pazara mallarını götürüyor. Mallarını taşımak onu yormuş olmalı.Вона стомлена, оскільки несе товари на продаж, щоб заробити собі на життя.
Hayatını kazanmak üzere pazara mallarını götürüyor. Mallarını taşımak onu yormuş olmalı.(Ж) Она устало несет товары на рынок, чтобы продать их и заработать себе на жизнь.
Herkes hem oyunu pazara sürmeyi, hem de en iyi oyunu yapmayı istiyordu!Ils ne voulaient pas seulement sortir un jeu, mais ils voulaient créer le meilleur jeu possible!
Herkes hem oyunu pazara sürmeyi, hem de en iyi oyunu yapmayı istiyordu!Každý chtěl hru nejen uvést na trh, ale také ji vytvořit úžasnou, dokonalou, nejlepší!
Herkes hem oyunu pazara sürmeyi, hem de en iyi oyunu yapmayı istiyordu!모두가 게임 출시를 단지 원하는 것이 아니라 그 게임이 최고가 되길 바랐죠!
Hiçbiri genel pazara ulaşamadı.Žádná z nich nebyla uvedena na trh.
Hiçbiri genel pazara ulaşamadı.Καμία από αυτές δεν έφθασε στην αγορά.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.A proposito, se vai al mercato, puoi comprare quei componenti con pochi spiccioli.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.En el mercado, se pueden comprar todos esos ingredientes por poquísimo dinero.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Faktiskt, om du går till marknaden- -kan du köpa alla delarna- -för småpengar barn brukar ha.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Hvis du går på markedet, - - kan du købe alle delene - - for de småpenge, børn har.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Já agora, se fores ao mercado, podes comprar todos esses ingredientes com uns trocados.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Jos menee torille- -voi ostaa kaikki aineet pikkurahalla.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Tak się składa, że na rynku możesz kupić te składniki za grosze, które nawet dziecko nosi przy sobie.
Ne tesadüf ki, pazara gidersen küçük bir çocugun harçlıgıyla tüm bu bile, senleri satın alabilirsin.Между прочим, если ты пойдёшь на рынок, то сможешь там всё это купить на свои карманные деньги.
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.처음 보는 모습이었죠 그 날 저녁 저는 어둠에 잠긴 시장을 다시 찾았습니다
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.Po zmroku wróciłem na targ i usłyszałem: uff, uff...
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.Вечерта по тъмно се върнах обратно на пазара и чух стонове.
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.באותו ערב חזרתי לשוק בחושך ושמעתי "אהה... אהה.."
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.وفي هذا المساء عدت إلى السوق ليلاً وسمعت " آه ، آه"
O akşam, karanlıkta pazara tekrar geldim ve "uhh, uhh" sesini duydum.「ウー、ウー」という声が聞こえてきました。 思った通り、ゴミの山に捨てられたオラウータンの赤ん坊を見つけました。
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Ainsi,les engagements présentés par les actionnaires d’Open permettront aux tiersd’accéder au marché.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Akcionári firmy Opensa napríklad zaviazali poskytnúť prístup na trh aj tretím stranám.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Así, los compromisos presentados por los accionistas de Open permitirán a los terceros acceder al mercado.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Assim, os compromissos assumidos pelos accionistas da Openpermitirão o acesso de terceiros ao mercado.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.De exemplu, conform promisiunilor făcute deacţionarii Open, terţe părţi vor putea fi prezente pe piaţă.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Například závazky dané akcionáři podniku Open zajistípřístup na trh třetím stranám.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Na przykład, uzyskała od udziałowców spółki Open gwarancję zapewnienia dostępu do rynku osobom trzecim.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Opens aktieägare gjorde därför åtaganden som gjorde det möjligt förtredje part att få tillgång till marknaden.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Preden je Komisija sporazum odobrila, si je zagotovila, da bokonkurenca delovala tudi po ustanovitvi Opna.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Således haraktionærerne i Open forpligtet sig til at lade tredjemand gå ind på markedet.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Така например, акционерите на “Оупън” обещахадостъп до пазара на трети страни.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.Vom traversa cartiere paşnice în drum spre piaţă,
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.Gremo skozi prijateljski del, preden pridemo do tržnice.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.Jeg sagde ikke et ord, Sir.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız. O yüzden kuralları unutmayın:Než dorazíme na trh, půjdeme přes spojenecké území, takže pamatujte na pravidla boje.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız. O yüzden kuralları unutmayın:Pôjdeme cez spojenecké územie, kým dorazíme na trh, takže pamätajte na pravidlá boja.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız. O yüzden kuralları unutmayın:Ще преминете през мирни квартали преди да ударите пазара... ...така, че помнете правилата на боя:
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.Θα είμαστε σε φιλικές γειτονιές πριν φτάσουμε στην αγορά.
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.אנחנו נהייה בשטח ידידותי ...לפני שנגיע לשוק
Pazara girinceye dek dost bölgede olacağız.بالمدافع الصغيره وصواريخ 2.75.
Pazara ilişkin talep eğrisini çizdik, şimdi bir de marjinal gelir eğrisini çizmemiz gerek.Krzywa... popytu... dla rynku. Gdyby więc obie firmy działały razem...
Reçeteli opioidler, ikame ilaçlarının esas kullanımlarından saptırılması yoluyla yasadışı pazara girebilir.Opioidi na recept lahko vstopijo na trg s prepovedanimi drogami, če se nadomestne droge ne uporabijo ustrezno.
Reçeteli opioidler, ikame ilaçlarının esas kullanımlarından saptırılması yoluyla yasadışı pazara girebilir.Specifická léčba pro uživatele s komorbiditou v Evropě zůstává omezená.
Reçeteli opioidler, ikame ilaçlarının esas kullanımlarından saptırılması yoluyla yasadışı pazara girebilir.Tíz másik országban 10% alatti volt ez az arány (119).
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• A empresa domina o mercado comum ou uma «parte substancial» do mercado comum.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• A vállalkozás erőfölényes helyzetben van a közös piacon vagy annak egy jelentős részén.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• Das Unternehmen beherrscht den Gemeinsamen Markt oder einen „wesentlichen
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• De onderneming domineert de gemeenschappelijke markt of althans een
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• Företaget skall dominera den gemensamma marknaden eller en "väsentlig del" av denna.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.La empresa ha de dominar el mercado común o una «parte sustancial» delmismo.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• L’entreprise domine le marché commun ou une «partie substantielle» du marché commun.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• Podnik má dominantní postavení na společném trhu nebo na „podstatné části“ společného trhu.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• Podnik má dominantný vplyv na spoločnom trhu alebo na "podstatnej časti" spoločného trhu.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• Virksomheden dominerer det fælles marked eller en »væsentlig del« af det fælles marked.
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.Zastosowanie przepisów tego artykułu wymaga spełnienianastępujących przesłanek:
• Şirket ortak pazara hakimdir ya da ortak pazarın “önemli bir kısmına” hakimdir.• η εpiιείρηση κατέει δε σ p i X υ σ α θέση στην κινή αγρά ή σε «σηµα- ντικ τµήµα» αυτής·